|

Muhiddin-i ibni Arabinin Tavsiyeleri
Muhiddin-i Arabi buyuruyor:
Bütün Müslümanlara, dinlerinde
devamlı birlik ve bir gibi olmalarını, hiç bîr suretle
Dinde ayrılık yapmamalarını vasiyet ederiM. . .
Allah'ın yardımı birliktedir. Müslümanlar ayrılığa düşmezlerse
onları kimse mağlup edemez. . .
Dinin hükümlerini nefsinde iîılâs ile tatuik edeni kimse
aldatamaz. Cin ve Şeytan o insana galebe edemez.
Allah, Esnıâ-i hüsııâsıyla bilinir. Cenabı Hak'kın asarından.
Kudret ve azametini düşün, Zât ve mahiyetini düşünme.
. .
Esmâ-i hüsnânın çokluğu bir merkezde düşünülürse Tevlıid
olur. Tevhid kuvvettir.
Daima Allah'tan başkasını unut. . . Zâkir olursun. Böyle
olan kimse her yerde zâkir'dir. Kala ve lisaniyle Allah'ın
zikrine devam edenlerin kalbine Allah Zâti Ahadiyetine
karşı iştiyak nuru ilka eder. Gözü açılana ilâya gelir.
. .
Haya makamında Fetih başlar. Fetih, kalb gözünün Tevfık-ı
Rabbani ile açılmasıdır. Bu göz açıldı mı Ahlâk, Fazilet,
Doğruluk o kimse için asla değişmeyen, değiştirilemeyen
bir haslet olur, Onsuz yaşayamaz.
2-) Bir yerde bir günah işlemiş
isen oradan ayrılmadan birde iyilik, ibadet işle, bir
elbise üzerinde iken işlemiş isen O elbiseyi çıkarmadan
evvel bir de ibadet yap. .
Vücudundan ayrılan sakal, bıyık, saç, tırnak , kir gibi
şeylerde, senden ayrılırken tahir bulun. Ve Allah'ı zikret.
Çünkü onlara sahibini nasıl terkettfn diye sorarlar. .
.
"Tırnak ve saçta sinir vardır. Fakat keserken duymaz.
Vücutta bâzı kısımların Ruhla alâkası vardır. Duyarlar.
Bâzı kısımtar da cesede, cana aiddir, duygu yoktur"
Hiç olmazsa Allah'tan mağfiret İste. . . Allah'tan af
ve mağfiret istemem bir duadır. Dua da İbadetdir unutma.
. .
Abdestsiz kat'iyyen tırnak, saç, sakal kesme. Abdest almadan
yıkanma. . . Cünub iken su içme, yemek yeme, hatta kelâm
etme, konuşma. . .
Niçinİni sorma. Bana yanaşamazsın. Vasiyetimi tut. Sonun
hayırlı olur.
Geçmiş günahlarından birini hatırlayınca hemen tevoe,
istiğfar et. Ve Allah'ı zikret. Çünkü Resulü Ekrem (Her
işlediğin suçun pe-şinden bir de iyilik yap ki onu mahvetsin,
zira Hasenat Seyyiati yok eder) buyurmuşlardır.
3-) Nerede öleceğini, ne vakit ruhunu vereceğini
bilemezsin... Onun için Rabbine her hâlinde hüsnü zan
et. Sui zan etme.Tâ ki Rab-bine hüsnü zan ile kavuşasın.
. .
Hadis-i Kudsi'de buyurur: Ben kulumun zannı üzereyim.
Bana karşı hayır zan'da bulunsun. Bu haber bir vakit ile
takyîd buy-rulmamıştır. Hatta zanmm ilim derecesine çıkar.
. .
De ki Rabbim affeder, mağfiret eder. Günahlarımdan beni
temizler.
Günahkârlara rahmetinden ümidinizi kesmeyin; çünkü Rab-biniz
bütün günahları yargılar. Bu âyet'tir.
Bir kavli şerifte hiç bir günaiıtahdid edilmeden mağfiret
beyan buyrulmuş, bir de cenıian ile te'kid edilmiştir.
Allah'ın Rahmeti gazabına galiptir. Günahkârlara da kulum
diye şeref bahşetmesi ne büyük lütf-u İlâhidir. (Kul)
kelimesi Hak namına kelâm eden, konuşan demektir.
Allah'ımıza hudutsuz şükürler olsun. . .
4-) Gizli, aşikâr, tenhada, kalabalıkta Allah'ın zikrine
devam et. Allah, siz beni anın ben de sizi anayım der.
Allah'ı çok zikreden erkeklerle, Allah'ı çok zikreden
kadınlara pek büyük mükâfatlar hazırlanmıştır, buyrulur.
Zikir, dil ile.olduğu gibi kalb ile de olur. Hatta bütün
azalarla olur. Zikir, zikrettiği Zâtten başkasını tamamen
unutmaktadır.
Daha doğrusu zikir, Maliki eeseden ve ruhan talep etmektir.
Zikir çok büyük bîr ihsandır mü'minlere. . .
"VE LE ZlKRULLAHÜ EKBER"
Allah daima kendi Zat-ı Ecel-li Âlâlarını teşbih ve zikreder.
En büyük zikir Allah'ın zikridir. Buradaki âyette en büyük
zikir Hak İle zikre iştiraktir. Sana senden yakın olanla.
. .
Gafil olma. . . Gafillerin sözüne bakma. . . Onlar bana
yetişemezler. . .
Zikir:
l- Kalben
2- Suren
3- Fiilen.
l- Kalben, esmayı sükûn ve huzur içinde dil ile zikirle
elde
edilir.
2- Sırren, Esmada erimektir.. .
3- Fiilen, ki en kıymetli zikirdir. Bu zikir Allah'ın
emirlerinde gizlidir. Resulün sünnetlerinde yaptığı hareketlerde
görünür. . . Zekât, sadaka el Rezzak esmasını Hilen zikirdir.
Merhamet ve şefkat; El Rahim, El Rahman esmalarının fiili
zikridir.
Muzur diye telâkki ettiğimiz hayvanlara bile şefkat ve
merhamet şâmildir.
Resulü Ekrem fiili zikrin tam kendisi idi. Ahlâkı ve bütün
sün-
netleriyle...
Bu zikre giren büyük bir tahdidat altındadır. Resul'e
abdestli bulunmak, yerde yatmak, Teheccüd namazı kılmak,
misvak kullanmak farzdı. Fiili zikir olmasa diğerleri
bir şey
ifade etmez.
Namaz da bir zikirdir. Miraca gitmektir, ibadet bundan
dolayı farzdır. "Farz" demek mecburi demek değildir.
Hak'ka yanaşmak için muhakkak şarttır. Hak'ka yanaşmanın
edebidir, usulüdür bunsuz olmaz
demektir.
5-) işlenilen günahın günah
olduğuna inanmak ve onun bir kabahat olduğunu bilmek tâattir.
Daha günahı işlerken içine ibâdet karışıyor demektir.
Bu ibâdetin karışması affa sebebtir. Bir de o günaha istiğfar
ve tevbe edilirse, tâat tarafı kuvvetleniyor günaha galebe
ediyor. Günahı günah bilmek ve işlerken günah olduğuna
inanmak işlemenin sonunda nedamete (için yanmasına) sebep
olur. işte bu haller günahları yıkayan en İyi hallerdir.
Allah'ın affı ve Rahmeti çok vâsidir. Allah'a doğru bir
kanş gidene Allah'ın rahmeti bir arşın gelir. Bir arşın
gidene bir kulaç gelir. Yürüyerek gidene koşarak gelir
mealinde Hadis-i Kııdsi vardır.
Allah'tan bize gelen feyizler, Ahkâm-ı llâhiye'ye imân
ile mütenasiptir, imânın ne kadar kuvvetlenirse feyz o
kadar fazlalaşır. . .
6-) Daima hayra ve hayırlı işlere niyetli ol. O
hayn işlemeğe muvaffak olamazsan dahî mükâfatını görürsün.
Yine hatama gelen bütün serleri de terk etmeğe azimli
ol.
Yine hatırına gelen fenalıkları da terk etmeğe azmet.
Kader galebe eder de o şerri işlersen zararım görmezsin.
Hatıra gelen serleri terk etmeğe azimli olan, her fena
hatıradan dolayı sevap kazanır. . .
Sevap: Allah'ın ve Peygamberin yapılmasını istediği ve
yapıl-mamasından hoşnut oldukları şeylere denir.
Bir Hadis-i Kudsî'de: Kulum bir sevap, bir iyilik işlemeyi
düşünürse, hemen bir sevap yazarım. Eğer onu işlerse enaz
on misli sevap yazarım. Bir fenalık düşünürse, onu işlemezse
affederim, işlerse bir misli günah yazarını. Buyruhır.
Günahlarda adalet var. Sevaplarda fazlalık var. iyi iş,
güzel âmel yapanlara daha güzel bir de ziyadesi var.
"Burada Allah .yazarım diyor" Hakkın kudretiyle
yazıldığı için "yazarını" buyuruyortahdidetmiyor.
7-) İslâm kelimesi (LA İLAHE
İLLALLAH) dır, ona devanı et.
Bu, zikirlerin efdâlidir.
Hadis-i şerifte Ben ve benden evvel geçen bütün Peygamberlerin
söylediği en efdâl zikir {LA İ L Â H E l L L A L L A H)dır
buyrulmuştur.
Bİr Hadis-i Kudsi'de: Benden gayri yedi gökler ve onlarda
bulunanlar ve yine benden gayri yedi kat yerler ve içinde
bulunanlar terazinin bir gözünde olsa, (LA İ L A H E İLLALLAH)
da diğer kefesinde olsa, Kelime-i islâm ağır gelir.. .
Sözün inceliğini düşün. Düşün de ona göre devam et. .
. Bu zikrin feyzini ancak buna devam eden ve bunu kalbe
muhkem yerleştiren anlar. . . Bu kelimede hem nefihenı
de ispat vardır. (LA İLA - H E ) İle aynını nefi ederken
(I L L A L L A H) ile de varlığını ispat ediyor.
Sen de ilmen değil hükmen aynını nefi eder Hak'kın varlığını
hem ilmen hem de hükmen ısbat, edersen, Tevhid'in zevkine
erersin. . .
(LA İLAHE İLLALLAH) lâfzı mübarekinin nefi ve ısbat İle
birlikte bulunması ve böyle olmasında büyük bir hikmet
ve büyük bir sırrın Hak tarafından ilânı vardır. Ona da
devam et ve ehlini bulursan ondan tâlim eyle. . .
8-) Sakın (LA l L Â H E t L L A L L A H) m ehline düşman
olma, onun Allah dostları ile dostluğu vardır.
Kelimei tevhidin ehli olanların bilfarz yer dolusu günahları
olsa yalnız şirk bulunmasa, Allah onları kadar mağfiretle
karşılar. Allah'a düşman olan müşriktir. Ondan uzaklaşmalı.
. .
Bilmeyerek veya te'vile müsait ağzından bozuk şeyler çıkmış
ise, bununla Allah'ın kullarına düşman olunmaz...
Allah'a düşman olduğu belli olmayan kimselere düşmanlık
etme...
Allah'a düşman müşriktir dedik Fiilini söylemeyen de âsi,
günahkâr (mü'min) veya daha akıbeti belli olmayandır.
Allah, kendi dostuna düşmanlık edene ilânı harbeder.
Allah'ın kullarına daima şefkat ve merhametle muamele
et.
Allah, gâvuruna da dinsizine de rızık veriyor. Hattâ şefkat
ve merhametini bütün hayvanat ve mahlukata teşmil et.
Onları yaradanın hatırı büyüktür de.
9-) Allah'ın, üzerine farz
kıldığı ibadetlere devam et. Farzlar arasındaki nafileleri
de kıl, işle. Amelinden hiç bir şeyi küçük görme. Allah
o ameli yaratırken hakir görmedi. Allah, her emrini itinâ
ve inayetle vermiştir.
Farzların edasına itinâ eden, Allah'a en sevgili ibadetlerle
kulluk etmiş ve yaklaşmıştır.
Farzları kendisine vazifei asliye kabul eden ve nefsinde
tatbik eden Hak'kın gözü ve kulağı olur. Seni:,ıle işitir,
seninle görür, Hak'kın eli senin elindir. Sana hakkıyle
biâd edenler ancak Allah'a biâd etmiş olurlar. Allah'ın
eli onların elleri üzerindedir. Onların elleri Allah'ın
eli olduğu surette onların ellerj üstündedir. Mubayaa
ismi faildir. Fail Allah'tır. Onların elleri Allah'ın
elidir. Onların elleriyle Ailah-ü Tealâ mubayaa etmiştir.
Halbuki nıubavaa edenler de onlardır. Nafilelere devam
eden Allah'ın sevgisine nail olur.
O kadar ki. Hak onun işitir kulağı, görür gözü olur. Farzları
eda eden de bunun aksi olduğu gibi farzlarda mecburi kulluk
vardır. O asıldır. Nafilelerde kulluk ihtiyaridir. Nafileye
nafile denmesi zait olduğu içindir.
Sen de vücudda zaidsin. Çünkü Allah vardı sen yoktun.
Sonra sen oldun. Vücud hades zaid oldu demek, sen vücud
hakkında nafilesin binaenaleyh senin için nafile denilen
ameli yapmak lâzımdır. Zira o, senin aslındır. Farz olan
amelleri de yapmak lâzımdır. Çünkü onlar da vücudun aslıdır
ki Hakkın vücududur. Farzların edası ile sen onun için
oldun. Nafileyi eda ile de sen, senin için oldun. Sen
onun için olmak-lığın bakımından Onun sana muhabbeti,
sen, senin için olduğun cihetteki muhabbetinden çok üstündür.
Kudsi Hadis: Kulum, farz kıldığını ibadetlerle bana yaklaştığı
gibi hiç bîr şeyle yaklaşamadı. Kulum, nafilelerle de
bana yaklaşır. O kadar kî, onu severim. Sevince de işitir
kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı olurum. Benden
isteyince mutlaka veririm. Bana sığınınca mutlaka onu
korurum, işlediğim işler içinde,Mümin kulumun ruhunu kabzetmekteki
tereddüdüm kadar, lıiç bir şeyde tereddüt etmedim. O,
ölümden hoşlanmaz. Bçn de onu müteessir etmek istemem.
Allah muhabbetinin verdiği neticeye bak; kulun nafilesi
de ancak, farzları ikmal ettikten sonra sahih olur.
Nafilelerin içinde de bir çok farzlar ve nafileler vardır.
Kı-raet, Rüku, Sücud ve benzerleri farzlar gibi. Nafilelerde
farzlann bulunması, farzları ikmâl ediyor.
Bir Hadis-î sahihde: Cenabı Hak, kulumun namazına bakın.
Taınam'ını, noksanını? Tam İse, tam yazılır, eğer bir
şey noksan ise, bakın kulumun nafilesi varmı? Eğer nafilesi
varsa, farzını onlardan ikmâl ediniz. Buyurur, işte, ameller
böylece zabta geçer.
Nafilenin mutlaka farzlardan aslı bulunmalı. Farzlarda
ash bulunmayan, yeni uydurulmuş bir ibadet demektir. Zahir
buna bid'at der. Ruhbaniyyet icad ettiler buyurur Resul-ü
Ekrem. Bunlardan bir kısmına, güzel adetlerdir der. Ve
bunları icad edenler, kıyamete kadar sevap kazanırlar.
Bunlar, Şeriatın aslına, ruhuna uygun olan bid'atler ki,
bid'ati hasene tâbir edilmiştir.
Şeriate uymayan ve şer olanlar, bid'ati seyyie'dir. Kötü
âdetlerdir, iyi âdetlere uyup, amel etmekte sevap vardır
lâkin, o iyi olan bir şeyi, Resulullah'dan sadır olmamıştır
diye terk etmekde daha ziyade ecir vardır.
Resulüllah'a sünnetlerde tabi olmaktan, sünnet olmayan
şeylerde. Resulullah terk ettiği içüı terkine uymak, şeriatin
ruhuna daha uygundur. Çünkü Resulu'lan, .ümmetine bir
çok şeylerin teklifinden hoşlanmaz. Bu da güzeldir diye
bir çok ibadetten ibda doğru değildir.
Kolaylaştırın güçleştirmeyi)!, müjdeleyin nefret ettirmeyin
"Hadis"
Allah size kolaylık murad eder, güçlük murat; etmez. "Ayet"
Ahmet ibni Hanbel, kavun yemedi. Niçin dediler. Resulallah
nasıl yedi bilemiyorum da ondan dedi. Radiyallalı-ü anlı.
[Muhiddin-i Arabî hazretleri, bu dokuzuncu vasiyetinde
çok büyük bir bahse temas etmiştir. Hülâsa bid'atlerin
iyi olmadığı neticesine varıyor.
O halde, Resulüllah'ın yapmadığı şeylerden kat'i surette
kaçmak. . . yaptığı şeyleri nasıl yaptığım bilmeden, yapmaktan
uzak durmak en emin tarikdir].
10-) işlerine riayet ettiğin
gibi, sözlerine de riayet et. Sözlerinde amellerin cumlesindendir.
Ağızdan çıkan her sözün, mutlaka yanında gözcüler vardır.
Allah-ü Zül Celâl. Allah yolunda şehid olanlara ölü diyenleri
yalancılıkla itham ediyor. Onlar, Ölü değil diridir buyuruyor.
"Şehid" insanda Nur-u [M] di bulunduğundan Hak,
Şelıid'e kıymet vermiştir.. ."
Sözüne dikkat et. Allah, çirkin lâkırdıların aşikâre söylenmesini
sevmez. Şeriat'ın ölçüsüyle korniş, aşuı siline. . . Meselâ
Burç değişti, yıldız şöyle oldu da yağmur yağdı diyenler,
Allah'a küfür, yıldıza imân ettiler.
Hadîs-İ Şerifte: insanları yüzü koyun Cehennesn'e sürükleyen,
dillerinin söylediği sözlerdir. Buyruldu. . . Yine Hadis-i
Şerifte: Bir adam Allah'ın gazabını celbeden bir kelime
söyler, ona da ehemmiyet vermez halbuıd o kelime onu Cehennemin
yetmiş yıllık derinliklerine
uçurur.
Bir kimse de, Allah'ın razı olacağı bir kelime söyler
de onun götüreceği yeri bilmez. HalbuKi o kelime, ona
yükseklerin yükseğine çıkarır buyrulmuştur.
11-) Sakın, elinle ruh sahibi
bir mahlukun tasvirini yapma. Tasvir yapanlar kıyamette
en şiddetli azaba giriftar olurlar. Tasvir yapanlara kıyamette
denir ki,şu yarattığın şeyi dirilt veya ona bir ruh ver
bakalım. Tabii veremez.
Hadis-i Kudsi'de: Benîm gibi yaratmaya yeltenenlerden
daha zalim kim olabilir. Onlar, bir karıncayı veya bir
buğday tanesini veya bir arpa tanesini yaratsınlar imkânı
mı var?.
Burada fotoğraf akla gelir. Bunun hakkında meşhur Mısır
Müftüsü Abduh'un bir fetvası vardır. "El cevabı Safi
fi ibahetil lifotoğ-rafi" risalesinde fotoğrafta
üç buud olmadığından, bîr satıh üzerinde olması ve şahsın
aynı olması bakımından taklid olmadığı ve fotoğrafta bir
günah olmadığını ifade etmiştir.
12-) Kardeşini. Hastaları
ziyaret et. Onlarda ne ibret alınacak şeyler var. Aczini,
Allah'a karşı fakrini düşün. Allah'ın, lutfuyla sana bahşettiği
sıhhatini ve o sıhhatle yapmış olduğun ibadetlerini, Allah'ın
Ihsan'ı bil ve şükret. '
Allah, hasta kulunun yanındadır. Hastaya dikkatle bak.
O daima Allah'a sığınır. Doktor da baksa, ilâçta alsa,
şifayı Allah'dan bekler. Onun dili daima Allah'ladır.
Kalbiyle Allah'ına iltica eder. Allah'dan gaflet etmez.
AÜalı onunladır.
Allah-ü Zül Celâl, kıyamet gününde Ey Adem oğlu, ben hasta
oldum da beni ziyarete gelmedin. Diyecek. Ya Rab, Sen
Rabbülâlemin-sin nasıl seni ziyaret edebilirim deyince;
bilmiyor musun falan kulum hasta idi onu ziyaret etmedin.
Eğer ziyaret etse idfn, beni onun yanında bulurdun. Yâni,
hastanın dili ve kalbi, Ya SAFI diye feryad ediyor.
Ey Adem oğlu, senden yemek istedim de yedirmedin. Ya Rab.
Sen Rabbülâlemin'sin ben sana nasıl yemek yedirebilirim.
Bilmiyor musun falan kulum senden yiyecek istedi de yedirmedin.
Eğer ona yedirse idia, onu benim yanımda bulurdun.
Ey Adem .oğlu, senden su istedim. Beni sulamadın. Ya Rab,
Sçn Rabbülâlemin'sin ben seni nasıl sularım. Bümezmism
falan kulum senden su istedi de onu sulamadın. Eğer onu
sulasa idin, Onu benim yanımda bulurdun.
Resul-ü Ekrem buyurdular ki; Allah-ü Zül Celâl zatını
kulu menziline koydu. Binaenaleyh Allah Ue huzur eden,
her halinde Allah'ın) zikreden, her yiyecek ve içecek
isteyeni Hak görür. Onun dileğini derhal yerine geör.
Saüi me'yus etme. Hiç bir şey yoksa, tatü dille güler
yüz göster.
Senden yiyecek, içecek isteyen, seni Hak menziline çıkardı.
Saİle dikkat et. isterken Allah adına ister onu, o halinde
Öyle konuşturan Zatın hatırına hemen sen de, varsa istediğini
ver,
İmam-ı Hasan'la İmam-ı Hüseyin efendilerimizden, sail
bir şey isterse, derhal vermek için güler yüzle karşılarlar
ve meccanen alıirete muhtaç olduğumuz şeyleri götürmeğe
gelen aziz kardeşim diye taltif
ederlerdi.
13-) Sakın Kimseye zulmetme,Zulüm,
insanı kıyamette karanlıklar içinde bırakır.
Zülüm, hak sahiplerine haklarını vermemektir. Sıkışmış
birini görür de, onun sıkıntısını giderecek kudretde sende
varsa, bil ki senin malında, onun hakkı vardır. Onun haline
muttali oluşun, hakkını
vermek içindir.
Vermezsen mes'ulsün. Eğer mali kudretin yoksa, tatlı dil
ile ona yardım vazifendir. Senin için, ona maddeten yardıma
hiç imkân yoksa, o zaman ona dua edersin. Bunları ihmâl
eder yapmazsan zalimsin.
Saili kovma. Komşulara hediye vermek, açları doyurmak,
susuzları kandırmak, çıplakları giydirmek, şaşırmışları
yola koymak, suçlu ve kabahatlileri affetmek Din'dir.
Dindarlıktır...
Sen de Allah'ın fakirisin. Allah'ın, âlemlerde hiç bir
şeye ihtiyacı yoktur. Bununla beraber duaları kabul eder.
Muhtaç olanların ihtiyacını verir, zararlı şeyleri defeder,
faydalı şeyleri ulaştırır.
Sen de, Allah'ından dileklerini yüz aklığı ile isteyebilmek
için
elinden geleni yapmalısın.
Kudsi Hadis meali: Ey kullarım, zulmü nefsime haram kıldım.
Kendi aranızda da haram küdmı. Artık kimseye zulmetmeyin
Kullarım, hepiniz şaşırmışdınız. Yalnız benim hidayet
nasibettiğim kimseler müstesna. Benden hidayet isteyin,
sizi hidayete ulaştırayım.
Kullarım, hepiniz açsınız. Yalnız benim doyurduklarını
müstesna. Yiyeceklerinizi benden isteyin sizi doyurayım.
Kullarım, hepiniz çıplaksınız yalnız benim giydirdiklerim
müstesna. Benden giyinmeyi isteyin. Ben sizi giydireyim.
Kullarım, sîz gece gündüz hatalar, suçlar işliyorsunuz.
Ben günahlarınıza mağfiret ediyorum. Benden mağfiret İsteyin
sizî affedeyim, mağfiret edeyim.
Bak, dikkat et. Hak Tealâ, bunların hepsini sen istemeden
veriyor, bununla beraber, istemeni emrediyor ki, isteğine
icabet edip tekrar vermek için. . .
istemeden verdiğini, RAHMAN İsmi şerifinin tecelliyatı
bil. istedikten sonra vereceğini beyan buyurması da, ihtiyaçlarını
daima Rabbinden istemeyi sana talim içindir. Bunlar ayrı
ayrı makamlardır.
Kulların yaradüışındaki hikmet, Allah'a ibâdet yâni, Allah'a
tezellül ve ihtiyaçlarını açıklamaktır, ibadetlerin, Allah'a
kulluk borcu olduğunu unutma. Allah'ı bilmek için yol,
kulluk yoludur.
Sana vasiyetim: Hakkın emirleri ve nehiyleri karşısında
teslimiyetle boyun eğ ve dersini al. Tâ ki, bu emirler
ve nehiylerinde senden istenilen nedir, bunu bilesin.
Sakın istemeyenlerden olma. Birisinden istemeyen, umum
hakkında da cimrilik etmiş olur.
Eğer, sözü uzattım, çok söylediysem, kendini levmet. Cahil
İsen, öğrettim. Unutmuş isen, hatırlattım. Mü'min isen,
Mü'minlere vâzu menfaat verir. Burada sen, ben yok. Hepimize
vâzu menfaat verir.
Yukarıdaki Hadis'i Kudsi'nin tamamı, kullarım siz bana
zarar yapamazsınız. Menfaat de yapamazsınız. Bunlara gücünüz
yetmez. Kullarım, evveliniz, ahiriniz, insanlarınız, cinleriniz,
en Muttaki adamın kalbi gibi kalbe salıib olsanız bu haliniz,
mülkümden bir şey artırmaz.
Kullarım, evveliniz, insanlarınız, cinlerinizin en fâcir
adamın kalbi gibi olsa, bu haliniz, mülkümden bir şey
eksiltmez. Kullarım, evveliniz, ahiriniz, insanlarınız,
cinleriniz hep, düz bir yerde toplansa, benden isteseler,
ben de herkese istediğini versem,bu verişimden hazinemden
hiç bir şey eksilmez. İğnenin denize dalıp çıkması kadardır,
tğne denizden hiç bir şey eksiltmez. Çünkİ mücellâ olduğundan
su almaz.
Hele ş-u beyana bak. Zat-ı İlâhisini kulu menzilesine
koyunca, Allah'ı bilmeyen zayıf ruhlu insanlara, ne müthiş
Saltanatını bildiriyor.
Dostum: Hadİs-i şerifteki işaretlere dikkat et. Hadisin
sonu da şöyle: Bunlar hep, sizin amellerinizdir. Sîzin
için onları depo ettim. Yine size iade edeceğim. Hayır
gören, Allah'a Hamd etsin. Hayırdan başka bir şey ile
karşılaşan, kendini levm etsin.
Hacet İstemek zillettir. Allah'tan başkasına, zillet izhar
etmek şaşkınlıktır. Nefsine zulümdür vesselam, . .
14) ilmiyle amel etmeyen
bir âlimi görürsen, İlmine hürmeten
yine ona karşı edebli davran. Çünkü ilim, Allah'ın san'atıdır.
Kötü huy
larından dolayı ondan, tamamen ayrılma, Allah'ın sevdiği
şeylerin sende
bulunmasına çalış. Böyle yaparsan. Allah'ın sevgisine
kavuşursun, saa
dete erersin. Kerametler diyan olan Cennet'te, ilâhî tecelliye
mazhar
olursun.
İnsan, sevdiği ile beraberdir. Allah'ın sevdiği şeyler
çoktur. Vasiyet ve nasihat kasdıyle bâzılarını sana söyliyeyim:
Allah için süslenmek, bu, müstakil bir ibadettir. Heie
namaz için mutlaka lâzımdır. Ey Adem oğulları, her namazda
ziynetlerinizi alın emrine bak.
Birisi, Ya Resulullah ayakkabılarımın ve elbisemin güzel
olması hoşuma gider dedi de Peygamberimiz, Allah Cemil'dir.
Güzelleri sever buyurdu.
Allah'ın süs olarak, kullan için yarattığı şeyleri kim
haram eder. Kimsenin haddi değildir. Bunlar, niyete tabi,
niyeti güzelse, kimsenin bir şey demeğe hakkı yoktur.
Allah'a karşı süslü bulunmak, en güzel bir haslettir.
Cebrail, çok vakit en güzel insan hazreti DİHYE suretine
temessül ederde, Resulullah'a öyle gelirdi. Bu tecmili
bilmeyen ve nefsinde tatbik etmeyen, bir çok faziletlerden
mahrum kalır. Allah'ın hususi muhabbetine eremez. El verirki
süslenende kibir, aceb, şımarıklık olmasın.
Allah'ın sevdiği şeylerden biri de, fitneye tutulunca,
Allah'a dönmektir. Allah, fitneye uğrayıpta tövbekar olanları
sever. Fitne ve musibetler, Allah imtihanıdır, insanlar,
kendilerinin ne mal olduklarını, böyle imtihanlarla anlarlar.
Lâf ile dâvalar sabit olmaz.
Fitnelerin en büyüğü, kadın, mal, evlâd ve mevki fitneleridir.
Bunlarla imtihana çekilen .kimseye yaraşan, bunların aynına
takılıp kalmamalı. Bunları ihsan eden Allah'a rücu edip;
Ya Rab, bu nimetleri sen verdin deyip şükretmeli.
Hadis'i şerifte şöyle varid oldu: Cenabı Hak, Hazreti
Musa'ya, bana hakkıyle şükret diye variyetti. Musa o -rdu;
Ya Rab, hakkıyle şükür nasıl olur. Ya Musa, Nimeti bentten
görürsen hakkıyle şükretmiş olursun. Buyurdu.
Bir insan, nimeti verene şükretmezse, Allah'ın hususi
muhabbetini fevt etmiş olur. Netice, bir çok nimetlerden
de mahrum kalır. Kadın fitnesinden Allah'a rücu şekli:
Kadına muhabbet, onda hakkı görmeye vesile olmalı. Bunun
iki yolu vardır Birinci: Erkeğin kadına muhabbeti, küllün
cüz'e muhabbeti kabüindendir: Belki kadına muhabbet, bir
şeyin kendi nefsine muhabbeti kabilindendir.
Zira, kadın yaratılışında kendi şeklini gösterir. Nasıl
ki, insanı kâmil Hakkın Esma ve sıfatlarım göstermekle
suret'i Hak ise, kadın da suret bakımından erkeğin ayinesidir.
Bir şey, bakanın karşısında mücel-lâ ayna gibi parlak
olursa, bakan onu değil kendini görür. İşte, kadına olan
muhabbetin şiddeti ona, kendini gösteriyor. Kendi de.
Esma ve sıfat'ı Üâhiyenin tecelh'gâhı olduğundan Hakkın
suretidir. Kadın ayinesinden, suret'i Hakkı görmekle Hakta
fani oluyor. Muhabbet'i haköca, Hak'da karar kılıyor.
ikinci yol: Kadınlarda teessür kabiliyeti vardır. Ona
infisâl denir. Onlardan insan doğması yâni, iyân'ı emsâl'in
zuhuru, tekvin sıfatına mahal olduklanndandır.
Görülenleri hep açığa çıkaran kadındır. Alemde görülen
şeylerde hep, Esmâ'i Hakkın tecellisini izhar ettiğinden,
Hakdan hakkını alan her Esma, kadın kapısından zuhura
gelmiştir. Binaenaleyh bu bakımdan kadına muhabbet, Allah'a
muhabbettir.
Muayyen bir kadına bağlılık, iki şahıs arasındaki ruhani
münasebettendir. Bu da, ikinci bir münasebettir. Mal fitnesinden
Allah'a rücuun sureti:
Mal ve servet sahiplerine bütün kalblerde meyi ve tazim
vardır. İsterse balıiyl olsun. Bâzı İşler, mal Üe kolaylaşır.
Arifler, malda da veçhi ilâhiyi aradılar. Malı olan karz'ı
hasen (güzel Ödünç vermeğe denir ) verir. Allah'ın karz'ı
hasen verin emrine muhatab olur. Sadaka verildi mi yed'i
llâhi'ye düşer, vuslata sebeb olur.
Kulum, senden yiyecek istedim vermedin derken Allah, kendini
sail menziline tenzil ediyor. Ehli servet, verici mevkiinde
bulunuyor
Mal muhabbeti fitnedir amma; insanı Allah'ın rızasına
da götürür.
Evlâd fitnesinden Allah'a rücu:
Evlâd, babanın sim, ciğer paresi, ona muhabbet nefse muhabbettir.
Allah, kulunu kendinden çıkan şeyle imtihan ediyor. Evlâdına
muhabbeti, mükellef bulunduğu hukuku yerine getirmeğe,
perde olacak mı olmayacak mı. Nebi Aleyhisselâm Muhammed'İn
kızı Fatınıa, sirkat etse idi onun da elini keserdim demekle,
hakkı ikameyi tercih ediyor Ömer, oğluna haddi icra ediyor.
Allah'ın hükmünü ifade, nefsine hiç sıkıntı gelmiyor.
Nefsinde Hakkı ikame ettiğinden dolayı, inşirah duyması
evlât fitnesinden Allah'a nicuunu ısbat ediyor.
Çocuğu ölüp de sabreden babaya, Cennet'ten başkası verilmez
buyrulması, fitneden Allah'a rücuun mükâfatını gösteriyor.
Riyaset denilen Cah fitnesinden Allah'a rücuun sureti:
insanın içinde Öyle gizli şeyler varki, insan kendini
bilmez. Allah-y Zül Celâl, zaman zaman onları meydana
çıkarır, insan kendini bilmez. Doktora muayene olan insan,
kendini, bende ne var diye doktora sorar. Nefsini bilen,
Rabbini bilir derler. Herkes nefsini bilmez. Halbuki nefs,
kendinin aynıdır.
Allah, o gizli hallerini çıkardıkça kendini bilmeğe başlar.
Sıddıklerin kalbinden en son. Riyaset muhabbeti çıkar.
Söz ve riyaseti görünce adalet ve Allah'ın kullarına hizmet,
Dini ihya, Mü'minleri muhafaza etmeyi nefsinde görür ve
riyaset ister amma, nefsi için değil Allah için istediğinden.
Riyaset yoluyla Allah'a gider.
15) Yatağa yatmadan evvel
Vitir namazını kıl. Çünkü, uyuyan kimsenin ruhu kabzolunmuştur.
Gelip gelmeyeceği de belli değildir. Vitri kılarda yatarsan,
Allah'ın sevdiği halde yattın. Zira, Allah Vitir', dir,
Tek'dîr. Vitr'i sever yâni, Allah kendini sever. Seni
kendi menziline tenzil ile, inayetini ve muhabbetini İzhar
etti. Her aded'li şeylerde
Vitr'e riayet et.
Ey Ehli Kar'an; Vitr'e riayet edin, emri vardır.
Ehli Kur'an, Ehlullah'dır. Yemekte, içmekte hatta sürme
çekmekte Vitr'i gözet. Hıçkırık tutarsa, yedi yudum su
iç. Mücerreb'dir.
Resul-ü Ekrem, daima Vitr'e riayet ederlerdi. Resulullajı,
insanlara en güzel bir numunedir.
16-) Aldığı şeylerde ve verdiği
şeylerde Allah'ını murakabe et. Mal, Evlâd, tyâl her ne
ki alırsa, sabrını denemek içindir.
Sabret. Allah, Sabredenleri sever. Elinden çıkan her şeyhi
ivaz'ı vardır. (Ivaz-karşıhk) Allah korusun Rabbini bırakırsan
işte, onun
ivazı yoktur.
Allah, verdiği şeylerde de şükrünü imtihan eder. Şükret.
Allah,
şükredenleri sever. Ve şükredenlere fazlasıyla verir.
Hadis' i şerif meali: Aldığı, yerdiği şeyler hep, Allah'ındır.
Her şeyhi muayyen bir eceli vardır. Eceli tamam olan gider,
yerine başkası gelir.
Buna böyle inan, Allah ile ol. Her halinde, aldığını ve
verdiği ni görürsün. Her nefesin'de böyledir.
Allah'ı zikrederek geçen nefeslerine şükret. Gafletle
geçen_ lere de istiğfar et. istiğfar, Hakka dönmektir.
Kul şanı'dır.
Resulullah'ın sünnetine uymak, her çeşit amellerden daha
gü-zeldir. Buna uyun ki Allah sizi seve "insan, Resul-ü
Ekremi kendine numune yapar ve işlerinde, sözlerinde,
hallerinde Ona uymayı adet edinirse, o başka şeye muhtaç
olmaz, onlar yeter, artar bile...
17-) Allah'ın, kullarında en büyük hakkı, şirk
etmemekte Şirk iki kısımdır. Birisi açık şirk, diğeri
gizli şirk'tir.
Her şeyi yaratan, alan, veren Allah'dır. Yalnız, dünyada
bir taKim sebebler koymuş, Alemde cari hadiseleri o sebeblere
bağlamış. Onların sebebler, kanunlar olduğunu unutup onlara
-neyletmek ve iş-lerini onlara bağlayıp Allah'ı unutmak,
gizli şirk'tir. Mü'mine en zarar-lı şey, esbaba bağlı
olmaktır.
Allah'ın varlığını, birliğini hemen hiç inkâr eden y oktur.
Allah'ın llah'hğında (MSbud'luğunda) şirk, açık şirk'tir.
Dünya ga-vurlarının ekserisi, Evleviyet'le şirk edenlerdir.
Allah'ı fiillerinde Bir'içmeyenler, gizli şirk erbabıdırlar.
Hadis'i şerif meali: Allah'ın, kullarında hakkı nedir
bilirmisiniz? Allah'a ibadet etmek, hiç bir surette şirk
etmemektir.
[Nefyin siyakında vaki nekreler umum ifade eder.] Yani
gizli ve açık şirk etmemektir. Sonra, Resulü ilah şöyle
buyurdu:
Şirk etmeyenlerin Allah'Ja hakkı nedir bitirmişiniz? Onlara
azab etmemektir.
Şirkin iki nev'inde de azab vardır. Mü'min bilmeli ki;
Esbab Allah'ın kanunlan ve âdetleridir. Bîr şeyin meydana
gelmesinde hakiki müessir değildirler. Allah, isterse
esbabsız da yapardı diye inanmalı...
İnsanların en zayıf yerleri Rızık'dır. Rızkını servetinden
gücünden, kuvvetinden veya efendisinden bilip onlara bağlı
bulunanlar-la, Rab'bim bana çalışmayı emretti. RızKimı
verecek. Bunlar birer sebebtir. Bunlara sarılarak rızkımı
aramak, benim vazifemdir. Bu âlem-de Allah'ın, âdeti ve
kanunu böyledir, diyenler arasında fark vardır. Birisi.
Mü'min ve mütevekkil'dir. Sebeblere bağlı olanlarda ise,
gizli şirk vardır.
Kendini yokla, eğer, tamamen sebeblere bağlı isen, şirk'ten
daha kurtulmamışsın. Senin için azap vardır.
Eğer, kalbin Allah'a bağlı, sebeblerin varlığı, yokluğu
nazarında müsavi ise, Mü'minsin. Mütekki'sİn Allah'a şükret.
18-) Aziz kardeşim. Büyüklennıe.
Ve böyle bir sevdaya düşme. Parmakla gösterilmeğe heves
etme. Seni kimse tanımazsa tanımasın. Allah'ın seni bilmesi
kâfi.
Eğer, halk içinde bir mevki sahibi olmuş isen, bu Allah'ın
bir lütfudur. Sana yakışan tevazu'dur. Herkes gibi sen
de topraktan yaratıldın. O toprak senin anan'dır. Anasına
karşı kibirlenen âsi olur.
Anaya, babaya isyan haram'dır. Allah seni yükselttikçe
sen, küçül. Riyaset peşinde olma. Riyaset, kıyamette hüsran
ve nedamettir. Riyasete ehl olan, riyaset peşinde dolaşmayandır.
Mevki icabı eğer, çok hürmet görüyor ve çok hizmet ediyorlarsa,
sen de Rabbine tevazu et. Ya Rab, bu hürmetler hep mevki
ve rütbeyedir beni mağrur etme diye yalvar. Bil ki azlolunduğun
gün, hiç birisi kalmaz.
19-) Her Cuma, Cuma namazına
gitmezden evvel yıkan. Bir vacibi eda ettiğine niyetlen.
Haftada bir gün yıkanmak, her Müslüman'a haktır. Onu Cumaya
tesadüf ettir. Hem, temizlik yapmış olursun, hem de Hakkın
rızasına erersin.
20-) Cidal'i bırak. Haklı,
haksız cidal (kavga) Mü'mine yakışmaz Hadis'i şerif de;
Haklı da olsa, cidali terk eden kimseye, Cennetin ortasında
bir köşke kefilim. Şaka da olsa yalanı terkedene de Cennetin
ortasında bir köşke kefilim buyurdu.
21-) Güzel huylu ol. Daima
iyi huylarını göster. Kötülerinden kaçın. Resulullah,
iyi huylan tamamlamak için gönderildim, der. Yine, iyi
huyluya, Cennetin en âlâ yerinde bir köşk verileceğine
kefilim buyurur.
Evet, iyi huyunla herkesi memnun etmek mümkün değil amma,
sen, daima Allah fle sohbettesin. Rab'bimiz buna müsaade
etti, de. Nerede olursanız olun O, sizinledir buyurdu.
Resulullah'da Ebu Bekr'e; mahzun olma. Allah bizimledir,
dedi.
Musa .ve Harun'a; Ben sizinle beraberim, işitirim, görürüm
buyurdu.
(yi huylarımızın çoğunu, Allah'ımızın sohbetine tahsis
eder sek, yani Allah'ın razı olduğu şeyleri yapar, razı
olmadıklarından kaçınırsak, o zaman işlerimiz, Allah île
olmuş veya halk ile olmuş, bu uğurda halk bizden me;nnun
olacakmış veya olmayacakmış, onların ehemmiyeti kalmaz.
Mümin olanlar, Allah'ın razı olduğu şeylere razı olurlar.
Allah'a düşman ise, onların bizce hiç kıymeti yoktur.
Onlar ister da-rılsın, ister yarılsın, Allah düşmanlarıyla
dostluk kurulmaz.
İşlediği şeylerde Hakkın rızasını gözetip, Allah için
iş yapan-ların bütün Müminlere hatta, zimmi'Iere faydası
vardır. (Zİmmi - Müs-lümanlar ülkesinde yaşayan ekalliyet).
Mü'minin, yaradılmışların hepsine karşı yapacağı işlerde,
Allah'ın halikı vardır. Melek, Cin, insan. Hayvan, Nebat,
Mâden, Cemad Mü'min, gayri mü'inin kim olursa otsun herkesle,
her şeyle güzel ge-çinmek, güzel muamele yapmak, her mü'minip
Allah'a karşı borcu Allah'ın da her ınü'minde hakkıdır.
Bu iyi veya kütü huylar ve bunların tatbiki, .şerefli
bir ilimdir, her iîiü'min bundan sorumludur.
Peygamberimiz, Dinin bu kısmında da en yüksek mertebeyi
ihraz edendir. Kur'anda: [Hiç şüphesiz Sen büyük bir ahlâk
üzerinde-sin] buyrulmuştur.
22-) Hicret et. Gâvur memleketlerinde
oturma. Gâvur îçinde oturmak, islâm dinine ihanettir.
Ve onlara yardım demektir. Sakın onların tab'asına geçme.
Hadis'i şerifte şöyle varid oldu: Müşriklerin içinde ikamet
eden müslüınanlar'dan Ben biriyim. İslâm kelimesinin itibarı
kalmıyor. Nefislerine zulmederek yaşayan kimselerin canlarını
Melekler alırken onlara derler ki; Siz ne işte idiniz?
Onlar da; biz, aciz kimselerdik derler. Melekler de onlara;
Allah'ın Arz'ı geniş değil miydi, siz de hicret edeydiniz
derler, işte onların varacakları barınacakları yer, Cehen-tıcnı'dir.
Ne fena bir yerdir o.
Mühiddin.-i Arabî derkimiz, şimdi müslümanları Beyt'i
Makdesi ziyaretten men ediyoruz. Çünkü orası [Ehli Salip
ordularının kudüs'ü işgal altında bulundurduğu zamanlar]
gâvurların elindedir.(Şimdi de Öyle).
Hicret: Bir mânası da, Allah ve Resulünün, zem ettiği
kötü huylardan hicret etmektedir. Yâni, Allah'ın nehyettiği
şeyleri bırakmaktır.
23-) Her halinde ilmi istimal
et. Hakiki cömert, nefsine ilim ile cömertlik edendir.
Öğrenir, öğrendiği ile amel eder. Bilmeyenlere öğretir.
Hadis'i şerif meali: Allah'ın, beni ilim ve hidayetle
göndermesi, yağmura benzer. Yağan yağmur, münbit yerlere
isabet ederse, nebatatı bitirir. Bâzan da çorak yerlere
isabet eder bir şey bitirmez amma, suyu da çekmez. O su
ile arazi sulanır ve içilir. Bir yer daha var ki, ne nebat
bitirir, nede su muhafaza eder.
timi öğrenip, başkasına öğreten ve ilmiyle amel eden,
birinci sınıf gibi, ilmi öğrenip başkasına öğreten, ikinci
gibi, ilmi öğrenip, kendinde kalan ve amel de etmeyen,
üçüncüye benzer. Ne nebat bitirir, nede suyu zapteder.
Kardeşim, Sen, ilmi öğrenip amel edenlerden ol ki, Allah,
sana Nur versin. Bu ilminle amel edersen, ikinci bir ilme
varis olursun. O, Allah'dan gelen bir ilimdir. O, ancak
sünnet'i şerife riayet sayesinde Allah'dan gelen bir feyzdir.
Bitmeyen, sonu gelmeyen ilimlerdir. Ve şerefli ilimdir.
Sakın, ilîmsiz hocalardan olma. Başkasına faydan olsa
bile, kendini yakarsın, ilmîyle amel eden hocalar Mürşit'Ierdir.
24-) Allah'ın mü'min kullarına
selâm vermek, yemek yedirmek, ihtiyaçlarına koşmak, suretiyle
sevgi göster. Resulullah şöyle temsil buyurdular: Muhabbet
Esirgemek ve Merhamette, mü'mmler bir cesed gibidirler.
O cesedin bir azasında ağn olursa, vücudun her tarafından
o ağrı duyulur.
Mü'min kardeşleri hakkında bunu böyle düşünen, kardeşinin
feralııyla ferah, ezası ile müteezzi olmalıdır. Eğer,
bu hal görülmezse, Din kardeşliği tahakkuk etmemiştir.
Demek, mü'min'olunca kardeşin çoğalıyor, bîr de mü'min
Allah'ın isimlerindendir.
Sureta, bu ismi taşımak, nesebini Allah'a bağlamaktır.
Mü'min, mü'minin kardeşidir. Onu terketmez. Bp.yle Mü'min
olan, işleriyle, sözleriyle, haliyle bunu tasdik eder.
Öyle olunca, Allah'ın hıfzma girer.
Peygamberler mâsum'dur. Allah dosttan da Mahfuz'dur. .
.
25-) Her hangi bir musibete
uğrarsan, mahzun olma. Biz Allah'ın kuluyuz ve neticede
Allah'ımıza döneceğiz de.
Hazreti Ömer derdi ki; Hiç bir musibet görmedim. Mutlaka
onda, üç nimet vardır. Biri, o musibet Dinime gelmedi,
ikinci, bu gelenden daha büyük olsaydı halim ne olurdu.
Allah, o büyük felâketten korudu. Üçüncüsü, günahlarıma
kefaret oldu.
Müminin dünyada bir çok musibetlere müptelâ olması, temizlenmesi
içindir. Tâ ki, ter-temiz ahirete göçe.
26-) Kur'an okumaya devam
et. Düşünerek, Allah kelâmı okuduğunuz bilerek oku. Kur'an,
Hazreti Muhammed'e gelmiştir. Sen, bu Allah kelâmını okurken
iyi kimselerin sıfatlarını görünce onlar gibi olmaya çalış.
Kötü insanların sıfatlarını okuyunca onlar gibi olmamaya
gayret et.
Kur'anı okurken, Kur'an île, Kur'anda olanlarla ol. Yalnız
okumakla kalma, nasılki hafız olmuşsan, içindeki emrolunan
amelleri de Öyle hıfzet. Ve işle.
Kıyamet gününde en şiddetli azap, bir âyeti belleyipte
sonra unutana olacaktır. Bir âyetin hükmünü öğrenirde
onu nefsinde tatbik etmezse, o âyet,yarın mahşerde onun
aleyhine şahitlik edecektir.
Allah'ım zikretmek isteyenler de, Kıır'andaki zikirlerle
zikretmelidirler.
27-) Dinine faideli olan
kimselerle arkadaş ol. İlmiyle, ameliyle, güzel huylarıyle
seçilmiş kimselerin sohbeti insana fayda verir.
Tenha yerlerde Kur'an okumak, Allah ile olmaktır. Kur'an
okumak en büyük zikirdir. Kur'an okuyanlar, Allah'ın has
kullarıdır. Kur'anda Allah'ın güzel isimleri vardır. Onlar
Allah'ın ahlâkını bildirir. Sen de onlarla ahlaklanmağa
çalış.
Allah'ı zikreden insanların içine karışıp ta, onlardan
olmayan bir kişi, Allah'ın rahmetine kavuştu. Artık sen
düşün. Allah ile, Allah'ın kitabı ile olanlar, ne kadar
rahmetine gark olur.
iyi dost, misk satan gibidir. Hiç olmazsa güzel kokusundan
istifade edilir. Kötü arkadaş da, körük çeken gibidir.
Üzerine kıvılcımı sıçraınasa bile dumanı gelir.
iyi olduğunu zannettiğin kimseyi, kötülerle düşüp kalktığını
görürsen, iyi zannettiğin kimseye kötü zanda bulunmada
şöyle de:
Benim kötü ve şerli gördüğüm adamlar iyi adamlarmış ki,
iyi kimse ile düşüp kalkıyorlar. Ben, onlara su'i zanda
hata etmişim, de. Yâni, münasebeti hayır'da gör, serde
görme.
Allah-ü Zül Celâl, hüsnü zandan dolayı kıyamette kimseye
suâl sormayacaktır. Amma, su'i zanda sorgu var. insanların,
en çok gaflete düştükleri yer burasıdır. Allah'ı zikredenin
hayatı muttasıldır. Ölümle sona ermez. O daima diridir.
Harp şehidlerinden daha üstün bir hayata ermiştir. Zikredenle
etmeyenin benzeri, ölü ile diri'dir. Zikreden diri, zikretmeyen
ölüdür.
28-) Nefsinde ve elinin altında
olanlara da Kur'amn hükümlerini, cezai Kısımlarını tatbik
et. Çünkü, herkes çobandır. Güttüğünden mes'uldür. Nefsine
sözün geçer. Nefsin ve azaların üzerinde hakimsin. Vazifeni
yapmalısın. Hatırına hayır ve şer bir şey gelirse, şeriate
müracaat et. Hükmü şeriatten al.
29-) Sadakaya devam et. Ahirette
çok büyük mükâfata nail olacakların içinde, sadaka veren
erkeklerle, sadaka veren kadınlar da vardır. Sadaka, farz
zekât vermek gibi. Nafile de olur. Farz olan sadakayı
verenler, bencillikten kurtulurlar.
Nafile sadaka verenler de büyük derecelere ererler. İnsanların
mallarında zekâttan, başka daha oir çok haklar vardır.
Meselâ, düşkün bir kimseyi görünce, ona hediye ve karz
(ödünç) olarak yardımda bulunmak insani ve Islâmi bir
vazifedir.
insanın fıtratında cimrilik vardır. Binaenaleyh sadaka,
nefse en ağır gelen ibadetlerdendir. Sadaka verenle vermeyeni,
Peygamberimiz, demir halkalardan örülmüş cübbeyi giyene
benzetmiştir.
Cübbe, lügatte süngü demirinin ağaç kısmına girdiği yere
denir. Burada palto gibi şeylerdir.]
Şoyleki, evvelâ, giyerken demir halkalar bir biri üzerine
gelince biraz sıkar amma, yavaş yavaş tamamen vücuda yerleşince,
genişler ve yerde sürünen parçalar ayak izlerini örter.
Giyemeyenin kollan askıda kalır. Iztıraptan kurtulamaz.
Sadakayı da vere vere iyice hazmetmeli. Demir siper içine
girmeli. Düşman kılıncından korunmalı. Bahil olup. elini,
ayağını askıda bırakıp, işe yaramaz bir hale gelmemeli.
Sadakayı, vücut sıhhatte, ağız tadı yerinde, parayı harcayacak
çağda iken vermeli. Yoksak, hayat bitmiş, eller yana gelmiş,
miğde hazmetmez olmuş, hayattan ümid kalmamış, bu halde
sadaka verilmemesine emrediyor. Dinlerlerse zararı yok.
Amma, kim dinleyecek. Zalen, o hale gelene kadar bu işi
bırakmak lığın, cimriliğin en büyük delilidir. Bilki rızkını
kimse yemez. Bütün mahluka t toplansa, rızkına mani olmak
isteseler olamazlar. Elinde bulunupta başkasına aid olan
rızkı da elinde tutamazsın.
Hatırına sadaka vermek gelince, verdiğin sadakayı sen
vermedin. Hakikatte başkasına aid bulunan bir şeyi sahibine
vermek suretiyle elden çıkardın. Yalnız sadaka kasdıyle
verdiğin için metholunu-yorsun. Sehi'sin, kerim'sin,
Eğer elinden o malı çıkarırken tereddütlü veya zorla vermiş-sen
ve verdikten sonra, ben verdim gibi bir tavr'ı cahilane
takınmış-san, bu haline tövbe et. Resulullah, cahaletten
ve kendisine cehalet yapılmasından Allah'a sığınırdı.
30-) insanın, en büyük düşmanı
nefsi emmaresidir. Nefsi emmare, daima kendi arzu ve heveslerini
yaptırmak ister, insan da nefs ve hevasına muhalefet etmekle
memurdur. Binaenaleyh bilen ve nasihati kabul eden, hayatı
boyunca mücahadededir. Biraz nefsine müsamaha eden helak
olur. Olgun bir irade sahibi oluncaya kadar he-vayı hevesine
uymamak, büyük harbe devam etmek lâzımdır.
31-) Kış günlerinde soğuk
su ile abdest alınca, dikkat et. Kuru bir yer kalmasın.
Abdest azalarını tamam yıkamak demektir. Günahları mahveden,
dereceleri yükselten, bir temizliktir. Yaz günlerinde
de hararetin elemini gidermeğe niyet et. Vücuduna zarar
veren şeyleri def etmekle de ecir kazanırsın. Serinlemek
ve telezzüz için abdest alma. Ecir kazanamazsın.
32-) Her Müslümana, müsluman
olduğu için hürmet et. Hakkına riayet et demeki bu sultandır,
bu zengindir, bu büyüktür, bu küçüktür, bu fakirdir, bu
hakirdir, kimseyi tahkir etme. Islâmın hepsini bir şahıs
farzet. Müslümanlar da onun azalarıdır. Gözü ağrısa her
tarafında duyulur, başı ağrısa her yerinde ağrı hissedilir.
Mamafih her azanın bir makamı vardır. Meselâ, bir şeyi
görmek için göz açılır, kulaklar değil. Bir şeyi İşitmek
için de kulaklar açılır, gözler değil. Öylece her müslüman
islâmlıkta müsavi görür, her birine de lâyık olduğu, hakkı
olan şeyi verir. Meselâ, Alime tazim et, sözünü dinle,
cahile nasihat et, bilmediklerini öğret, gafili gafletten
uyar, itaatli olanı tebşir et, itaatsiz olanları da Allah'ın
azabıyle korkut. Sultanın sözünü dinle, günah olmayan
emirlere itaat et. Küçüklere rıfk île, merhametle, şefkatle
muamele et. Büyüklere tazim et.
Hadis'i şerif meali: Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize
tazim etmeyen bizden değildir.
Asi, günahkâr da olsalar, bütün halka merhametli ol. Çünkü,
hepsi Allah'ın kulu ve mahlukudur. Her ciğeri yanık olanı
sulamada
ecir vardır.
Benî israil alüftelerinden biri, bir kuyu başında hararetten
ciğeri yanmış bir köpeğin dolaştığını gördü de ayağından
meşini çıkardı, su doldurdu, o köpeğe içirdi. Allah bunu
kabul etti, onun kabahatlerini affetti de Cennetine koydu.
Artık sen düşün. Bir insana, hele bir müslümana yapılan
iyiliği. Hayır'ı, hayır olduğu için yap. Serden, şer olduğu
için kaç. insanların metîn ve zemmine kulak verme.. .
33-) İşlerinde Ömer gibi
ol. Hazreti Ömer [Allah yolunda bizi aldatanlara aldanıveririz.]
derdi. Kardeşim. Bir kimse seni Allah yolunda aldatmak
isterse, sen de onun bu dalaveresine vakıf olursan, ona
aldanmış gibi görünmen, hile ve huJdasını yüzüne vurmamak,
onu mahcuh etmemek, arkasından onun ıslahına dua etmek,
şefkat göstermek güzel huylardandır, tmân ve islâm alâmetidir.
Mü'm in al-damverir ve cömertlik gösterir. Münafık aldatır,
Fesad saçar.
Müslüman kardeşlerine don, gömlek ol. Nefslerini, ırzlarını,
evlâdlannı koru. Çünkü sen onun kardeşisin, ayna gibi
gör, kendine bak Hiç bir suretle ezalandırma. Hatta ezalanmışsa,
onu ezadan kurtar. Çünkü, bir şeyin Nef i onun yüzü ve
hakikatidir.
34-) Komşu ve yakınlık haklarını
koru. Kimin evi daha yakın ise, onu tercih et. Çünkü Allah'ın
sana ihsan ettiği nimetlerde komşularının hakkı vardır.
Onlara ikram ederken en yakın komşundan başla. Komşularından
zararı defet, isterse kâfir olsun. Onun da komşuluk hakkı
vardır.
Acaib bir hikâye: Bir köylünün avlusuna çekirgeler iner.
Başkaları çekirgeleri avlamak için gelirler. Onları ellerinde
aletleriyle görünce, ne var diye sorar. Onlardan lâtife
tarzında, senin komşuları avlamaya geldik derler.
Hane sahibi; mademki onlar benim komşularımmış, yemin
ile söylüyorum ki, onları avlamaya sizi bırakmam der ve
kılıncını çeker. Komşu kelimesine riayeten bunu yapar.
İmam-ı Malik'e, Deniz domuzu yenir mi dediler de haram
dedi. O balık değil mi dediler. Siz hınzır dediniz buyurdu.
[Çekirge yenilir amma. afet olan çekirgeler değil. Afet
çekirgesi bir iş görmektedir. Biyolojik olarak vücudunun
hıltı asiddir. Mideye zararlıdır. Bir azabın tecellisine
vesiledir. Belki bir afatı refediyor, belki bir harami
kaldırıyor. Daha mühim bir sebebi vardır. Amma, açıklanmaması
tenbilı edilmiştir.]
Komşunun ezasını, güzel bir tarzda karşılamah. Bir köylü
Resulullah'a geldi. Ve dedi ki: Sana Kur'ân geliyormuş,
en fasih kimseler bile ona muarefe edemiyorlarınış. Benim
sözlerimi dinle dedi ve iyi huylara dair Uç beytini okudu.
Sana gelen Kur'â n da bunların benzeri var mı dedi. O
zaman Resulu'Ualı, (F U S S I L E T) suresinden şu, iki
âyeti okudu. Ayetlerin ıneâii: "İyilik, kötülüğe
müsavi olmaz. Sen kötülüğü en güzel huy ne ise, onunla
karşıla. O vakit görürsün ki, seninle arasında düşmanlık
bulunan kimse bile, sanki senin yakın dostun olmuştur.
Bu güzel huya, sabırlı olanlardan başkası kavuşturulmaz.
Buna, büyük bir nasibe malik olandan başkası eriştirilmez".
O, fasih köylü şair dedi kî; Buna erişilmez, bundan güzeli
de olmaz. Bunu insan söyleyemez. Sen Resulullah'sm ben
de iman ettim. Evet, Kur'ân-ı Ha-kim'în icazını onlar
anladılar.
Kardeşine, zatim de olsa, mazlum da olsa yardım et. Zalim
kardeşine şeytan vesvese verdi. Onu, başkasına zulmetmeye
sürükledi. Şeytanın bu vesvesesini, ondan defetmek için
yardım et. Senden yardım bekleyenden elini çekme.
Allah, hiç bir şeye, hiç bir yardıma muhtaç olmadığı halde;
Muhammed suresinde: Eğer, siz Allah'a yardım ederseniz
O da size yardım eder buyurdu.
Allah'ın yarattıklarını hakir görme. Allah, onları yaratırken
hakir görmedi. Kadınlara hitaben; sakın komşularınızın
hediyelerini hakir görmeyin isterse bir paça (koyun ayağı)
olsun.
Tahkir, cahilliktir. Lanet, sövmek, bağırmak, çekiştirmek
komşuluğa yakışmaz. Dilini de kötü sözlere alıştırma.
35-) Kibirden, bir kibre
delâlet eden şeylerden çek in. Elbisen de. yürüşünde kibir
alametleri bulunmasın. Kimseden bir şey isteme. İyice
muzlar kalırsan (ki Allah seni o hale bırakmaz) Bilfarz
o hale düşmüş isen, tese'ül ihtiyaç kadar caizdir, ihtiyaçtan
fazla tese'ül cerahattir. Mahşere her yeri yaralı, çıbanlı
olarak gelir.
36-) Ensar'a mensub bir kadın
veya erkek görürsen; düşmanın da olsa ona muhabbet et.
iman alâmeti, Ensar'ı sevmektir. Ensar'ı kiram kalmadı
deme.
Ensar demek, Allah'ın dinine yardım edenler demektir.
Hangi zamanda olursa olsun Allah'ın Dinine lisanı ile,
işleriyle, kalemiyle yardım edenler Ensar'dır. Onlara
muhabbet imandır.
"Ey iman edenler Allah'ın yardımcıları olun"
(El Saf suresi âyet 14)
Bir kişinin dahi olsa hidayetine sebep olanın hayrı, güneşin
doğduğu yerlerin hepsinden hayırlıdır.
37-) Doğru söyle. Emanetleri
yerine eda et. Vaadinde sadık ol. Yalandan içtinap et.
Hain olma, vaadinden dönme. Birisiyle kavga edersen hakdan
ayrılma. Yalan, hainlik, vaadinde durmamak münafıklık
alâmetlerindendir.
Bir insan yalan söylense, onun pis kokusundan Melek, otuz
mil uzaklaşır. Şeytan bile insana fenalığı emredince,
insan onu işlerse, Allah'dan korkusundan şeytan, onun
yanından kaçar. Hemen nedamet duymasmdandır.
Şu mânevi kokuyu duy, Şeytanın kaçışından ibret al. Şeytan
insana küfret der de, o küfür edince, ben hakikaten senden
uzağım çünkü ben âlemlerin Rabbi olan AUahtan korkarım
der.
(Haşir suresi âyet 16) Allahtan* korkmayan, şeytandan
eşed değil mi?.
38-) Züppelik etme. Bu kelime
Arabca'da (Elbezaze) kelimesinin zıddıdır. Bezaze, babayani,
olduğun gibi, yaşadığın memleketin göreneğine uygun bir
şekilde yaşamak de"nıektir ki imandandır.
39-) Haya'lı ol. Allah'da
haya'lıdır. Haya'lı olanları sever. Kıyamette; Islâmiyette
ihtiyarlamış, saç, sakal ağartmış olanlardan,
Allah haya eder. Yâni, onları affeder, azap etmez. Çünkü,
Haya'nın mânası terketmek demektir.
Allah, sivri sineği misâl getirmekten çekinmez Ayetinde
de bu mânâyadır. Müşrikler, güya kendi akıllarınca, Allah
büyüktür, sivri sinekle falan misâl vermez dediler. Halbuki
en büyüğünü yaratmakla en küçüğünü yaratmakta fark yoktur.
Belki sivri sineği fil suretinde yaratmak daha acayibdir.
riaya'ııın insanda yeri çoktur. Haya bir san'attır ki
menfaati, her şeyde, onu gösterene aitdir. Haya, utanacak
bir şey yapmamak değildir.
Mü'min, her yerde, her halini gören ve bilendir, Allah'ından
utanır dünya ve ahirette kendini mahcup mevkie düşürecek
bir iş işlemez. İşte bu hal, Haya'dır. ilaya imandandır
buyrulması, sahibini günahlardan men ettiği içindir.
Peygamberimiz, hayanın hepsi hayır'dır. Hayadan ancak
hayır gelir. Utanmaya en lâyık olan da Allah'dır buyurdular.
40-) Nasihat et. Çünkü nasihat
Dindir. Kime nasihat edeceğiz diye sordular da Peygamberimiz,
Allah'a, Resulüne, islâm büyüklerine ve herkese buyurdular.
Nasihat edenin çok ilme ihtiyacı vardır. Hatta yalnız
bilgi kâfi değil. Aklı, fikri de sahili olmalı. Önünü,
sonunu düşünmeli. Mizacı da bozuk olnıamah. Şeriatı bütün
teferruatı ile yâni, mezheplerin hepsinin esaslarını bilmeli.
Ahvali, zamanı da bilmeli. Hiç bir garazı bulunmamalı.
Eğer, bunlar bulunmazsa hatası çok olur.
İyi huylar içinde, nasihatten daha dakiki yoktur. Hakiki
nasihat edenin dostu az olur. Çünkü, halkın çoğu nevayı
hevese kendim kaptırmış kimseler olduğundan, Nasılım sözü
onlara acı gelir. Nasılı, İğne iplik manasınadır. Nasiiıat
eden, insanları saadetlerine rab-teder.
Allah'a nasihat; Allah'dan günahkârlara, Allah'ın affını
ve mağfiretini istemekle ve onlara şefaat etmekledir.
Resuluüah'a nasihat; Peygamberliğini lastik ve onu sevmekledir.
İslâm büyüklerine nasihat; haklı İşlerinde onlara yardım
ve emirlerine itaat çimekledir.
Herkese nasihat; Dünya ve ahiretlerîne yarayan faideli
şeyleri onlara öğretmekledir.
41-) iki namaz arasındaki
haline riayet et, D ir namazı kıldıktan sonra ikinci namaza
kadar, arada iûç lakırdı etmeyen kimsenin, kitabı Arşın
altında, hususi yerlere konur.
İzah: İKi namaz arasındaki boş vakitlerinde günah olan
işler ve sözlerden ictinab eder. Amel defterine sevaplar
yazdıran işler ve sözlerle iştigal eder. Ve bu hal île
ikinci namazını da kılarsa, bu iki namaz arasındaki amellerini
bildiren dosyası, yücelerin yücesi makamlara gider. Ve
oralarda teşhir edilir.
İki namaz arası olmayan zaman yoktur. Böyle olunca, boş
vakitlerine dikkat et. O vakitlerde de sana fayda verecek
hayırlı işlerle meşgul ol, duaya nasihat olunuyorsun.
Vakitler çok kıymetlidir. Geçenlerin telâfisine imkân
yoktur Elde olanların kıymetini bil, mâ-lâyani ile geçirme.
Müslümanlığın güzelliklerinden biri de faydasız şeyleri
terk etmektir.
42-) Cemaatle namaza devam
et. Camilerin hikmet-i vücudu, farz namazlarını içinde
kılmak içindir. Ezan ve kamet'de bunun için emrolunmuştur.
Yalnız kılmakla Cemaatle kılmak arasında yirnıiyedi derece
faik vardır. Yalnız kılmada (Settar) ismi tecelli eder.
Cemaatle kılmada (Adül) esması tecelli eder.
43-) EVVABİN( Lugat inanası
muteber'dir. Allah'a dönenler demektir) namazına Ja devam
et. Bu namaz halkın meşgul bulunduğu sabahla öğleye, öğle
ile ikindiye, akşamla yatsı arasında kılınır.
Gece uyuduktan sonra kalkıp, şafaktan evvel kılman DUHA
namazı sekiz rik'attir. Akşamla yatsı arası E vahin namazı,
altı rik-attir, Teheccüd namazı sekiz rik'atten oniki
rekate kadar kılınır. Bu namazlar hep sünnettir. Kılanlar
feyzine ererler.
44-) Yemekte, içmekte haram
şeylerden korunmak nasıl lazımsa, sözlerde de öylece lâzımdır.
Nasıl bileceğim dersen; şöyle, içine sıkıntı veren, başkasının
görmesini, duymasını istemediğin şeyler hep günahtır.
Bir de, kalbine şek, şüphe veren şeyleri bırak. Kalbinin
razı olduğu, hak dediği şeyleri işle. Bu hususta fetvayı
kalbine sor. O, sana helâl mi yoksa haram mı söyler.
Eğer, sorduğun mes'elede kalbin biraz duraklarsa, ondan
vazgeç. Peygamberler yoluna git. Ve iktisade riayet et.
Peygamberlerin âdetleri bu idi.
Dünya işlerinde pek acele etme. Alıiret işlerini vaktinden
te' hir etme. Çoluğun çocuğun için çalış. Allah yolunda
çalışmış sayılırsın. Hele, selâvat'ı şerife çok devam
et...
45-) Allah için bir şeyi
deruhte etmişsen, onu bozma. Ondan daha hayırlı bir şey
işlemek hatırına gelirse, deruhte ettiğin şeyi yap. ikinci
hayırlı hâtıra Seylan'dandır. Birinciyi terk ettirmek
için getirmiştir. O, hatıra geleni de işle. Şeytanı kahredersin.
Çünkü, şeytan birinciyi terkettirmeKle ahdini bozdurmak
ister.
Meselâ akşamla yatsı arasında Kur'an okumayı âdet edindin.
Bir müddet sonra bir hatıra geldi. Bu vakitte namaz kusan
daha efdâl diye ilka olundun namaz kulpta Kur'an okumak
âdetini bırakma. Kur'-anıııı OKU nemde nafile namazı KÜ.
Böyle yaparsan şeytan seni değil sen şeytanı aldatmış
olursun.
Sıla-i Rahın'i terk etme. Rallim rahmandandır. Allah ile
aramızda nesep karabeti var. Sıla-i Kabineden, Allah ile
olan akrabalık haklarını da yerine getiriyor. Çünkü rahim,
ralımanın damarlarındandır.
Sıla-i Rahmi terk eden, rahman ile alâkasını kesiyor demektir.
Dünya ve Alıiret nimetleri hep Allah'ın Rahman ismi şerifinin
tecellileridir.
Birisi seninle istişare ederse, ona hakkı söyle, hakkı
göster, sakın hıyanetlik etme. Hakikat ne biliyorsan onu
söyle. Müsteşarın emin olması lâzımdır.
Sakın, altın ve gümüş kaplardan yemek yeme. ipekli elbise
giyme.
Korkunç bir rü'ya görmüşsen, uyanınca sol tarafına üç
kerre üfle. Ve (Allah'ım, bu gördüğüm rüyanın şerrinden
sana sığınırım) de, daha yatacaksan başka tarafına dön.
Ve o rü'yayı kimseye söyleme. Sözüme dikkat et.
(Altın, gümüş ziynet olarak kadınlara mübahür. Altın,
gümüş kaplardan yemek yemek, kadınlara da haramdır.)
Çok kimseler istiaze ederler amma başkalarına söyledikleri
için zarar görürler. Sen söyleme, Rü'ya kuşun'ayağına
takıdır, söyleyip tâbir edilince, tâbir edildiği gibi
düşer.
Güzel kokular kullan. Her abdestte misvak tutun. Ağzın
temizlenir, Allah senden razı olur. Misvak tutunup kılınan
namaz, mis-vâksiz kılınan namazdan yetmiş kat efdâldir,
diye rivayet var.
Yalan yere yemin etme. Yalan yemin, sahibini günaha sokar.
Beldeleri harab eder.
46-) Esnemek şeytandandır.
Onu kes ve esnerken ses çıkarma. O ses şeytan sesidir.
Namaz içinde aksırmak ta şeytandandır. Amma namaz haricindeki
aksırmak nimettir. Binaenaleyh Hâmd lâzımdır.
Falcılık ve faydasız oyunlar, eşyanın hareketlerinden
kötü mânalar çıkarmak, meselâ baykuş öttü, tavşan geçti.
. . gibi şeyler, müslümanlıkla bağdaşmaz.
Câmi'ye tükürme. Cami duvarına, kıbleye karşı da tükürme.
Kıbleye karşı ve kıbleye arka çevirerek abdest bozmak
ta caiz değildir.
Yemek yemezden evvel ellerini yıka. Yemek yedikten sonra
hem ellerini hemde ağzını yıka. . .
Hizmetçilere ağır işler emretme. Eğer yapılacak iş ağır
ise, onlara yardım et. Çünkü onlar da senin gibi insandır.
Yemeklerine, elbiselerine iyi bak.. .
Bir eve gelirsen üç defa izin iste. Kapı arasından içeriye
bakına. Eğer izin çıkmazsa don ve darılma. . .
Yetnıişbin Kelime'î Tevhit okumak suretiyle nefsini Cehennemden
azat ettir. Şeyh Ebu Rebi derki; bir sofrada yemek yiyecektik.
Benim de okunmuş yetmiş bin Teiılil'im vardı. Hiç bir
yere de bağışlamamış tim. Bizim soframızda genç, Salih
bir delikanlı da vardı. Keşfi açıktı. Elini yemeğe sundu
ve ağlamağa başları. Ne oldu dediler. Dediki; İşte Cehennem
anamı da Cehennemde görüyorum. Yemedi ve mütemadiyen ağlıyordu.
Şeyh Ebu Rebi der ki: İçimden şöyle niyaz ettim. Allah'ım,
biliyorsun ki benim okunmuş yetmiş bin tehlilim var. Bunu
bu çocuğun annesinin Cehennemden kurtarılması için Ruhuna
bağışladım. Bunları hep gizli ve kalbimle söyledim.
Çocuk birden ağlamayı bıraktı. Gülerek El Hamdülillah
anamı Cehennemden çıkardılar dedi ve bizimle yemek yemeye
başladı. Ebu Rebi der ki; Bu vakıa bana iki şeyi iıildirdi.
Biri, bu yetmiş bin Tehlil'e dair rivayet edilen Hadis-i
Şerifin saiıih olduğu, diğeri 'de o gencin keşfinin sahih
olduğudur.
Tehlil okumanın tarifi:
Abdestli kıbleye müteveccih oturup 25 Estagfirullah,
l kerre Fatiha-i şerife,
3 aded Ihlâs-ı şerif,
3 adet selâvat-ı şerife.
Okuyup, Resul-ü Ekrem Sâllâüahu aleyhi vesellem efendimizin
Ruh'u şeriflerine hediye etmeli.
(LA İLAHE İ L L A L L A H ) hı dürüst okumalı.
(L A ) yi seâmalara doğru çekmeli (İLAHE) yi sağ taraftan
alıp sol memenin altındaki kalbe (iLLALLAH)hı indirmeli.
Her yüz âdedinde bir kere ( M U H A M M E D ' E N R E
S U L U'L L A H ) ve (İLA H l ENTE M A K S U D l VE RIZAKEMAT-L
U B İ ) demeli.
Allah'ını maksadını setisin ve senin rızan da arzumdur.
Günde ne kadar çekersen onları belleyip yetmiş bin olunca
bir hatim olmuştur. Onu istediği yere bağışlar, isterse
kendinde bırakır. . .
İki kişi arasındaki husumeti ve gerginliği ıslaha çalış.
(Düşmanlar barışmak isterlerse, sen de onlara yanaş) emri
var. Artık düşün gâvurlarla barışmayı emreden Allah, nıüslümanlar
arasındaki dargınlıkları gidermek için çalışan ve nıüslümanlar
arasını barıştıranları büyük mükâfatlarla taltif buyuracağı
muhakkaktır değil mi?
Sakın ha; iki kişinin arasını bozma. Bu hâl Dini yıkar.
Bedeninin sıhhatini ve boş zamanlarını ganimet bil, bunları
Allah'ın razı olacağı işlerde kullan. Bunlar gafletle
boş yere harcanırsa aleyhine hüccet olur.
Alıirette hasmın Allah olmamasına dikkat et. Eğer hasmın
Allah olursa mahvolursun.
Her sabah yüz defa (SÜBHAN ALLAHÎ VE Bİ
HAMD1H1-SUBHAN ALLAHİL AZİM) de. Günah bırakmaz.
47-) Vücudundaki bütün azalarını
muhafaza et. Yapacağın şey mubah bile oka âzam haddinden
fazla kullanma. Azalarını serbest bırakan kalbini sıkıntıya
sokar.
Herhangi âzam haram olan bir şeyde kullanırsan, o onun
zinasıdır. Harama bakan göz, haramı tutan el, harama yürüyen
ayak gibi. insanları yüzükoyun Cehenneme sürükleyen dillerinin
belasıdır.
Yarın hesap yerinde diller, ayaklar, eller . . . işledikleri
şeylere şahitlik edecekler. O hâlden kork. Nefsine acı.
Bir insan şer'an caiz olmayan bir şeyi yapacağı vakit
o azanın aman yapma, bu işe beni mecbur etme. Yarın kıyamette
aleyhine şahitlik edeceğim. Beni kötülük yaptırmak suretiyle
aleyhine değil de iyilik yaptırmak suretiyle lehine şahit
kıl. Dediğini, eğer o günahı işlerse, yine o azanın Ya
Rab ben nehyettim sözümü dinlemedi. Allah'ını, beni bunun
yaptığı işten 'teberri ediyorum. Dediğini işitenler var.
(Muhiddin-i Arabi'nin işitenlerden biri olduğu maiıakkak).
Azaları sui istimal, kalbe sıkıntı verir. Kalb Allah içindir.
Onu işsal ve ona eza Allah'ın gazabına sebebtir.
48-) Her namazında ezan oku
yahut müezzini dinle. Onun okuduğu kelimeleri bitirince
sen de tekrar et. Ezan okurken sesini salıver çünkü, müezzine
sesinin ulaştığı yerlerdeki kuru, yaş ne varsa hep şahitlik
edecek. Ezan okumakta ve birinci safta olanları insanlar
buseler, oraya geçmek için kur'adan başka çare de kalmasa
kur'a ile oraya geçmek isterler. Gençlikte ne olduğunu
bilseler müsabaka ederler, abalı ve yatsı namazlarında
verilen mükâfatı bilseler, sürüne sürüne camiye gelirler.
Tenha bir yerde, insan ezan okuyup kamet getirerek namazını
kılsa, dağlar gibi melek kafileleri ardında cemâat olurlar.
Ve onun duasına âmin derler.
İnsanlar gaflet etmesinler diye bu vasiyeti yazdım. Çünkü,
akıllı insan hayırlı ve faydalı şeyleri ihmal etmez. Bu
herkesin şahsi menfaatidir.
insanın kendi şahsına rahmeti başkasına rahmetinden daha
büyüktür. Nitekim kendi nefsine ezası, başkasına yaptığı
ezadan büyük olduğu gibi. Meselâ, intihar edenin cezası
katilin cezasından büyüktür.
Peygamberlerden sonra, insanlar üzerinde en büyük hak,
ana, baba hakkıdır. Duada, nefsini ana, babasına takdim
emrolunmuştur. Nuh suresinin son âyetinde buna işaret
vardır.
49-) Eğer Vali veya söz sahibi
yâni hüküm sahibi isen, Hak söyle, Hak ile hükmet. Hevayı
hevese ayma. Herkese eşit nuamele et. Çünkü, bizden ewcl
helak olan kavimler, herkese eşit muamele yaj>matlıkları
için azaba çarpılmışlardır.
Ayet: Ey Davud, biz seni yer yüzünde bir halife yaptık.
Sen de insanlar arasında !ıak ve adaletle âükmeyle. Hükmünde
hcvayı hevesine, hissiyatına uyma ki, bu hal, seni Allah
yolundan saptırır. Allah yolundan sapanlar yok mu, hesap
gününü unuttukları için onlara pek şiddetli azap vardır.
Hesap günü, ahiretteki hesap günü olmakla beraber dünyada
ııefslerini hesaba çekmeyenlere de şamildir. Çünkü, nisyan
terk demektir.
Dünyada iıesabı terk ettikleri için, bu çetin azaba uğrayacaklardır,
(hesaba çekilmezden evvel kendinizi hesaba çekin) diye
emir vardır.
Dünyada da cezalar var. Anıma dünya cezaları insanları
tövbe ve düşünceye sevk ettiği için faydalıdır.
Kardeşim: Sen de kabahatlerinden dolayı hemen tövbe ile
iiabbine dön. Ahvalinde iyilik hissedince Allah'ın senin
her hâlinde feyizli, Rahmetli kadıları açılır, O kapılardan
birini de sen çal ki, sa-nada açılsın.
O andaki Feyzi Rabbani'de nefsini malınım bırakma. Her
hareketinde bir hayra niyetli bulun. Yapaınasaıı da ecrine
kavuşursun, Hatta bir günah işlemişsen, onun .günah olduğuna
inan. Bu imânınla o günahı karşılamış ve tesirini azaltmış
olursun.
Tevbe suresinin 102. âyetinde: günahlarını itiraf edenlerin
affa nail olacakları beyan buyuruluyor.
50-) Duaları, ezan okunurken,
muharebe esnasında, namaza başlanacağı zamanlarda yap.
Duadan garaz kabülüdür. İcabetin sebebleri çoktur.
Zamanın, mekânın, o andaki hâlin, ağızdan çıkan dua kelimelerinin
icabette büyük tesirleri vardır. Bu dörtten birine rastlayan
dualar kabul olur. En kuvvetlisi ağızdan çıkan dua kelimeleri
sonra hâldir.
Allah'ın haklarına ve Halkın haklarına riayet et. Sil
ki insan fakir ve muhtaç bir mahluktur. İstemeğe de mecburdur.
Dileklerini yalnız Allah'tan iste. Bir kimse senden yapabileceğin
bir şey'i isterse, kimseye duyurmadan onu ver. Muhtaçlara
daima yardımda bulun, böyle yaparsan Nâib-i Rahman olursun.
Meselâ evlenecek bir kimseye yardım edersen, onun salih
çocukları senin için devamlı sadakalar sırasına geçerler.
Verdiğin sadaka ve yaptığın iyilikleri başa kakma çünkü
nimetin hakiki sahibi sen değilsin. Verdiğin sadakayı
Allah'a veriyorsun. Gaflet etme. Karşılığı fazlasıyla
sana gelecektir. Buna İnan.
Gafiller içerisinde gizlice Allah'ı zikret. Bu Allah İle
halvet olmak demektir. Fazla suyun olunca başkasından
esirgeme.
Senin imanlık veya her hangi bir memuriyetini istemeyenlerin
önüne geçme. Hakikaten sen o makamın ehli isen sırf şalisi
garazlarından dolayı seni istemiyorlarsa onlar mes'uldürler.
Bir işçi çalıştırınca hemen ücretini ver. Başkaları üzerinde
kendin için bir meziyet görme fazilet, şeref, izzet Allah'ındır.
Dilediğine verir.
51-) Cünüb olunca biraz bekleyeceksen,
su varsa, abdest al, su yoksa teyemmüm et. Eğer cünüb
olarak biraz uyuyacaksan, abdest al da Öyle uyu. Eğer
cünüb iken yemek yiyeceksen, su içeceksen, abdest al.
Ağzını güzelce yıka. Melekler cünübe ve kâfirin ciyfesine
yaklaşmazlar.
Kimseye gadretme. Gadr: Söz ve alıid verdikten sonra ahdini
bozmaya denir.
Anana, babana isyan etme. Öf bile deme. Belki onlara daima
dua et. Anana, teyzene çok ikram et. Bunlar, Allah ve
Resulünün vasiyetleridir. Kimse hakkında kafi hüküm verme.
Hüsnü zan et. îyi görüyorum de. Allah'a karşı edeb böyle
olur.
52-) Bir cemaate imam olup
namaz kıldırınca dua ederken, yalnız şahsına dua etme.
Belki bütün cemaate dua et. Eğer yalnız şahsına dua edersen,
hainlik etmiş olursun. Bir de, Hakkın rahmetini kullarından
kıskandığın ve nefsini başkalarına tercih ettiğinden dolayı
en kötü ahlâk sahibi olduğunu ısbat edersin. Çünkü AUalı,
mü'min kullarını medhederken onlar, başkalarını, nefislerine
tercih ederler buyurur.
Abdestin daraldığı halde namaz kılma. Huzuru kalb, namazın
ruhudur. Yemek hazır, namaz da hazırlanmışsa, evvelâ yemeğini
ye. Sonra namaz kıl.
Ana ve babanın dualarım almaya gayret et. Misafirin duası
da makbuldür. Aman mazlumun bed duasından sak m. Mazlumun
du-asıyla Allah arasında îıicab yoktur.
Vücudundaki zaid kılları tırnakları kes. Her işinde adaletli
ol. Allah'a ve Allah'ın kitabına sarıl. Allah'ın razı
olacağı şeylere devam et. Allah'ın büyüklüğünü düşün.
Haşyetu ilah'dan ağla. [Haşyetullah: Allah'ın büyüklüğünü
ve sonsuz kuvvet ve kudretini düşünerek titremek demete
tir.]
53-) Hayırlı bir iş yapmışsan,
ona devam et. isterse az olsun. Sen ibadeti bırakmadıkça
Allah feyzini kesmez. Bir müddet ibadet ettikten sonra
bıranıverınek, Allah ile arandaki rabıtayı kesmek gibidir.
Şöyle ol: işlemekte bulunduğun hayırlı amellerini ölünceye
kadar bırakmamaya azimli ol. Terk ettiğin kabahatleri
de bir daha yapmamaya azimli ol. Her nefes Allaîi ile
olursun. Ayat-ı îlâhiye'-de Iıakdan ayrılma, Şeriate uymayan
te'villere sapma, Sadakaların en ef-daline devam et.
Verdiğinde gözün kalmasın. Kendisinin muhtaç olduğu şeyleri,
terciiıan başkalarına verenleri Allah-ü Zül Celâl metili
buyuruyor.
Seve seve vermişler, Allah bize yeter demişler. Verdiklerini
unutmuşlar. Eğer böyle yapamazsan, evvelâ kendini doyur
ve kandır da sonra artarsa başkalarına da verirsin.
Resulü ilah, sadakanın en efdalİ (An zaiıri ganiyli) verilendir
buyurdu. Verdikten sonra Allah ile istiğna edip verdiğinde
gözün kalmaması demektir. (Allah ile istiğna: başkasına
yüz suyu dökmemek)
Korktuğun ve umduğun kimselerin yanında da Hak söyle.
Kurban bayramı günü çok iyilik yap. Allah katındd en büyük
gündür. Arefe ve Aşure günlerinden de efdaldir.
Her hak sahibine hakkını ver, hatta her hakka da hakkını
ver. Kimsede hakkın bulunduğunu görme.
İnsaf et. (insaf: muhabbet, sevmek, adalet) başkalarından
insaf beldeme. Senden birisi özür düerse, derhal kabul
et. Kendini, başkasından özür dileyeceK bir hale düşürme.
54-) Secdede duayı çok yap.
Secde hali, kulun Allah'ına en yakın bulunduğu hâldir.
Allah herkese yakındır. Matlup olan. kulun Allanma yakınlığıdır.
Herkese lutf ile muamele et.Hele akrabaya, ehlü iyale
daima şefkatli bulun. Herkese selâm ver. Eğer başKasının
sana vereceğini bilirsen, o selâm versin sen al.
Dünyada kendinden aşağısına bak. Zenginlerin servetine
gözünü dikme. Fitneye uğrarsın. Herkes için dünya, tath
ve sevgilidir. Nimetler de tab'an sevgilidir. Başkasının
sevgilisine göz dikme.
Zahidin zühdünde nimet, Abidİn ibadetinde nimetler vardır.
Olmasa devamlı ibadet yapamazlar. [Zühtün ve ibadetin
zevklerine kendini kaptırmak da makbul değildir. Abid
has olmalı. İbadetten değil mabud'dan nasib almalı.]
Ayet: Onlardan bir sınıfa, fitneye düşürmek İçin verdiğimiz,
dünyaya ait zilletlere ve debdebelere sakın gözünü dikme.
Rabbinin rızkı, hem hayırlı hemde bakidir. (TAHA) suresi
131. Debdebe: Gürültü, patırtı (hadra haşin)
Rabbinia sevdirdiği hayırlı ve devamlı-olan rızk, îman
ve ibadetinden o anda doyduğun rızıktır. Gözünü kaptırma
diye tenbth edilen o debdebe varya o fitnedir o. . .
Birisinin sende hakkı, alacağı varsa, güzelce üde. Hatta
fazla-. sıyla öde. Sakuı alacaklına eza etme. Mü'min kardeşinin
malına, canına, namusuna, akraba ve taallukatına bir tecavüz
vaki olursa, onu koru. Her işinde Allah'ın haklarına riayet
et. Aman nefsinin arzularına uyma. Allah'iîan başka dost
yoktur.
En çok riayet edilmesi icabeden, Allah haclarıdır. Sakın
canlı bir mahluka eza etme. Kurbanını dahi keserkenkeskin
bıçakla kes.
55-) Sözlerin en güzellerini
ihtiva eden Allah'ın kitabını, içindeki hükümleri ve Allah
kitabı olduğunu düşünerek oku. Allah-u Zül Celâl, sana
da anlamak feyzini ihsan eder.
Kur'anı başkalarına da öğret, Naib-i Rahman olurusun.
(Naib: vekil) Ru!ı-ul Emin, O Kur'anı îlazreli Muhammed
SallâHahü Aleyhi vesellem'iıı kalbine indirdi. Kur'an
okuyan temiz kalbli insanların kalbine, her okuyuşta yeni
İner gibi feyz getirir. Hayırlınız, Kur'am öğrenip öğretendir.
Aman bahil olma. Allah'ın emirlerinden, nefsine zor gelenleri
yap. Korkak olma, Allah sana kendine sığınmayı emretti.
Sen de, her halinde Allah'a sığın. Muin'in (yardımcın)
Allah olunca hiç korkma.
Kul, Fatiha'i şerifeyi okurken, sana kulluk eder, yardımı
ancak senden beklerini deyince: Allah, bu âyetim benimle
kulumun ara-sındadır. Kulunum istediği verilecektir, ıiuyurur.
Bizi doğru yola ilet duasını edince üe; bunlar .ıep kuluma
aitdir. Kuluma istediği verilecektir, buyurur.
Yalnız, bunlarda dikkat edilmesi icabeden şey, bu ve emsali
âyetleri okurken, hikâye tarikiyle okumamalı. Bir çok
hafızlar ve âlimler, bu âyetleri, Allah'ın kelâmını hikâye
kasdi ile okudukları için hiç bir fayJa göremezler. Çünkü
Cenahı Hak, kulum istediği zaman diye buyurur, istemeğe,
hikâye istemek demek olmadığından icabet olunmaz.
Bir kısım insanlar Kur'an okur ve dinlerlerken boğazlarından
aşağı gitmez. Ağızlarında kalır, bu y uru iması, okurken
kalbleri hazır olmayanlara aitüir.
Allah rızası için her fedakârlığa katlanan sadık Mü'mindtr.
Dinde ve başka şeylerde kavi olanlar nefislerinde de kavi'dirler.
imanlarında Kavi değildirler. Mû'nıin, Hassaten Allah
haklarında kavi olandır. Allah'ın bir ismi de Mü'ınin'dir,
Senin adın da nıü'rmn'Jir. Mii'min-ler bir birine bağlıdırlar.
Mü'min. mahluk, müemmen Halik'a bağlanır ve ona dayanırsa
onu hiç bir kuvvet yıkamaz.
56-) Kendinde hiç bir zaman
varlık görme. Daima fakir ve aciz olduğuna inan. Allah
(Rabbi malı/en) tîir. (Mahzen: Halis ve safi olan) Sen
de Abui mahzen ol. Allaıı'ın rızası için daima hazır bsıKüi.
3u hale rabıta Jenir.
Düşman hudutunda nöbet beklemek ile rabıtadır. Muratıb'm
sevap defteri kapanmaz. Bir namazı kılıfta gelecek namaza
niyet eden de muratıb'dır.
Al'i İmran suresinin son âyetini oku. Resul-ü Ekrem'in
Ravzai şeriflerine varınca, Resulullah'ın hadisi şeriflerini
okuyacağın zaman evvelâ sadaka ver. Sadaka mal ile olduğu
gibi Tehlil, Tekbir, Teşbih. Tahmid, Havkale ile de olur.
Tehlil: La İlahe İllallah, Tekbir: Allah-u Ekber, Teşbih:
Süb-han Allah, Tahmid: El tiamd-ü LİIlah, Havkale: La
havle ve la kuvvete İllâ Billah demektir. Bunlar zikirlerin
en cidalidir. Daha açıkçası haline göre bir hayır işleyipte
Resulullah'ın huzumnao halde girenler. Hadisleri Döyle
temiz bir ağız ile okuyanlar ResuluALLAH'dan feyz alırlar.
57-) Namaz kılan bir nıüslümam
günahlarından dolayı tekdir etme. Hadisi şerifte şöyle
varid olmuştur: Bir insan mü'min kardeşine kâfir derse,
o kelime Jı-diği yere gider. Eğer dediği gibi ise, orada
kalır, dediği gibi değilse söyleyene gelir. Mü'min kardeşine
kötü söz de söyleme. Allah, o sözden onu korur da söylediğin
şeyi senin başına verir. Mü'min kardeşinin yüzüne karşı
veya arkasından yalan, sahih, hile. hudda her ne Kİ yaptı
isen karşıbğı sana gelir. Cezasını sen çekersin.
58-) Sakın kimse ile alay
etme, eğlenme. Hele Derviş meşrebli salilı, mütevazı insanlarla
alay etmek. Din ile alay etmek gibidir. Öylelerini küçük
görüp onlara gülme. Bâzı ilmine mağrur insanlar varki,
muttaki kimselerle istihza ederler. Yarın kıyamette onlarla
da istihza edilecektir. Şöyle ki: Cennetin kapıları açılıp
Cennet nimetleri gösterilecek, haydi girin denecek tam
girecekleri zaman kapılar yüzlerine kapanacak ve onlara;
Siz Dünyada iken Allah dostları üe eğlenirdiniz işte cezanız
bu, haydi Cehenneme denecek.
59-) İnsanların şerlisi olma.
Şerli insanın dilinden, kötü sözlerinden herkes usanmış
olduğu için yüzlerine gülerler, şerlerinden kor- kulduğu
için onlara güler yüz gösterirler, işte şe.Tİnden çekindiklerinden
dolayı kendilerine ikram olunan insanlar en şerli insanlardır.
Sakın sen de böyle olma.
Karının sırrını kimseye söyleme. Karısının sırrım ifşa
eden
insanlar ahlâkan en düşük insanlardır.
iliç kimsenin anasına, babasına sövme. O da senin anana,
babana söverse, sen sebep olduğun için anana, babana âsî
olmuş oluçsun.
Peygamberimiz, anaya, babaya sövmeyin deyince Ashap, hiç
insan anasına, babasına söver mi dediler. Evet , başkasının
ana ve babasına söver, o da onun ana ve babasına söver
buyurdu.
Büyük günahlardan biri de müslümanm ırzına di] uzatmaktır.
Gâvurların haçlarına, putlarına sövme. Allah'a sövdürmeğe
sebep
olursun.
Bir rafızi'nin yanında mezhep bahislerini açma. Ashaab-ı
Ki-
ram'a taaıı ettirmeğe sebep olursun.
60-) Tabiyetinde bulunduğun
Devletin büyüklerine dil uzatma. Husûmet adamlarının başta
bulunmasıyla elde edilen menfaatler çok iıjyüktur. Beşeriyet
hali hataları olursa, vebali onlara aitdir. Sen itaatini
uozma. Hükümet memurlarının Devlet namına yaplıKları işlere
itiraz etnıe. Emirlerine inkiyat et. Düzeni bozma. Zemmedersen
sıfatı zemmet, mevsufa tecuvüz etme. Methedersen, hem
sıfatı nemde mev-sufu methet.
61-) Allah'ın azabından kendini
kurtarmak istersen, nııislü-nıanların büyüklerine, baban
gibi hürmet et. Orta yaşlılarına ikram et. Küçüklerine
şefkat göster. Mü'min kardeşlerine kalbinde adavat bulunan,
Cennet kokusu duymaz.
Halkın ezasına tahammül et. Kimseye eza etme. Kulak ol,
dü olma. Yâni sözleri dinle, çok söyleme. Allah'ın emirlerine
tazim, mahlukatına şefkat, en mühim vazifedir. Kurtuluş
ve saadet, bu iki şeyi yapmakladır.
62-) Hayırlı bir şey söylemiş
veya hayırlı bir şeye delâlet etrnişisen evvelâ omı kendin
işle. İlk nasihati nefsine yap. İnsanlar, evvelâ insanın
işine bakarlar, sözlerine değil.
Mürşiti'in fiili sözünden daha müessirdir. Resulullah'da
sizin için güzel numune vardır, buyrulmuştur.
Bâzı insanlar, Kur'an okur da, okuduğu Kur'an ona lanet
eder. Hatta kendi kendine lanet okur. Meselâ zalim bir
adam (gözünü aç, Allah'ın laneti zalimleredir.) ayetini
yalancı bir adam da, (Allah'ın laneti yalancılaradır.)
âyetini okurken,kendine lanet eder.
Kur'an'ın zemmettiği bir sıfat, kendisinde bulunan bir
kimse o âyeti okurken, keza Kur'anın methettiğ oir sıfat,
kendisinde bulunmayan bir kimse, o âyeti okurken Kur'an,
onun aleyhine hüccet oluyor değil mi?
63-) Şeriat ilminden bir
şey biliyorsan, bilmeyene söyle. Sakın bildiklerini gizleme.
Bir mezhebe bağlanıp onu körü körüne taklide yeltenme.
Allah'ın emrettiği şeyle amel et. Bilmediklerini Ehli
Zikre (Kitabullahl ve Resulullah'ın sünnetini bilenlerden)
sor. Bir Müftü, Allah ve Resul'Unün hükmü budur derse,
onunla amel et, benim re'yim, kanaatim budur derse, başkasına
sor.
Dinde güçlük yok. Ruhsatlarla amel et. Alışında, verişinde
semahat et. Başına gelen musibetten dolayı kimseyi ayıplama.
Allah'tan afiyet iste, nefsini ıslaha çalış
64-) Daima
Allah'a yalvar ki, seni salih mü'minlerden eylesin. O
zaman Resulullah'ın dostu ve nâsır'ı olursun.
Dünyanın fitnelerinden sakın. Allah'ın ziyneti var, şeytanın
ziyneti de var, Dünyanın da ziyneti var. Allah'ın ziyneti
helâl olan jeyler, şeytanın ziyneti haram olan şeylerdir.
Dünyanın ziyneti de iki cepheli, bir kısmı mubah, bir
kısım haranı. Bunları iyi ayırıp, ona göre hareket etmeli.
Hoşuna gitmeyen bir şey başına gelmişse, o anda sabra
sarıl. Makbul sabır bu. Sakın o musibete kızıp kötü söyleme.
Bir kadının çocuğu ölmüş, kabri başında ağlıyordu. Resul-ü
Ekrem oradan geçerken kadına sabır tavsiye etti. Resuİullaifı
tanımadığı için, geç, benim musibetimle sen mübtelâ olmadın
dedi. O, Resulu'llah idi dediler. Kadın nedametle özür
diledi. Resulu'llah; sabır ilk musibet çarptığı zaman
olur, buyurdular.
Zayıflara merhamet et. Onların yüzü suyu hürmetine Allah,
nusret ve rızık. ılışan buyurur. Karz (ödünç) aldığın
kimseye, sana iyilik yapana, hediye verene, sadaka verene
iyilik yap. iliç bir "şey yapa-mazsan onlara selâm
ver. Veren el.alaıı elden hayırlıdır. Selâmın kadrini
eski müslümanlar bilirlerdi. Bir arada yürürlerken, aralarına
bir ağaç hail olsa, birleşince yine birbirlerine selâm
verirlerdi. Yâni bu arada bir biri aleyhine kötü bir şey
hatıra gelir korkusundan veya, şeytan böyle bir ilkaatta
bulunabileceğinden endişe ederek. Selâm ile tecdidi aht
ve tecdidi islâm ederlerdi. Bu selâm arkadaşına; şu ayrıldığımız
müddetçe senin dostluğunda idim demektir.
Erkekler daima kavi ve üstün yaratılmışlardır. Binaenaleyh
kadınlara daima şefkat ve merhametle muamele etmelidirler.
65-) Fatiha-i şerifeyi okurken
Besmeleyi vaslet sonuna kadar bir nefeste oku. Ebu Bekre
İmamı Ali'den gelen bir hadisi şerifte; Besmeleyi Fatihaya
vaslederek okuyanı Allah affeder. Hasenatım kabul eder.
Dilini Cehennem yakmaz. Kabir azabından, azabı nardan
fezağ ekberden emin olur. Herkesten evvel Allah'a kavuşur,
diye rivayetler vardır.
66-) Allah için Gayyur ol.
Kıskanç, hayvani ve tabii gayretlerden sakın. Meselâ karına,
kızına, anana, kardeşine, başkasının kötü nazarım nasıl
girye görüyorsan, bütün insanlara da aynı hali nefsinde
duymalısın. Buna gayret-i Diniyye denir.
Amma, kendine yapılan fenalıktan duyduğun eleme başkalarına
yapıldığı zaman duymuyorsan bu, gayret-i inıam'ye değil
yalancı gayrettir.
Resulü'llah'ın dünyada eli, yabancı bir kadına dokunmadı.
Kadınlardan bi'atı sözle alırlardı.
Musibet anında (İNNÂ L İ L L Â H İ VE İNNÂ l L E Y H İ
R A C İ U N) de. Bîr cenazen olursa, cemaatin yüz kişi
veya kırk kişi kadar olmasına çalış. O cemaat, o meyyit
hakkında şahittirler. Bir kişiye yüz kişi şahitlik ederse,
o şahadet red olunmaz.
67-) Sadaka vermeğe gayret
et. Sadaka Allah'ın gazabını söndürür. Kıyamette gölgelik
olur. Meleklerin duasına mazîıar kılar.
Hadisi şerifte; Her sabah iki melek iner, bîri. Ya Rab
sadaka verenlere sen ikram et. Verdiği gibisini de sen
ona ver. Diğeri de, Ya Rab cimrilerin elindekiler telef
olsun diye dua ederler. Tabii meleklerin duaları makbuldür.
Bu Hadisi şerifin ikinci şıkkı olan, Ya Rab cimrilere
telef ver demek; "onlar da mallarını hayra sarf edebilsinler,
onları cahillikten kurtar da sehi olsunlar diye dua ederler",
diye hüsnü te'vil-de bulunanlar da vardır. Çünkü, melekler
daima insanların hayrına dua ederler.
Cehennem ateşinden kendini koru. vclevki yarım hurma ver-,
mek suretiyle olsun. Şeyh Muhiddin burada derki: Endülüs'te
şeyhlerimizden birisi hakkında zındık diye şikâyet ettiler.
Halk hep birden aleyhine kıyam ettiler. O zamanın Sultanı
emir verdi. Memleketin ileri gelenlerini toplayın sorun
eğer, zındıklığında müttefikan şahadet ederlerse, öldürün
diye Valiye emir verdi.
Vali de düşmanlarının başında gelenlerden idi. B Zat.
meydanı siyasete gelirken ekmekçiye uğradı, yarım ekmek
aldı ve sadaka etti. Vali halka sorunca, hepsi, iyi adamdır
dediler. Vali şaşırdı. Hep müttefıkan bu adam hakkında
zındık diyorduk hepinizin kanaati bir anda değişti. Bu,
mutlaka bir emri Semavi ile oldu. Derken o zat gülmeğe
başladı. Ne gülüyorsun dediler. Hadis-i şerifin sidkina
ve tecellîsine gülüyorum. Biliyorum ki bu cemaat bu sahidliğin
aksine mutekit idiler. Vali de aynı kanaatte idi. Hepiniz
de de benim aleyhimde idiniz. Ben bu ateşi görünce yarım
etmek sadaka verdim. Yarım ekmek yarım hurmadan çoktur.
Hepinizin ateşini yarım ekmekle söndürdüm dedi.
68-) Sakın, Allah seni nehyettiği
yerlerde görmesin. Emrettiği yerlerden de gaip etmesin,
Allah'tan başkasının bilmediği amelleri yapmaya çalış.
Bu amellerin gizliliği İhlasın en büyük âlâmetlerinden-dir.
Arafe ve Aşure oruçlarına devam et. Zilhicce'nin ilk on
gününde, Muharrem'in ilk on gününde ibadeti çok yap.
Eğer zayıf düşüp vazifelerini yapamayacak bir hâle düşmeye-ceksen
Allah yolundaki savaşlarda oruç tut. Eğer başkalarının
sana hizmet etmelerini istiyorsan melekleri kendine hizmet
ettir.
Melekler ilim tahsil edenlere hizmet ederler. Hatta ilim
tahsil etmek üzere yolunda yürüyenlerin ayakları altına
kanatlarını sererler.
Öğrendiklerinle âmel edince de Allah yanında sevgili ve
büyüklerden olursun.
Hastaları ziyaret edersen yetmiş bin melek seninle beraberdir.
Sana dua ederler. Günahlarının affını Allah'tan niyaz
ederler. Akşam ziyaret edene sabaha kadar, sabah ziyaret
etmişsen akşama kadar meleklerin istiğfarı devanı eder.
Her sabah ve akşam namazlarından sonra üç kerre:
(EUZÜ B l L L A H - İ S S E M İ G - U L ALİ M-U M İ N-E
Ş ŞEYTAN-1 R RACİM) deyip sjre-i Haşr'in son üç âyetlerini
oku.
Her namazın sonunda (ALLA H-Ü M M E E C I R N İ M İ N-E
N N A R) yedi defa oku.
Akşam namazından sonra Evvabin namazı kılarsan sonunda
şöyle dua eyle: (Ya Rab imânımda dosdoğru olmaya, sağlığında
ve ölürken de imanlı olarak ölmeye ve Malışer'e çıkmaya
muvaffakiyetler ihsan buyur) de.
Günahında ısrar etme, her günahın akabinde tövbe eı.
69-) Secdeyi çok yap. Yemini
çok etme. Hüküm sahibi bir memur obnaya heves etme. Eğer
olmuşsan; öfkeli hâlinde, içinde bir sıkıntı varken, aç
karnına, acele bir işin varken hüküm verme.
Kimseye benim Mevlânı deme. Mevlâ Allah'ındır. Dinînde,
imanından istifade edeceğin kimselerle sohbet et.
Allan aşkına diyerek kimseden bir şey isteme. Hatta, Allah'-dan
Allah aşkına diyerek yalnız Cennet ve Cemal1 den başka
şey isteme. Sakın Allah aşkına diyerek dünya isteme.
Başka birisi bir kadına talip olmuşsa, sen de o kadına
talip olma, anıma ona verilmemişse, o zaman istersin.
Başkası bir mala pazarlık ederken, sen de aynı mala talip
olma. Kabirler üzerine oturma. Kabre karşı namaz kûma.
Bir insanın yüzüne karşı namaza durma.
Başına gelen musibetten dolayı Ölümü isteme. Belki şöyle
dua et: (Ya Rab, eğer yaşamak hakkımda hayırlı ise, yaşat,
ölüm hayırlı ise, imân ile göçür) de. Mamafih istemekle
ölüm gelmez, sözler ölüm getirmez. O, değişmeyen bir karara
bağlıdır.
Su içerken otıır da iç. Her sabah; Ya Rab, bana söven
ve eza eden, beni gıybet eden ve kızdırmak için günaha
girmiş kullarını ben affettim. Sen şahit ol onlara hep
hakkımı helâl ettim. Dünya ve Ahi-rette kimsede hakkım
yoktur de.
70-) Vasi, elçi, şahit olmamaya
gayret et. Gusül ettiğin yere abdest bozma. Nezretme.
Yapmışsan nezrini yerine getir. Nezri bahil-ler yapar.
Harp isteme amma, düşmanla karşı karşıya gelince arlık
sebat et. Sakın firar etme.
Rüzgâra sövme, Rüzgar nefesi Rahman'dır. Allah'dan hayırlı
rüzgarlar iste. Şerlilerinden Allah'a sığın.
Yeni bir elbise giyince besmele çek. Ve Ya Rab, bu elbise
içinde beni hayırlı işlere muvaffak buyur diye dua et.
ipekli elbise
giyme.
Uyuyanlara karşı namaza durma. Kalbinde kötü bir hatıra
varken namaza durma.
Allah'tan başkası adına yemin etme. Ateşle kimseye azap
etme, Abdestin daralınca, o halde namaz kılma.
71-) Mütevazı ol, kasılma.
Allah yanında mevki, takva iledir. Yarın mahşerde bütün
nesebler iptal edilecek yalnız Allah ile olan ne-seb kalacak,
o da takva'dır.
Kini olursa olsun isyan ile emrederse itaat edilmez. Sana
söz söyleyene kulak ver, isterse çirkin olsun. Çünkü o
kendine kıymet vermiştir. Bu suretle onun da gönlünü almış
olursun.
Hediyeyi red etme, tahkir de etme. Her şeyi güzel yapmaya
çalış. Dedikoduyu bırak. Lüzumsuz şeyleri de çok sorma.
Bil ki her hareket ve sükûn ve her giriş ve çıkışta şeriatın
hükmü vardır. Bunları
öğren.
Mallarını israfına harcama. Güçlük, matlık, nefret gösterme.
Daima kolaylık, sevgi göster. Bilmeyenlere öğret. Gizli
ve aşikâr yüz kızartıcı şeyleri bırak. Allah'tan utan,
kötü yolda başına bir musibet gelmeden yaşıyorsan, mağrur
olma çok şiddetli bir azaba gidiyorsun gözünü aç.
Allah'ın mekrinden iıazer et. Rahmetinden ümidini kesme.
Hâf ile rica beynini daima muhafaza eyle. Aklı gideren
şeylere, müskirata hiç yanaşma. Tabii konuş, kendimi beğendireceğim
diye sözde san'at gösterme.
72-) istiğfara devam et.
Hele seher vakitleri çok istiğfar et. Allah'ın bir sınıf
melekleri vardır onlar, kürei arzda bulunanlara dua ederler.
Bir sınıf daha vardır ki onlar, seherlerde istiğfar eden
Mü'-minlere dua ederler.
Üç şeyden kork; Allah'tan, nefsinden, Allah'tan kurmayandan.
Her işinde niyetin halis olsun. İhtiyarlara hürmet et.
lafız-ı Kur'an olanlara ikram et.
Borçlu olma, borçluluk geceleri rahatı kaçırır, gündüzleri
zelil eder. Rabbinin ibadetine dünya ziynetlerinden bir
şey karıştırma. Dünya garazları insandan ayrılmayan hastalıklardır.
Ebdalinin reislerinden bir zat, arkadaşları ile yeşillik,
sulu bir yerden geçerken suların şırıltısı, çayır ve Çimenlerin
güzelliği hoşuna gitti de arkadaşlarından ayrıldı. O şelâleden
abdest aldı. Namaz kıldı, nefsinin arzusunu tatmin etti.
Amma, bütün arkadaşları başından dağılıverdiler. O da
rütbesinden azlolundu. Binaenaleyh nefsin arzularına,
İbadette de olsa tabi olma.
Kimsenin ayıplanın araştırma. Nefsinle meşgul ol, onun
ıs-lahtna çalış. Çocuklarına güzel isimler koy. edeb öğret.
Karınla hoş geçin, onun mertebesinde sohbet et. Kendine
uydurmaya çalışına ona medar et.
Çörek otu ölümden başka her derde devadır. Onunla şifaları,
73-) Müslüman kardeşlerinden
biri ile karşılaşınca selâm ver. Musafaîıa et. Yalnız
kimsenin karşısında eğilme.
Resul-ü Ekrem efendimize sordular; Müslüman müslüman'a
mülâki olunca eğilir mi? Hayır buyurdu. Musafaha ederler
mi diye sorulunca evet buyurdular..Yine bir Hadis-i şerifte;
şöyle varit olmuştur. Her hangi iki müslüman karşılaşınca
selâmlaşır ve musafaha ederlerse. Allah onları bir birinden
ayırmadan mağfiret eder.
Vasiyetin daima baş ucunda bulunsun. Ölüm belki ansızın
gelir. Kadınlarla çocuklarla çok oturma. Onların mertebesine
ine ine çocuklaşır ve aiımaklaşirsin. Kadınlarla sohbette,
daha başka tehlikeler de vardır.
Kadınların, yabancı erkeklerle nazik nazik konuşmaları,
onlarla sohbet etmeleri, ziynetlerini göstermeleri. ,
hiç doğru değildir. Bunu, her müslümanm hanımlarına anlatması
mühim vazifesidir. Bâzı hanımlar erkeklere hüsnü zan ederek
konuşmakta beis görmezler, lâkin erkeler, hanımların hüsnü
zannı gibi değildirler. Şeytan da araya girince, fena
neticeler husule gelir.
Hanımların yanına hizmetçi diye, genç delikanlılara müsaade
edilmemeli, Kadınlar, onlarla daima hicab ardından konuşmalı.
. .
Yanından hiç ayrılmayan, daîma iyilik ve kötülüklerini
yazan meleklere hep, aleyhine olan şeyleri yazdırma. Bir
gün gelip dosyaların sana verilecek. Ve oku denecek.
Allah, sana servet ihsan etmişse, onu Allah'ın razı olacağı
yerlere sarfeyle. Allah'ın ihsanı olan o serveti, Allah'a
isyan yollarında harcama. Bâzı gafillerin muvakkat yaşayışlarına
aldanma, insan, nimeti arttıkça şükrü artırmalı. Şükür
etmeyenlerin kalbine gaflet gelir. Kalbi Allah'tan gafil
olanların dilleri zikrullaha, kalbleri huzura kavuşamaz.
Müslüman kardeşinin namusunu koru. Onu, hiç bir yerde
mahcup etme. Bir müslüman, rnü'min kardeşini tahkir eder,
küçük düşürür ve mahcup ederse, Allah'da o' büyük günde,
yardıma muhtaç bulunduğu günde onu rezil eder.
74-) Mideyi çok şişirme ahmaklaşırsın.
Yaşamak için ye. Rab-bine kulluk etmek için yaşa, yemek
için yaşama. Semirmek için yeme. İçerisine yemek konulan
kapların en şerlisi midedir.
Vücuttan düşmeyecek, vazifeden kalmayacak kadar yemeli.
Midenin üçte birine yiyecek, üçte birine içecek koymalı.
Üçte birini de nefes almak için boş bulundurmalı. Günde
bir öğün Sıddıkların yemeği, iki öğün mü'minlerin yemeğidir.
Gün bir öğün üç tâbiri, oburların uydurmasıdır. Islâmiyette
böyle bir şey yok.
Lokmaları küçük al. İyice çiğne, birini yutmadan diğerini
alma. Her lokmada besmele çek. Yutunca Allah'a Hamdet.
Su içerken bardağın içine nefes alma. Bardağı ağzından
çekte öyle nefes al.
Suyu üç nefeste iç.. Bir yere yaslanarak mağrurların yediği
gibi yeme, kölelerin yediği gibi ye. Sen Rabbinin sofrasında
kulsun edebe riayet et. Eğer cemaatle bir sofrada yemek
yiyorsan. Önünden ye. Çeşitli yemekler varsa, canının
sevdiğinden doyuncuya kadar ye. Başkasının yediğine bakma.
Sofrada Önüne bak. Hırsla yeme. Yemeğin içine sinek kanaJını
batırmışsa, o sineği alıp atmadan yemeğe daldır-da sonra
at. Çünkü, onun bir kanadında zehri, diğer kanadında panzehir
vardır. Evvvlâ zehirli kanadını daldırır. Sinek insanlara
zararlı bir
mahluktur.
Bizim görmediğimiz şeyleri Nübüvvet nuru İle gören Peygamberimiz
böyle haber verdiler.
Bir kaba köpek dalarsa yâni bîr kaptan kelp yer veya içerse,
henıen onu dök. Ve o kabı yedi defa yıka birisini toprak
veya kumla
yıka.
Üstüne başına dikkat et necaset bulaşmasın. Abdest bozunca
da iyice kurulan, elbisene idrar bulaşmasın, hem de idrar
iyice kesilmeden abdest alma. Eğer, abdest aldıktan sonra
bir yaşlık görülürse, abdest bozulur.
Seferden gelirken evine ansızın gelme. Mektup yaz, haber
sal, (Telgraf çek, telefon et) geleceğin günü bildir.
Birini döveceksen yüzüne vurma. Birini seviyorsan sevgini
ona söyle onun da seni sevmesine vesile olur.
75-) Bir imama uyunca ondan
evvel tekbir alma. İmamın tekbirinden sonra al. Bütün
erkânda imamın peşinde git. Kendin imam olursan cemaatin
en zayıfım düşün. Namazı uzatma. Kur'anuı mânalarını kendine
tatbik et. Bilmiyorsan Allah kelâmı olduğunu düşün.
İmam (SEM î ALLAH-Ü LIMEN H A M I D E H deyince; İnan
ki bu sözü kulunun lisanından Allah söyledi. (RAB B E
N A V E L E K E L H A M D ) de.
Rükû, sücud teşbihlerine üç defa söyle. Üçten az olmasın
Fazla söylersen de olur.
Namaza girerken; vekar ve sükûnetle yürü. Uykun varken
namaz kılma. Yatsı namazından evvel uyuma. Yatsı namazından
sonrada konuşma hemen yat, erken kalkarsın.
76-) Müslümanlardan birini
çirkin bir işte görürsen kendini değil amelini görün.
Eğer bu kerahatiıide sadık isen, onun yaptığı fenalığı
sen yapma. Eğer yaparsan mürâisin.
Oruçlu iken dikkat et günah işleme, Oruç Allah'hktır.
Allah, seni oruçlu hâlinde razı olmadığı bir şey': işlerken
görmesin. Orucunu da ipfâl eder.
Eğer malın varsa, menfaati devamlı olan hayırlara sarfet.
Dini malumatın varsa, onları başkalarına da yay. istifade
etsinler.
Yol üzerinde uyuma. Gece kabir'de uyumak icabederse, yoldan
çekil çünkü, yollarda haşarat eksik olmaz.
Bir yerde oturacak veya yatacaksan;
( E U Z Ü B İ K E L İ M Â T-l L L A H l-T TAM M A-Tİ K
Ü L L î M A" MÎN ŞERRİ MÂ I I Û L İ K A) yaratılmışların
şerrinden Allah'a sığınırım, de.
77-) Üç kişi bir yerde iken,
ikisinin gizli konuşması veya üçüncünün bilmediği bir
lisan ile konuşmaları caiz değildir.
Müslümanlar arasında dostluk, muhabbet, ülfet gerek. Her
hangi bir müslümanı korkutmak veya onu şüpheye düşürmek
islâm kardeşliğine aykırıdır.
Horoz sesi işitince hemen Allah'ın fadhnı iste. Merkep
anırdı-ğı zaman da şeytanın şerrinden Allah'a sığın. Eşek
şeytanı görünce anırır, horoz da meleği görünce öter.
Gökte bir melek var ki horoz şeklindedir. Öttüğü zaman
yerdeki horozlar onun sesini işitir ve öterler.
Her halinde İyi niyetli olmaya gayret et. Salih amellere
devan et. Hele gafiller, fasık ve facirler içinde bulunursan,
onlara gelecek uza b dan kurtulabilmek için, o fitnelere
dalıil olmadığını kalb ve azalarında isbat etmen lâzımdır.
Bir kimse aksım da { E L H A M D - Ü L l L L Â H ) de-mezse,
ona hatırlat. Yine demezse (YERHAMEKALLAH) diye ona dua
etme.
Bir adamı yüzüne karşı methedipte onu mahcub etme. Birisi
seni yüzüne karşı methederse, yerden bir avuç toprak al
da Önüne dö-küver. Ben de diğer insanlar gibi topraktan
yaratıldım ne kadrim var de.
Şafak batarken çocukları evden dışarı çıkarmayınız. Çünkü
o zaman şeytanların kaynaştığı zamandır.
Yemek yerken, başka birisi sana bakmasın ona da yedir.
Hatip hutbe okurken konuşanlar olursa, onlara sus deme.
Senin de Cuman
batıl olur.
iftarını hurma ile yap. Hurma yoksa üç yudum su iç. iftarda
acele et. Kalbini murakabe et. Bir mü'min hakkında kalbine
kötü bir şey gelmişse, hemen onu izale et ve hüsnü zan
eyle.
78-) Sohbetinde bulunduğun
veya senin sohbetine gelenlerin rütbe ve menzillerine
yöre muamelede bulun. Allah'a verdiğin ahd rububiyetini
İkrar edip her zaman ve her yerde ahdine vefa göster.
Allah'ın âyetlerine bak, verdiği zahiri ve batını azalarım
yerinde kullan onları serde kullanma.
Peygamberlerine uy, Kur'an okuyanı dinle, tazim ile dinle.
Kur'anın İçindekileri düşün. Hadisi şeriflerin sahili
olanlarını Öğren. Ashabı Kiram arasında zuhura gelen hadiselere
dalma. Hepsini sev, her hak sahibine hakkını ver.
Gözünü harama bakılma, diğer azalarını da kötü şeylerde!
Koru. Alimlere tazim et, şerlilere güler yüz göster ki
onlar da düzelsin ter. Hayvanlara şefkatle muamele eyle.
Ağaçlan koru ve ıslah el
Sofilerin şer'i şerife muvafık olanlarına hürmet göster.
Ev lâdlara ihsan eyle. Kadınlara iyi muamelede bulun.
Namazı huzur ile kıl. Zekâtım vakit geçirmeden ver. Büyüklerin
şer'a muvafık emirlerini dinle ve itaat et. Hülâsa bütün
mevcudata nasihatle muamele eyle. . .
79-) Bir şeyi iyice bilmeden,
görmeden işleme. Allah yanında hükmünü bilmediğin bir
şeyi körü körüne yapma. Dünyada ödenmesi lâzım olan hakları
öde ki Allah seni sevsin.
Namazda güzünü secde mahalline dik. Safların düzgün ve
sık obuasına çalış. Namazda başka yere bakmadıkça Allah
sana nazar eder.
Şerefli olmayan kazançlardan sakın. Meselâ kelp parası,
hacamat ücreti, yüz suyu dökerek, namustan fedakârlık
ederek kazanılan paralara tenezzül etme. .".
Bakıcı, büyücülere gitme ve böyle şeylere teşebbüs edipte
para kazanmaya tenezzül etme. Kazanmaya kudretin varken
sadaka alma. Allah'ın verdiğine şükret. Az, çok deme.
Mü'minlerin iyi huylan olduğu gibi kötü huylan da olur,
sen daima iyi huyları gör.
Allah ve Resulünü sevenlere ve onlara yardım edenlere
buğ-zetıne, bazı kimseler, o falanı sevmiyordu diye ona
buğzeder; bu doğru değildir, 3uğzettiğin Allah ve Resulünü
seviyorsa, onların hatırı için sen de onu sevmeğe mecbursun.
Amma, o senin hocanı, şeyhini sevmiyorsa, varsın sevmesin.
Onun, senin şeyhini sevmemesi ona buğzetme-ni icap ettirmez.
80-) "(A L L A H ALLA
H)" İsım' şerifine devam et. Allah lâfzı şerifinin
faidesi hiç bir zikirde yoktur. Başından elifi kaldınrsan
( L İ L L A ü ) kalır. Yine Esmâi hüsna'dandır. Birinci
lânı'ı kaldırır-san (L E H Ü ) olur. O da Esmâi hüsnadandır
ikinci Lâm'ı da kaldı-rırsan ( H U ) kalır Kİ o da Esmâi
hüsnadandır. Başka kelimelerde bu yoktur. Din'de güzel
şeylerle iftihar edilir. Mushafların tezyini, Camilerin
tezyinatı eşrat saafindendir, diye varit olan Hadisi şerifden
ürkme, ilmi olmayan bunu tersine anlıyor.
Kıyamet alâmetlerinin hepsi mezmum değildir. Şeairi Diniy-yeye
tazim olmak kasdıyle yapılan şeyler makbul ve memduhdur.
Duada haddi tecavüz etme. Meselâ sılai Ralım'i kat edecek
dualara yapma. (Halamın, teyzemin, amcamın canını al)
gibi.
Taharatte de suyu fazla israf etme. Abdest azalarını üçer
defa yıka.
81-) Kur'a'nı düşünerek oku.
O, zikirlerin en yükseğidir. Bir sureye başlayınca, bitirinceye
kadar konuşma. Bİr hastanın yanına gİ-rince ( Y A S İ
Y N ) oku.
Müellif Muhiddin-İ Arabî derki: Bİr gün çok hastalandım.
Baygın bir halde idim. Korkunç kimseler gördüm. Bana eza
etmek istiyorlardı. Derken güzel şimali ve güzel kokulu
bîr zat geldi onları
hep kovaladı. Sevindim. Ve efendim siz kimsiniz diye sordum.
Ben ( Y A S İ Y N ) süresiyim dedi. Gözümü açtım baktımki
babam baş ucumda ağlıyor ve ( Y A S İ Y N ) şerifi okuyordu.
Bitirdi. Gördüklerimi babama söyledim. Hastalarınıza (
Y A Sİl Y N ) okuyun diye
emir var.
Ağır bir hastanın yanında bulunursan ona (LA İLAHE İLLALLAH)
hı telkin et. Demezse sui zan etme. Çünkü o halde belki
başka şeyle meşguldür de senin telkinini duymamıştır
Cenazelerinizi takip ederken eğer yürüyorsan tabutun etrafında
yürü. Binekti isen, arkadan takip et. Defnolunduktan sonra
hemen bırakıp gitme.Biraz kabrin yanında bekle. Cenaze,
kabrinin başında oturanlarla ünsiyet eder.
Su içtiğin kabın ağzını kapat. Gece lambaları söndür.
Kapuyu kilitle. Şeytan kilitli kapıları açamaz. Eğer kapıyı
kapatırken besmele çeker, Ayet-ül Kürsî okursan, sabaha
kadar zarardan emin olursun
Dünyada bir yolcu gibi yaşa. Elindekilerin hesabını vereceğini
unutma. Sana hainlik yapana sen yapma. Sana tecavüz edene
sen tecavüz etme.
82-) ibadetlere neş'eli olarak
başla. Eğer keselân (ağırlık) gelirse, onu bırak başka
ibadete geç. Amma, farzlar böyle değil. Onların vakti
geldi mi ister neşeli, isterse neşesiz ol Farzlar derhal
işlenir.
Birisi, sen ibadet ederken başka, o ibadeti güzelce ifa
ederken o da öğrensin diye niyet et. Riyadan kurtulursun.
İhlâsına dikkat et. Halk içinde güzel namaz kılıpta tenhada
felfes kılan Allah'a hakaret etmiştir. Elinden geldiği
kadar gayret et, güzelce ibadetlerine devanı et.
Sakın Allah beni şaki yazdıysa şakıyım, said yazdıysa
Said'im deme. Hayırlı ibadetler ve hayırlı işler yapıyorsan,
Said olduğuna Allah tarafından bir müjdedir. Allah güzel
ameller işleyenlerin ecrini zayi etmez.
Kabirleri sık sık ziyaret et. Yalnız kabristanda çok oturma,
mezarlara ibret nazarıyla bak. Ahireti hatırla. Kabristanda
Dünya işlerini konuşmak suretiyle ölülere eza etme.
Yol üstüne, gölgeliklere, ağaç altına, su kenarına, kabirlerdeki
deliklere, suya, işeme. Yedi büyük günahlardan içtinap
et. (Şirk, şe-hire, katli nefs, yetim malı yemek, riba,
askerden kaçmak, namuslu kadınlara, kötü ve namuslarına
dokunur sözler söylemek).
83-) Hakkı daima önde tut.
Ve Allah'ın kullarına, Allah'ın muamele ettiği gibi muamele
et. ibrahim Peygambere bir müşrik misafir olmak İstedi,
ibrahim Aleyhisselâm; nıüslüman olursan misafir ederim
dedi. O da kabul etmedi. Döndü gitti. Cenabı Hak ibrahim'e;
Bir lokma ekmek için herifin dinini, babasından kalan
alıştığı dinini terk etmesini teklif ettin. O, yetmiş
senedir gâvurluk yapar, ben onu besliyorum ve rızkını
kesmedim. Buyuranca, İbrahim Aleyhisselâm yola çıktı ona
yetişti. Gel dedi, seni misafir edeceğim. Çünkü Rabbim
senin için bana itab etti, deyince o, hem misafir oldu
ve hem de nıüslüman oldu.
insanlardan gelen ezaya sabret, tahammül et. Kimseyi hakir
görme. Öfkelenince nefsine sahip ol. Aman, Allah'dan başkasına
kulluk etme. Evinde bulunan hayvanlara, kedi , köpek ...
ne varsa onların yiyecek ve İçeceklerini ihmal etme. Onfar
emanettir.
Haftanın pazarertesi ve perşembe günleri amellerin Allah'a
arzolunduğu günlerdir. O günlerde oruç tutarsan iyidir.
Oruç tutamaz-san iyi şeyler yap.
Kimseye karşı kalbinde buğz ve adavet bulunmasın. Allah,
şirk gibi kalbinde buğz ve adavet bulunanları da affetmez.
Bir gün gelip seni bırakacak arkadaşla da dostluk kurma.
Daima seninle beraber bulunacak dostlar kazan.
Kan, kız .oğlan, ahbab. yaran, mal, mülk hep muvakkat
dosttur. Seninle kabre girmezler. En samimi dostun, iyi
amellerindir. Kabir-de,mahşerde, her yerde senden ayrılmazlar.
Dostunu bil.
Yarın mahşer yerinde en bedbaht insan, başkalarına vazu
nasihat etmişte kendisini unutmuş, söyledikleri hayırlı
şeyleri kendisi yapmamış, başkalarını fenalıklardan nehyetıniş
de kendisi o fenalıkları işlemiş olan kimselerdir.
Helâl kazan, hırsı bırak, uykudan uyanınca gözünden uykuyu
sil. hemen Allah'ı zikret. Şeytanın düğümünü çözmüş olursun.
Şeytan uyu diye efsun okur. Abdest alınca ikinci düğüm
çözülür. Namaz kılınca hepsi çözülür.
84-) Dehre sövme. Dehr Allah'ındır.
Eğer dehriyle zamanı murat ediyorsan, zamanın elinde bir
şey yoktur. İşler hep Allah'ın yed'i kudretİndedir.
Malım, malım diye kasılma, senin malın yiyip bitirdiğin,
giyip eskittiğin, sadaka ile elden çıkardığındır. Bunlardan
başkası aleyhindedir. Nereden topladın, nereye sarfettin,
niçin depo ettin diye soracaklar. Dinini öğren. Din adamı
âdil olur.
Kabir azabından, Deccalın şerrinden, Cehennem azabından,
hayatında ve ölümünde sana arız olacak fitnelerin şerrinden
Allah'a sığın.
Peygamberimiz, namazlarının sonunda yâni, kaide-i ahiresinde
bu duayı okurlardı. Kalbini ve kalbine gelenleri daima
murakabe et. Şeriat terazisine ver. Onunla ayarla. Şeytan,
kürsüsünü kurar da avane-sine oradan emirler verir. Allah'ın
Arşı da su üzerindedir. Şeytan bu hareketiyle halkı iğfal
etmek ister. Şeriatı bilmeyenlerle şeytan alay eder. Ve
onları çabuk aldatır.
Peygamberimiz Medine'ye teşriflerinde tbni Seyyad denilen
bir yahudi kâhini vardı. Resul-ü Ekrem ona ne görüyorsun
diye sordu. Deniz üzerinde kürsü görüyorum dedi. Resul-ü
Ekrem, o şeytanın kürsüsüdür buyurdular.
Kur'anı Keriın'de Allah'ın arşı su üzerindedir. Sizi imtihan
için yâni hanginiz daha iyi işlerde bulunacak, işte o
iptilâ şeytanın fitnesidir. Kendisini İlâh gibi tahayyül
ettirir de oradan emirler verir. O, mü'minlerin en büyük
düşmanıdır. Şeytanın şerrinden Allah'a sığın.
Bakıcı, büyücü, aldatıcı, kendine şeyh süsü verenlere
inanma. Dinin gider. Elde mizan şeriattır. Ona uymayan
şeyler şeytan yoludur.
85-) Devlet adamlarına dil
uzatma. Kaİblerde tasarruf Allah'ındır. Onların kalbi
de yed'i kudreti Hâhi'yededir. Sen meşru olan emirlerine
hemen itaat et. Peygamberimiz. Ulül emre itaat edin, isterse
yüzü yırtık Habeşi bir köle olsa da buyurdular.
Hıristiyan bilginlerinden bir zat, islâm ülkelerinden
birine geldi. Dolaşırken,herk es koşmaya başladı, işte
Sultanımız geliyor diye seviniyorlardı. O Hıristiyan zat
da bekledi. Saktı ki siyah, vaktiyle köle olduğu nişanlarından
belli, yüzü yırtık, çirkin bir yüz. Yüzüne bakına; Allah'ın
varlığına, birliğine, şeriki ve naziri bulunmadığına,
istediğini istediği gibi yapar olduğuna,mülkünde istediği
gibi tasarruf ancak Zat-ı Alıad'iyetine has olduğuna,
Hazreti Muhammed'm (S.A.V.) de iıak Peygamber olduğuna
şahadet ederim dedi. Dediler ki; Bu imanın sebebi nedir?
Dedi ki; Şu siyah kölenin saltanatındadır. Çünkü, zahirer
bu adamın arkasına iki kişi bile düşmez. Halbuki bütün
Ulema, Esra] ve iyyanı !ıep onun önünde elpençe duruyorlar,
inandım ki Allah birdir. Kullarında istediği gibi tasarruf
ediyor. Ve Habibi de Hazreti Muhammed'i de (S.A.V. ) tasdik
ediyor.
Yemek ve su kaplarınızın ağızlarını kapatın. Çünkü, senede
bir gece gökten veba yağar. Açık kaplara veba girer diye
Hadisi seril vardır.
86-) Misafirlerine ikram
et. Hadisi şerifte; Allah'a, Ahirel gününe imanı olan
misafirlerine ikram etsin buyrulmuştur. Misafirin hakkı
üç gündür. Fazla kalırsa sadaka olur. Gelip geçici ise,
bir günlük hakkı vardır. Misafire ikram, imânın şubelerindendir.
Hayır söylemek. kötü sözlerden dili tutmak ta imanın şubelerindendir.
Bir amel işlerken onu güzel yapmaya çalış. Çünkü, amelini
güzel yapan emeline muvaffak olur. Güzel amel şer'i şerife
uygun olan ameldir. Allah'ı görür gibi ibadet etmekliğindir.
87-) Abdestlİ bulun, her
farz namaz için abdest alırsan güzel olur. Abdest müstakil
bir ibadetdir. Gerçi başka ibadetlerin sıhhati için şart
kılınmıştır amma, istiklâline dokunmaz.
Sabah namazını kılan kimse, Allah'ın ahdine girmiştir
sakın ona dokunma. Geceleri gafletle geçirme namaz kıl.
Allah'ından, Dininde, Dünya da, Ahiretin de af ve afiyet
iste. Allah'dan daima hayır iste. Bir insan, sıdkile Allah'dan
şehitlik isterse, Allah ona yatağında da ölse şehid sevabı
verir diye Hadisi şerif vardır.
Hayırlı işlere başkalarını da teşvik edenler sevabda müşterek
olurlar. Dünyada insanlara sürür, feralılık aşılayan ve
sıkıntılarını giderenlerin Allah, Kıyamet gününde sıkıntılarını
izale eder.
88-) icrasına muktedir bulunduğun
öfkeyi yut. Allah, öfkesini yutanları ve İnsanların kabahatlerini
af edenleri metheder. Peygamberimiz de, öfkesini yutanın
kalbine emniyet ve imân dolar buyurmuştur.
Halkın ihtiyacına koş, onların işlerini görmek amellerin
en efdalidir. Hele düşmüşlere yardım, en büyük ibadetdir.
Allah'dan mağfiret isterken, günahlardan Allah'ın seni
korumasını iste. Günahı işlemişsen cezasından korumasını
iste. Allah'ın bildiği ve oldurun lıalin tersini gösterine.
Göründüğün gibi ol. Rıfk ile muamele et. Mülayim, yumuşak
olmayanlar bir çok hayırlardan mahrum
Kalırlar.
Sana birisi bir hediye takdim ederse, ona mukabelede bulun.
Bir şey vermeğe kudretin yoksa, dua ile mukabelede bulun-
Amma, sen birisine hediye vermişsen, sakın karşılığını
bekleme. Ve bir şey beklemediğini ona anlat. Eğer mukabele
ederseniz müteessir olurum
de.
Eğer, sana bilmukabele takdim ettiği hediyeyi kabul etmezsen,
memnun olacaksa o hediyeyi kabul etme. Amma, o da gönül
hoşluğu İle sana bir hediye verir ve onu almayınca müteessir
olacağını anlarsan
kabul et.
Aman, gâvur olayım, veyahut dinimden dönmüş olayım gibi
sözlerle yemin etme. Selâmetle islâmiyete dönemezsin.
Allah'ı an gayriye yemin etmek günahtır.
Yalan rüya uydurmak veya rüyaya yalan katmak yalanların
en
fenasıdır.
89-) Hakkında kötü bir şey
söylemişlerse sükut et. Dunu sana söyleyene tearuz etme.
Zennunu Mısri'ye Mütevekkil sordu. Sana zındık diyorlar
ne dersin? Dedi ki; hayır desem söyleyenleri yalancı,
evet deseni nefsimi yalancı yapmış olacağım bilaenaleyh
sükut ediyorum, dedi.
Bir mü'mini küçük düşürecek, utandıracak şeyleri söyleme.
Böyle söyleyenler cehennemin en şiddetli yerlerinde hapsolunurlar,
diye Hadis-i şerif vardır. Dininle dünyayı yeme. davul,
zurna çalıpta para kazanmak, din ile dünyayı elde etmekten
daha iyidir.
Şundan, bundan haber veren kâhini tastık etme. Elinde,
ağzında bulaşık varken uyuma. Ve kimseye düşmanlık etme.
İki yüzlü olma. Ticarette ihtikâr yapına. Birisi bir yere
oturmuş ve tekrar oturmak üzere bir yere ayrümışsa, onun
yerine oturma.
Av muhabtır anıma, sen av peşinde dolaşma. Sana ikram
olsun diye bir sandalye veya süt veya güzel koku takdim
ederlerse reddetme.
Borca girerken ödemeğe niyetin sağlam olsun, ödemeğe muvaffak
olursun. Eğer niyetin çürükse, borçlu kalırsın. Borçlu
Ölenlerin cenaze namazlarını Peygamberimiz kılmazdı.
Mü'min kardeşine üç günden fazla dargın durma. Rast gelince
ilk selâmı sen ver. Hayırlı olursun, insanlar ayağa kalksınlar,
karşında el bağlasınlar diye bekleme.
Şefaat ettiğin kimsenin hediyesini ve ziyafetini kabul
etmek riyadır. Kabahati sabit veya haklı bir tasfiye ve
azledilmiş kimseler hakkında şefaat caiz değildir. Böyle
bir caniye şefaatte bulunmak. Allah'ın lâinine sebeptir.
Şefaati kabul edeni de müşkül duruma sokmuş olursun. Şefaat,
haklı ve hayırlı şeylerde olur.
90-)Hazreti Ali Keremullahı
veçhe efendimize hitaben varit olan vasiyetlerden,
Hazretî Ali der ki: Resulullah efendimiz bana vasiyet
etti. Ve Ya AH bunları hıfzet hayır görürsün buyurdu.
Ya Ali; Cahillikten daha beter fakirlik yok. Akıldan daha
güzel mal yok. Kendini beğenmekten daha korkunç yanlışlık
yok. Müşavereden daha kuvvetli yardımcı yok. Yakut (sağlam
bilgi) gibi imân yok. Fenalıkları bırakmak gibi koruyucu
yok. Güzel huylar gibi soy sop yok. Tefekkür (düşünmek)
gibi ibadet yok.
Ya Ali; Her şeyin bir âfeti vardır. Sözün âfeti yalan,
ilmin âfeti unutmak, ibadetin âfeti riya, zekatın âfeti
övünmek, şecearin âfeti zulüm, cömertliğin âfeti başa
kakmak, güzelliğin âfeti kendim beğenmek, asaletin âfeti
kasılmak, hayatın âfeti meşru olan vazifelerini yapmaktan
utanmak, halin âfeti yenilik, ibadetin âfeti usanmaktır.
Ya Ali; Birisi seni yüzüne karşı methederse, Allah'ın
beni onların dediğinden hayırlı eyle, bilmedikleri şeylere
beni af eyle, onların sözü ile beni sorguya çekme, de.
Onların sözlerinden salim kalırsın.
Ya AK; Oruçlu iken, iftar ederken {Allahım senin rızan
için oruç tuttum ve verdiğin rızıklarla da iftar ediyorum.)
de. O gün, ne kadar insan varsa hepsinin sevabı kadar
sevap kazanırsın.
Oruç tutan kimsenin, Allah yanında makbul bir duası vardır,
iftar ederken besmele çeker ve ey mağfireti bol Allahım,
beni af eyle derse af olunur.
Ya AB; Güneşe ve aya karşı oturma, arkanı dönde otur.
Güneşte de çok oturma hastalık gelir.
Ya Ali; Yâsin-i şerifi çok oku, aç, susuz, çıplak kalmazsın.
Hastalık, korku, zindan görmezsin, yalnız kalmazsın, her
yerde hürmet görürsün. Bir şeyine kaybolmaz. Bir hastanın
başında okursan, ecel gelmişse, ölümü asan olur. Akşam
okuyan sabaha, sabah okuyan akşama kadar emin olur.
Ya Al,; Yatarken Tebareke suresini oku. Kabir azabı görmezsin,
Münkir, Nekir sual sormaz.
YaAli;( KULHUALAH-U A H A D ) di ab-
destli olarak oku. Kıyamet gününde; Ey Allah'ım metheden
kalk Cen-
net'e buyur derler.
Ya Ali; Kötü sözlerden ve kötü gözlerden korunmak için
Maşaallah de. (LâHavle. . .) oku.
Ya Ali;Zeytin yağı ye ve vücuduna çal. Şeytan yaklaşamaz.
Ya Ali; Yemeğe başlarken tuzla başla. Sonunda da tuzla
bitir. Bir çok dertlere devadır.
Ya Ali; Yemeğin başında Besmele çek, sonunda da Hamd et.
Sonuna kadar melekler sevap yazarlar.
Ya Ali; Evinden çıkarken Ayet-ül Kürsü'yi oku, işlerin
kolaylaşır.
Ya Ali; Yalnız sefere çıkma. Şeytan seninle beraber çıkar.
Ya Ali; Çocuğun olursa, sağ kulağına ezan oku, sol kulağına
kâmet getir. O çocuğa şeytan zarar yapamaz. Gök aylarının
başında ve ortasında şeytanlar çok faal olurlar. Kendinizi
koruyun, şerlerinden Allah'a sığının.
Ya Ali; Sail'i red etme. isterse at üzerinde gelsin, bir
şey ver. Verilen sadaka sail'den evvel Allah'a gider.
Sabah erken sadaka vermeli. Çünkü, belâ ve musibetler
sadakanın önüne geçemezler.
Ya Ali; Fakirleri miskinleri sev. Allah da seni sever.
Ya Ali;Evine girince evdekilere selâm ver. Evinin bereketi
artar.
Ya AliCüzel huylu ol. Böyle olursan, oruç tutanların,
namaz kılanların derecesine ulaşırsın.
Ya Ali; Öfkelenme. Öfkeli insana şeytan istediği şeyi
yaptırır.
Ya Ali; Allah'ın affedici olduğunu unutma. Daima Allah'dan
mağfiret iste. Allah, meleklerine buyurur ki; Kulum benden
başka kimsenin günahları mağfiret edemez olduğunu bildi.
Şahid olun. Ben kulumu affettim.
Ya Ali; Yeni bir elbise giyersen, eskisini bir fakire
giydir. O elbise fakirin üzerinde bulundukça Allah'ın
hıfzındasın.
Ya Ali; Camiye girerken: Allah'ım bana rahmet kapılarını
aç de. Çıkarken de, Allah'ım, bana rızık kapılarını aç
de.
Ya Ah'; Doğru, yalan ne olursa olsun, Allah'a yemin etme.
Ağzını yemine alıştırma. (Yeminlerinize Allah'ı siper
yapmayın.) Allah, yalan yere yemin edenleri temizlemez.
Ve onlara merhamet etmez.
Ya Ali; Dört şey varki şeytandandır. Ağlamayan göz, katı
kalb, uzun emel, dünya sevgisi.
Ya Ali; Dişlerini temizle. Aralarında yemek parçaları
kalmasın. Melekler sevmezler.
Hazreti Ali derki: Resulu'Ilaha, Bakara suresinin otuz
yedinci âyetindeki (Adem, Rab'binden kelimeler belleyip
onlarla yalvardı. Allah ta tövbesini kabul buyurdu.) Bu
kelimeler ne idi diye sordum. Resulullah buyurdular ki:
Allah, Adem'i Hindistan'a, Havva'yı Cidde'ye yılanı tsfihan'a,
şeytan'ı Bisan'a indirdi. Cennet'te en güzel mahluk, yılan
ile tavus idi. Adem'i iğfalde şeytana yardım ettikleri
için onlar da gazaba uğradılar, Hazreti Adem Hindistan'da
başını semaye kaldıramadı, ağladı ve müteessir olarak
oturdu. Bir gün Cebrail geldi selâm verdi. Allah'ın selâmını
da tebliğ etti. Ve dediki; Rab'bin soruyor ben onu kudretimle
yarattım, Ruhumdan Ruh nefhettim. Meleklere secde ettirdim,
Havva'yı ona eş ettim. Bu hüzün ne?
- Ya Cebrail, civar-ı Rab'bı Âlâdan buraya indirildim.
- Ya Adem, şöyle dua et: (Allah'ım Mulıammed hürmetine
sana ütica ediyorujn. Ben günah işledim, nefsime zulmettim.
Beni af eyle.)
Sonra Havva ile birleşince dedilerki: -(Ey Rab'bimiz,
kendimize yazık ettik. Eğer bizi esirgemezsen zarara uğrayanlardan
olacağız.) dualarını yaptılar. (A'râf suresi 23).
insan, dünyada babasının yolunda gitmeli. Babamız kusurunu
itiraf etti. Allah'dan mağfiret istedi. Allah da hem affetti.
Hem de en büyük saltanatı ve elçiliği ihsan etti.
Şeytan, Allah'a kafa tuttu, beni azdırdın dedi,- ebediyyen
mel'un oldu. Allah'a boyun eğmeli, kusurlarını itiraf
etmeli, Allah'dan daima af ve mağfiret istemeli. Adem'in
oğju olduğunu böylece ısbat etmeli. Şeytan sudu içipte
Allah'a kafa tutanlar, nisbeti Âdem'e değil şeytana bağlamış
olurlar.
Yılanı öldür.
Ya Ali; İnad olma. Sonra pişman olursun. Dilini daima
hayıra alıştır. Ahiretin en şiddetli azabı dildendir.
insanların en büyük dertleri, hased, hırs, gazap, kizb'dir.
insanların şerlisi yalnız geçen, kimseye menfaati dokunmayan,
hizmetçilerini dövenlerdir.
Daha şerlisi, hayrı umulmayan, şerrinden korkulan kimselerdir.
91-) Eba Hüreyre'ye hitaben
varid olan vasiyetler:
Ya Eba Hüreyre; Bir âyeti ezberledikten sonra unutmak,
büyük kabahattir. Allah'a böyle gelme...
Ya Eba Hüreyre: Ululemr olanlara lanet etme. Allah bir
kavmi ululemrlerine lanetlerinden dolayı Cehenneme attı.
Ya Eba Hüreyre; Şeytandan başkasına sövme. Temiz lisan
ile ölürsen bütün Peygamberler ve mü'minler Cennet'e girinceye
kadar seninle müsafaha ederler.
Ya Eba Hüreyre; Gece yansından sonra kılınan namazlar
ef-dâldir. Bunu ihmâl etme.
Ya Eba Hüreyre; iyi şeyleri emret. Kötü şeyleri nehyet.
Herkese iyilik öğret. Bir kimseyi fenalık yaparken görürsen,
şahsına bir zarar gehneyeceğini bilirsen, ona Allah'dan
kork de.
Ya Eba Hüreyre; Müslümanlara güler yüz göster. Selâm ver,
müsafaha et. Melekler senin için dua ve istiğfar ederler.
Allah, meleklerin dua ve istiğfarlarını kabul eder.
Ya Eba Hüreyre; iyiliği küçük görme, iyilik deyince hepsini
yap. Hatta acize bir testi su getirmek suretiyle olsun,
iyi huyların, küçük olsun, büyük olsun karşılığı Cennet'tir.
Ya Eba Hüreyre; Evinde ehli ve iyâline namaz kılmayı emret.
Allah evinize bol nzık verir. Sizin eve şeytan sokulamaz.
Ya Eba Hüreyre; Her Müslüman için Allah'dan mağfiret iste.
Hepsi sana şefaatçi olurlar.
Ya Eba Hüreyre; Sekerâtta olan bir kimsenin yanına girersen,
ona Kelime-i Şehadet'i telkin et. Onun sevablan kadar
sana da sevab verilir. Hatta o hastaya tevbe ettir. Tevbe
telkini sıhhatte olanlara daha faydalıdır.
Ya Eba Hüreyre; Ümmetime sünnetimi öğret. Ahirette nurlara
gark olursun da herkes sana gıbta eder.
Ya Eba Hüreyre; Misaferlere, yolculara ikram et. Hatta
onları ehline tercih et. Melekler seni sıratta teşyi ederler.
Ya Eba Hüreyre; Müslümanların yollarına eza atma. Elinden
geldiği kadar yollardan ezaları kaldırmaya çalış. Bir
insan, yol üzerinde gördüğü ezayı kaldırır veya onu, üzerine
toprak dökmek suretiyle örterse, Allah'da kıyamet gününde
onun ayıplarını örter.
Ya Eba Hüreyre; Âmâların sol elinden tut, onları gidecekleri
yere kadar götür. Bu da bir sadakadır. Sağırlara hayrı
duyurmak, şaşırmışlara yol göstermek hep sadakadır.
Ya Eba Hüreyre; Borcunu elinle götür ver. Melekler seni
teşyi ederler. Borcunu ödeyenlere melekler dua ederler
ve Allah-ü Zül Celâl onlara ummadıkları yerlerden rızıklar
gönderir.
Ya Eba Hüreyre; Bir insan helâlinden mal kazanır, zekâtını
verir, sonra mirasçılarına bırakırsa, o maldan yapılan
bütün hayırlı şeylerde onun hissesi vardır.
Ya Eba Hüreyre; Şehiden ölenlerin bütün günahları af olunur.
Yalnız kul haklan, bir de namuslu kimselerin namusuna
dokunacak kötü sözler af olunmaz.
Ya Eba Hüreyre; Her günah, Ahirette tasadır. Bâzı günahların
tasası çok büyüktür. En büyüğü başkasının malına, namusuna,
canına karşı yapılan günahlardır.
Ya Eba Hüreyre; Kimseyi korkutma, seni de ahirette korkuturlar.
Başkalarının sana karşı yaptığı kabahatleri affet. Büyük
mükâfat görürsün.
Ya Eba Hüreyre; Evinin her tarafında namaz kıl. Evinin
nuru gözlerde görünür.
Ya Eba Hüreyre; Akşam ve sabah yemeklerinde, muhtaç akrabalarını
gözet. Allah, dünya ve ahirette dostlarına ayırdığı hayırlardan
sana da büyük hisseler ayırır.
Ya Eba Hüreyre; Allah'ın bütün mahlukatına merhamet et.
Allah da yarın sana merhamet eder.
Ebu Hüreyre derki: Resul-ü Ekrem efendimize; Ya Resulu-lullah
ben bir sinek suya düşmüş çırpınıyor, onu o halde görünce
içimden bir merhamet hissederim dedim de, Resulu'llah
üç defa Allah sana merhamet etsin buyurdular.
Ya Eba Hüreyre; Musibetleri sabır İle karşıla. Allah'ın
Rahmetine, Mağfiretine ve hidayetine erersin.
Ya Eba Hüreyre; Felâketzedeleri taziye et. Köle azad etmiş
gibi sevap kazanırsın.
Ya Eba Hüreyre; Sabah ve akşam dilin zikrullah ile olsun.
Günahın kalmaz.
Ya Eba Hüreyre; Kardeşinin ayıbını gizle. Allah yardımcın
olur. Kardeşine yardım et. Akraba ve komşularına iyilik
et. Müslüman olursun. Dostlarına iyilik et nıü'min olursun.
Allah'ın farz kıldığı ibadetleri yap, Abİd olursun. Allah'ın
taksimine razı ol. Zalıid olursun.
Resul-ü Ekrem salla'llahü aleyhi vesellem Ebû Hüreyre'ye
vasiyetlerinde buyurdular ki; Ey Ebü Hüreyre, herkes korkudan
tir tir titrerken korku hissetmeyenlerin, herkes Cehennem
ateşinden feryat ederken rahat ve huzur içinde bulunanların
yollarını tut.
Onlar kim Ya Resulu'Uah, bana onların ahvalini bildir
ki. onları tanıyayım. Onlar, ahir zamanda gelecek ümmetîerimdendirler.
Onlar, Mahşere gelirken Peygamberler gibi gelirler. Karşıdan
onları görenler Peygamber zannederler. Ben onları görünce,
ah ümmetferim ah ümmetlerim derim. Mahşer halkı o zaman
onların Peygamber değil benim ümmetini olduğunu öğrenirler.
Onlar mahşer yerinden şimşek gibi geçerler. Onların nuru
bütün mahşer halkının gözlerini kamaştırır.
Ya Resulu'Uah, onların amellerini bana da öğrette belki
ben de onlar gibi olurum dedim. Buyurdular ki: Ey Ebû
Hüreyre, onların yolu zorca. Evlerinde de her türlü yemekleri
varken açlığı tercih ederler. Her çeşit elbise giymek
kudreti varken elbiseye ehemmiyet vermezler. Her türlü
şerbetleri içmek mümkün iken susuzluğa tahammül ederler.
Hep bunları Allah'ın rızasını kazanmak, başkalarını nefislerine
tercih ettikleri için yaparlar. Hesap korkusundan dolayı
Helâl olan bir çok zevklerini terk ederler. Dünyada yalnız
bedenleri vardır. Dünyanın süsüne kendilerini kaptırmazlar.
Melekler, Peygamberler onların ibadetlerine hayran olurlar.
Onlara müjdeler olsun müjdeler, dedikten sonra; Allahını
benimle onları birarada cemeyle, benim onlara iştiyakım
var dedi ve ağladı.
Ve yine buyurdular ki: Allah, arzdakilere âzab etmek murat
ederse, onların yüzü suyu hürmetine azabı kaldırır.
Ey Ebû Hüreyre; İşte, sen de onların yoluna git. Onlara
muhalefet eden şiddetli hesaba çarpılır.
92-) Ashabdan Ebulderda şöyle
rivayet etti
Resul-ü Ekrem Sallâ'llah-u aleyhi vesellem buyurdular
ki: Ey Nas Ölüm gelmezden evvel Allah'a dönün, meşguliyet
gelmezden evvel iyi ameller işleyin Allah'ınızı çok zikretmek
suretiyle aranızdaki ahdi muhafaza edin ki saadete eresiniz.
Gizli ve aşikâr çok sadaka verin, rızıklar genişlesin.
Daima iyiliği emredin ki, bir çok nimetlere eresiniz.
Çirkin şeylerden nehyediniz ki yardımlar göresiniz.
Ey Nas: Sizin en akıllınız, ölümü çok anandır. En zekiniz
ve en iyi düşüneniniz de Ölüme güzel ameller hazırlayannızdır.
Gözlerinizi açın akıllılığın alâmeti, dünya/a aldanmamaktır.
Ebediyet âlemine doğru ihlâs ile yönelmektir. Kabir için
azık hazırlamak, Mahşer yerine temiz olarak çıkmaya müstaid
bir hale gelmektir.
Nasihat; Peygamber nasihati: Müjdeler olsun o kimseye
ki, şerefine halel getirmeden tevazu eder. Nefsini, tahkir
ettirmeden küçük gösterir. Kazandığı helâl maldan hayırlı
yerlere sarf eder. Bilgin ve faziletli kimselerle düşer
kalkar. Fakir ve düşkünlere merhamet eder.
İşte onlara müjdeler olsun. Yine müjdeler olsun o kimseye
ki, kazancı temiz, içi temiz, dışı temiz, kimseye zararı
yok. Müjdeler olsun o kimseye ki bildiği ile amel ediyor.
Malının fazlasını muiıtaciyne veriyor. Sözlerinin fazlasını
imsak ediyor da söylemiyor.
İki kişinin arasım düzeltmek için Peygamberimizin vasiyeti:
Ashabdan Malik'in oğlu Enes derki: Bir gün Resul-ü Ekrem
de içimizde olduğu halde oturuyorduk. Bak ok ki, Resul-ü
Ekrem gülüyor. Ve ön dişleri görülüyordu, Hazreti Ömer;
Anam, babam sana feda olsun niye güldünüz Ya Resulu'llah
dedi.
Duyurdular ki, ümmetimden iki kişi, huzuru ilahi'de diz
üstü geldiler de birisi, Allahım şu kardeşimden hakkımı
alıver dedi. Rab'bül İzze de kardeşine hakkını versene
deyince, Alllahıım verecek hiç bir şeyim kalmadı ne veriyim
dedi. O vakit alacaklı. Ya Rab, günahlarımı yüklensin
dedi. Resulü'llah'ın gözlerinden yaşlar boşandı. Ağladı.
Sonra buyurdular ki, o ne müthiş bir gün ki, insan günahlarını
başkasına yükletmen ister. Ve Resul-ü Ekrem buyurduiarki,
Allah Azze ve Celle alacaklıya; hele başını kaldırda cennetlere
bir bak dedi. O adam başını kaldırırıp bakınca dedi Ki,
Ya Rab, gümüşten şehirler içinde altından köşkler görüyorum,
onlar da incilerle süslenmiş. Bunlar hangi Peygamberin,
hangi Şehid'in. Allah-ü Tealâ, bunlar satılık. Bedelini
kim öderse
ona vereceğim.
O adam dedi ki, Ya Rab, buna kimin gücü yeter, kimde var
bu kadar servet. Allah-ü Tealâ buyurdu ki; sende var,
sen alabilirsin. Ya Rab, neyimle alırım. Alacaklısı bulunduğun
kardeşini affetmekle bunları abran deyince; Af ettim AUahım
dedi.
Allah-u Tealâ, Haydi kardeşinin elinden tut beraberce
o Cennetlere girin buyurdu.
Bunu Resul-ü Ekrem anlattıktan sonra buyurdular ki; Allah'dan
korkun. Aranızdaki gerginlikleri ıslah edin (düzeltin).
Allah da kıyamette Mü'minlerin arasım İslah eder.
Kıyamet alâmetlerini bildiren vasiyetler:
Hazretİ Ali Keremullah'ı veçhe derki; Resulullah Sallâllah-ü
Aleyh'i Vesellem'e kıyamet alâmetlerinden soruldu da buyurdular
ki; insanlar hakkı zayi ettiklerini, namazı öldürdüklerini,
gördüğün zaman, bir biri aleyhine iftiralar çoğalıp, yalan
mubah gibi olup, rüşvet almak 've vermek âdet hükmüne
girdiği zaman, binalar yüksek yapılıp, zenginlere hürmet
çoğalınca, akılsızlar iş başına geçip kan dökmek hiçe
sayılınca, cahil zarif, zeki; âlim, zayıf, zalim'medar,
iftihar addedilince, camilere rastgele girip çıkanlar
görülünce, şartlar çoğalıp, müshaflar süslenip minareler
yükselince, kalbler dinden harap bir hale gelince, müskirat
içilip, boşanmalar, ansızın ölümler çoğalınca, fenalıklar,
iftiralar, alenen yapılırsa, Allah'dan başkası adına yeminler
yapılıp hainler emin, eminler hain tanınınca, içi canavar
gibi olduğu halde, dışına koyun postu giyenleri gördüğünde
kıyameti bekle artık yaklaşmıştır.
Sadakaya dair vasiyet:
Peygamberimiz buyurdular ki; bir dilenci bir kadına geldi.
O kadının elinde bîr lokma vardı. Ağzına koymak üzere
iken fakir elini uzattı. O, lokmayı fakire verdi. Bir
müddet sonra o kadın bir oğlan doğurdu. Çocuk kundakta
iken ansızın bir kurt gelip çocuğu kapıp kaçtı. Kadın,
arkasından oğlum, oğlum diye bağırıyordu. Allah, bir meleğe;
yetiş çocuğu kurdun ağzından al annesine teslim et ve
benden selâm söyle. Bİr lokma sadakana bir lokma ile mükâfat
de buyurdu.
Peygamberimiz bir adama şöyle vasiyet etti: Şehvetlerini
kıs fakirlik kolaylaşır. Günahı azalt ölüm kolay getir,
malını önceden gön-der, ona bir an evvel kavuşmak istersin
de ölümden korkmazsın. ve-rilene kanaat et. Hesabın hafif
olur. Senin için deruhte edilmiş rızık-ları toplarken,
farz ibaretlerinden uzak olma. Sana ayrılan gelir, ayrıl-mayanı
da elde edemezsin. Elinden çıkmış, fırsatı kaçmış şeyler
hak-kında müteessir olma. Faydasızdır,
Öyle bir şeye emek ver ki, elinden çıkmasın. Sen de orada
ebedi olasın.
Peygamberimiz Asım oğlu Kays'a şöyle vasiyet etti: Ya
Kays; muhakkak izzetle beraber zillet var. Hayat ile beraber
ölüm de var. Dünya ile beraber Ahiret var. Her şeyin nesabı
soru-lacak. Her şeyin gözcüleri var. Her iyiliğin sevabı,
her kötülüğün ceza-sı var. Her geleceğin mutlaka bir muayyen
zamanı var.
Ya Kays; seninle beraber mezara girecek bir arkadaşın
var ki, o diridir. Eğer o arkadaşın iyi ise, sana ikram
edecek, kötü ise, seni rezil edecektir. Sonra o seninle
beraber Haşre çıkacak, seninle bile baas olunacak. Sen
yalnız ondan dolayı hesaba çekilirsin. Onun iyi olmasına
çalış. Eğer o, iyi olursa onunla rahat yaşarsın. Eğer
o, kötü olursa seni ancak o korkutur. O da senin amelin,
işindir.
Vasiyet: Peygamberimiz buyurdular ki; Beş haslet bulunma-yınca
kişinin imanı kâmil olmaz. Allah'a tevekkül, Allah'a tefviz,
Allah'ın emirlerine teslim, Allah'ın kazalarına rıza,
Allah'dan gelen felâketlere sabır.
Allah için seven, Allah için buğz eden, Allah için veren,
Al-lan için men eden imanını kâmale erdirmiştir.
Vasiyet: Peygamberimiz buyurdular ki; Kişi, insanlar elinden,
dilinden salim olmadıkça müslümanların sırasına, komşuların
şerrinden emin olmadıkça mü'minler sırasına geçemez. Belki
hata ederim diye tamamen fenalıklardan çekkin bulunmadıkça
müttakıylerden sayılmaz.
Ey Nas; Gece karanlığından korkan, yoluna erken çıkan.
Erken çıkan menzili maksuda varır. Ömürler sona eripte
Dünyaya gözünü kapayınca netice belli olur. Mü'minin niyeti
amelinden hayırlıdır. Münafıkın niyeti amelinden şerlidir.
Rızıklar artmaz, eksilmez, iyi ve meşru yollardan arayınız.
Ömürler mahdut, uzamaz kısalmaz. Ömür bitmeden gözlerinizi
açın. Ameller sayılıyor. Küçüğü, büyüğü hep karşına çıkacak.
İyi amelleri çok işleyin.
Ey Nas: Kanaatte genişlik var. İktisatda maksada ulaşmak
var. Çekingen davranmakta rahatlık var. Her amelin cezası
vardır. Her gelecek yakındır.
Hadİs-i şerif meali : [ Hikmeti, ehlinden gayriye öğretmeyin.
Hikmete zulmetmiş olursunuz. Hikmeti ehlinden saklamayın.
Ehline zulmetmiş olursunuz. Zalimle uğraşmayın, faziletiniz
batıl olur. Mürailik etmeyin amelleriniz boşa gider. Mevcudu
men etmeyin hayrınız azalır.]
Ey Nas: Eşya üçtür. Birisinin iyiliği aşikârdır. Ona uyun.
Birinin kötülüğü aşikârdır ondan kaçının. Birisi de, ne
olduğu sizce belli değildir. Onu Allah'a havale edin.
Ey Nas: Size yükte leyni, bahada ağır iki şey söyleyeyim.
Dikkat edin: Sükût, güzel huy.
Peygamber vasiyeti: Haddinden fazla yemeyin. Çünkü, aşırı
yemek kalbe kasvet verir de kalbi kapatır. Azaları vazifelerinden
alı-kor. kulakları sağu- eder de vaaz tesir etmez olur.
Haddinden fazla oraya, buraya bakmayın, Fuzuli nazarlar
kalbe neva tohumu eker de gaflet getirir. Tamahı bırak,
tamahdan kalbe şiddetli hırs gelir, kalb Dünya muhabbetine
dalar ve kapanır. Bu hal, her fenalığın anahtarıdır ve
iyiliklerin batıl olmasına sebebtir.
Peygamberimizin vasiyeti: Ümmetim, Dünyada üç tabaka üzerine
olurlar.
l- Mal toplamaya, yığmaya, ihtikâra rağbet etmeyenler.
Onlar Dünyayı şöyle anarlar. Kimseye muhtaç olmasınlar,
yiyecek ve giyeceklerini helâlinden kazanıp kimseye yüz
suyu dökmeden Dünyayı geçirsinler. Onlar için korku ve
tasa yoktur. Ahirette ferahdırlar.
2 Helâlından temiz mal kazanıp hayırlı yerlere sarf etmek,
Akraba ve muhtaçlara yardım etmek, onların emelidir. Helâl
olmayan bir dirhemi almak onlar için en korkunç şey, bir
dirhemi meşru olmayan yere sarfetmek onlar için en kötü
iştir. Bunlar Ahlrette hesaba çekilirlerse, kolay kolay
azabdan kurtulamazlar. Allah'ın affı ve rahmetine mazhar
olanlar kurtulurlar.
3- Helâl, haram düşünmeden mal toplamak, para kazanmak
Allah haklarını vermemek, harcadıkları yerlere israfına
harcamak, hayra gelince, cimrilik edip vermemek, ihtikârdan
korkmamak, bütün mevcud putları ile Dünyaya dalıp gaflette
puyan olanlardır. Bunların neticesi Cehennemdir.
Peygamberimiz buyurdular ki: Sizi Cehennemden uzaklaştıran
ne varsa hepsini size anlattım. Sizi Cennete yaklaştıran
ne varsa, onlara da sizi delâlet ettim. Ruhu! Kudüs kalbime
şöyle üfledi: Rızkını bitirmeden kimse ölmez. Binaenaleyh
rızkınızı kazanırken iyi, meşru yollardan kazanın. Rızkınızın
biraz ağır gelmesi, sizi kötü yollara sev-ketmesin. Allah'ın
fazlı olan rızkınızı, Allah'a isyan olan şekillerden aramayın.
Allah'ın nzık hazinesine ancak, Allah'a itaat yollarından
erilir. Oralardan arayın.
Herkesin rızkı var. Onu bulacak. Ona razı olana mübarek
olur ve rahatlık verir. Razı olmayana rahat ve huzur vermez.
Allah'ın hazinesinde olana talip ol ki, Allah seni seve.
insanların elindekine göz dikme ki, insanlar da seni seve.
Yarın Mahşerde, dağlar gibi- sevapları olan insanlar gelecekler,
onları Cehenneme atın denecek.
Resulullah'a sordular; bunlar namaz kılmaz mı idî? Namaz
kılarlar, oruç tutarlar hatta gece namazı bile kılarlardı.
Lâkin, karşılarına dünya menfaati çıktı mı hemen ona çullanırlardı.
Buyurdular. Peygamber vasiyeti: Dünyaya sövmeyin. Mü'minleri
hayırlara ulaştırmak için en güzel vasıta Dünya hayatı
iie Ahiret saadetleri kazanılır. Ve Ahiretin azabından
yine Dünya hayatıyla kurtulunur.
Hayat, en kıymetli sermayedir. Bunun bir nefesi bütün
varlıklardan daha azizdir. Binaenaleyh bir kimse Dünyaya
lanet okursa, dünya da ona, benim üzerimde Allah'a isyan
edeni Allah kahretsin der. Resulullah şöyle nasihat buyurdular:
Paçaları çemreyin. îş ciddidir hazırlanın, göçme zamanı
yaklaşmıştır. Azıklar hazırlayın. Yolculuk uzundur. Yükler
hafif olsun.yollar sapadır. Yükü ağır olan geçemez. Ey
Nas: Dünyanın bir çok güçlüklen vardır, imanınızı iyi
mulıafazaedin. imanınızı salilı amellerle kuvvetlendirin.
Sabırlı ve metanetli olun ki nimetlere kavuşasmız.
93-) Allah'ın kudsi hadislerindeki
vasiyetler: Allah'ın dostlarına tazim lâzım. Cenab-ı Hak,
dostuma hakaret eden bana ilânı harp etmiştir. Veya ben
ona ilânı harp etmişimdir. Buyurur. Allah'ın gazabı karşısında
kim durabilir?
Yanımda en sevgili ibadet nasihattir. Ey adem oğlu, hayırlın
sana geliyor, senin de serlerin göklere çıkıyor. Ben sana
nimetler veriyorum sen ise karşılığında günahlar işliyorsun.
Her gün melekler kötü amellerini getiriyorlar. Beni düşün,
ben seni her yerde görüyorum. Benden utan da hayırlı işlere
teşebbüs eh Ben de muvaffakiyetler vereyim. Emirlerimi,
nehiylerimi hep bana iltica edesin diye verdim. Benden
kaçasın, isyan işleyesin diye değil.
Ben Gani'yim, sen fakirsin. Dünyayı yarattım, sana musahhar
kıldım. Rızamı kazanasın diye. Benden ürkme. Benden kaçanı
huzuruma kabul etmem. Rahmetime koymam.
Ey Adem oğlu, her gün rızkın gelir sen mahzun olursun.
Her gün ömrün eksilir de haberin yok. Hâlâ gülersin. Yeteri
elinde varken azdıracak şeyler peşindesin. Aza kanaatin
yok, çokla doymuyorsun.
Halin ne olacak.
Benim sevgili dostum kimdir bilir misin? Cismi hafif,
zevkle namazını kılar, ibadetlerini güzelce yapar. Gizli
ve aşikâr her yerde kulluğunu işler, insanlar içinde şöhreti
yok, parmakla gösterilmez. Kendi halinde, kazancı ile
meşgul, kanaatli, ölünce arkasından ağlayanlar az, Dünyada
bıraktığı servet de az.
Kulum, sakın ibadetlerine benden başka bir garaz karıştırma.
Eğer bir şey kanştırırsan ben orada yokum. Müşterek ameli,
karışık
kalbi sevmem.
Ey Peygamberlerin kardeşi; ey mürşitlerin yoldaşı Habibim.
Kullarıma söyle evime salim bir kalble, doğru bir dil
ile, temiz bir el ile, tahir bir avretle girsinler. Bir
kimsenin hakkı özlerinde iken sakın
evime girmesinler.
Hangi bir kulum borçlu olarak namaza durursa, o hakkı
ödemedikçe namazını kabul etmem. Amma, sahibine hakkı
ödenince, onun işitir kulağı, gören gözü olurum. O benim
sevgili bir dostumdur. Peygamberler, Şehidler, Sıddıyklar,
Salihlere onu komşu yaparım.
Allah'ın vasiyeti: Kulum, abdestinİ bozarda abdest almazsa,
bana cefa etmiştir. Abdest alır da namaz kılmazsa, yine
bana cefa etmiştir. Namazlarda dua etmezse, yine bana
cela ediliştir. Eğer dua ederde
ben de onun duasını kabul etmezsem, muhakkak ben de ona
cefa et mişimdir. Halbuki, ben cefa eden Rab değilim.
Ben cefa eden Rab de ğilim. Ben cefa eden Rab değilim.
Gecenin üçte ikisi gidipte biri kalınca. Dünya gökünden
Allah şöyle m'tab eder: Beni sevdiklerini iddia edip de
şimdi uyuyanlar yalancıdır. Herkes sevgilisiyle tenha
kalmak istemez mi? İşte ben ahbabları-ma -nazırım. Onlar
beni murakabeye aldılar, benimle konuşuyorlar. Yarın Cennette
onların gözlerini güldüreceğim.
Benden başkasından uman, beni bilmiyor, beni bilmeyen
bana kulluk edemez. Bana kulluk etmeyen gazabıma uğrar,
benden gayri sinden korkana gazabını hak olur. o
Kıyamete bir insanı getirirler, kurbanlık koyun gibi Allah'ın
divanına dikerler. Cenab-ı Hak sorar; kulum, sana nimetler,
servetler ve saman ve rütbeler verdim ne yaptın?
Ya Rab, Topladım, çoğalttım, verdiğinden daha fazlasını
bıraktım, müsaade buyur da getireyim der, Cenab-ı Hak,
getirdiğini göster. Yine o adam, topladım, çoğalttım,
daha fazla yaptım diye mırıldanır. Hiç bir şey getirmediği
görülünce, Cehenneme sürüklenir...
Cenab-ı Hak, Hazreti Musa'ya şöyle hitap etti: Biliyorsun
ki mülküm zail olmaz. Bana taatı terketme. Yine biliyorsun
ki hazinem bitmez, tükenmez. Rısık için gam yeme, ne biliyorsun
ki, düşmanın ölmez. Emin olma. Ansızın bastırır. Benim
seni affettiğimi madem ki kat'i olarak bilmiyorsun, başkasının
günahlarını ayıplama. Madem ki Cennetime daha girmedin,
fikrimden emin olma.
Cenab-ı Hak, Dünyaya şöyfe hitab etti: Ey Dünya, bana
çalışan ve nzamı arayana benim için sen hizmet et. Sana
çalışana, sen sıkıntı ver.
Cenab-ı Hak buyurdu ki; Bir kimsenin vücuduna sıhhat,
maişetine genişlik verdiğim halde, aradan beş 'on gün
geçer de bana dönüp kulluk vazifesini yapmazsa, o adam
mahrumdur.
Daima Allah'dan korkmalı. Cenab-ı Hak, ibrahim aleyhisse-lâm'a,
çok korkuyorsun neden bu korku? diye sordu, ibrahim, Ya
Rab, nasıl korkmayayım. Adem babam sana en yakın idi.
Kudretinle yarattın. Ruhundan nefhettin. Meleklere secde
ettirdin. Bir isyanla da civarından çıkardın, deyince;
Cenab-ı Hak, İbrahim'e şöyle vahyetti:
Bilmez misin Ya ibrahim. Dostun dostuna karşı isyanı çok
şiddetlidir.
Cenab-ı Hak, Davud aleyhisselâm'a da şöyle vahyetti: israil
oğullarını şehvetlerine düşüp her arzu ettiklerini yemekten
korkut, yemesinler. Şehvetlerine bağlı bulunan kalbler.
benden mahcuptur.
Cenabı Hak, Hazreti Musa'ya şöyle nida etti: Ey Imran
oğlu, sana sığmanı me'yııs etme. Senden isteyeni de mahrum
etme.
Bir gün Musa kırda seyahat ederken, bir doğan, güvercini,
kovalıyordu. Güvercin Musa'nın omuzııha İndi. Doğan güvercine
hücum etmek istedi. Güvercin yeğine girdi. Doğan, Ya Imran
oğlu beni mahrum etme, rızkıma mani olma. Güvercin feryad
etti. Ya Imran oğlu ben sana sığındım beni koru. Hazreti
Musa, pek çabuk müptelâ oldum dedi ve bıçağını aldı, baldırından
kesip doğan'a vermeye kasdetti. O-zaman dediler ki; acele
etme biz, Rabbinin elçileriyiz. Ahdini, Sadakatini, Bağlılığını
görmeğe geldik...
94-) Hayır ile ınevsuf ol.
Başkalarına hayrı tavsiye edip, kendini unutanlardan olma.
Arif ol. Allah'ından kork. irfanı anlatanlardan olma.
Salihlerden birisinin kardeşi öldii. Rüyasında gördü.
Ne oldu diye sordu. Cennete girdim. Yiyip içip geziyorum
diye cevap verdi. Canım ben sana onları sormuyorum. Rabbini
gördün mü? dedi. Hayır dedi. Onu ancak bilenler görüyor.
Müellif Muhiddin'i Arabî der ki: O zat hemen bize geldi,
anlattı. Ve bize. bu hususta bana mürşit ol diye rica
etti. Bir müddet bizimle kaldı. Keşif ve şuhud yoluyla
irfan tahsil etti. Kelâm ulemasının delilleri gibi değil...
Kardeşim: Söz ebesi, başkasını avlamak için konuşan, kalbi
karışık, fesat, hile, kibir, hırs, tamah, buğuz ve adavetle
dolu, ameli nifak ve riya, arzusu Dünyada zevk ve sefa
ile yaşamak olanlarla arkadaş olma. Sana Allah'ı hamlatan
içine Allah sevgisi aşılayan, haliyle sana vâazeden kimselerle
arkadaş ol.
Sakın, sana lisanı ile iyi şeyleri tavsiye edip, kendi
nefsinde tatbik etmeyenlerle düşüp kalkma.
Kalbi kararmış, taş gibi olmuş, merhametten eser kalmamış,
gafil kimselerle olma. Cisimleri Dünyada, ruhları Muhal-li
Alâ'ya bağlı kimselerle ol.
Sakın, başkalarının ayıpları ile meşgul olupta kendini
unutma Bu hal, kalp körlüğü getirir. Kalbi Mahal-li Alâ'ya
bağlı bulunan, dedi-kodu bilmez olur. Başkalarını tedavi
edipte, kendi hastalığına bakma-yan doklor gibi olma.
Allah'ı herşeye tercih edin. Daima doğruluğu iltizam edin
Allah'ı bütün kalbinizle sevin. Onun kapısına devam edin.
Ölümü hiç unutmayın. Hesaplı hareket eden kârlı olur.
Hesapsız olanlar delalet te kalır. Sonunu düşünen kendini
korur, iyilik eken sevinç kaldırır Kanaat edip şükredenin
azı, israf edenin çoğundan çok hayırlıdır. Dışını insanlara,
içini Allah'a bağla. Herkesle hoş geçin. Ulema tun huzuruna
varırken cahil olarak var. Yâni. ilmini unut. Zahitlerin
huzuruna varırken dünyayı bırak ta var. irfan ehlinin
huzuruna varınca sükût et. Böyle yaparsan, bunların sohbetlerinden
istifade edersin. Bir Ehlidil'e ınusabip olursan, ilme
dair notların falan varsa, onları imha et. Bildiklerini
unut, bildiğin yerde inat edip durma, kendinden geç.
Eğer, kalb âleminde seyre başlamışsan. sakın hiç birinde
eğlenme. Gördüklerini hep unut. Efendinin sırrını da ifşa
etme ve daima; Ya Rab, ilmimi artır diye dua et. İhtiyaçlarını
daima fakirim diye iste. Sakın, kendinde varlık görme.
Allah'a fakrile, zillet ile gidilir. Allah, kullarına
şöyle hitap eder.
[ VARLIĞINI BIRAK DA BANA ÖYLE GEL]
Ey Allah dostluğu isteyen, îmânını daima murakabe et ve
güzel amellerle onu tezyin et.
Bir insan sana söğerse düşün. Söğdüğü şey sende varsa
ona kızma. O kötü sıfatından vaz geç. Söylediği kötü şey
sende yoksa, bu bana bir İhlardır ki muhabbetten fazla
sevgi göstermek, nifak alâmetidir.
95-) İnsan adaleti evvelâ
kendi nefsinde tatbik etmeli. İnsana yakışan ne kadar
güzel şeyler varsa, onları doğru bir şekilde kendine
mal etmeli.
Zulüm: insana yakışmayan şeyler yapmağa denir. Adalet
Hakkın terazisidir. Hakkın razı olmayacağı tarafa meyil
caiz olmaz.
İzzeti, şerefi Allah'dan bekleyeni hiç Bir kuvvet zelil
edemez. Allah'a iyice bağlanmış olana şeytan zarar yapamaz.
Azla iktifa eden çoktan müstağni olur. insanlardan istifna
eden, iflastan emin olur. Musibet anında sabır en büyük
nimettir.
Baniyi, bekçidir. Oluruna razı olmak, başkasına yüz suyu
döktürmez. Amellerin efdalî, sevap temin eden, balların
en faydalısı, şükürle karşılanandır.
Gelen devlete itibar etme o, bir gölgedir. Çeker gider.
Servete itimat etme o, bir misafirdir yann göçer. İyi
insan, kimseye eza etmeyen, kavi insan nefsine hakim olandır.
Mü'min hile bilmez; münafık, fe-sad saçar. Haya kalktı
mı belâ gelir. Herkes arzusu peşinde gezer amma ölüm de
onun peşini bırakmaz. Faydasız ilim, şifasız ilâca benzer.
Güzel ilim, amel ile beraber olandır. Sükutun güzeli,
yaramaz sözlerden sükuttadır.
Cahile isyan et kurtulursun. Akile itaat et kazanırsın.
Vasi-yetsiz yatma, isterse vücudun sıhhatte olsun. Ve
genç oL Olacak olur. ölüm ansızın gelir. Bir insan içini
güzel yaparsa, Allah onun dışım güzel kılar. Bir insan
ahiretini güzel yaparsa, Allah, onun dünya işlerini güzel
yapar.
Bir insan, Allah ile arasını düzeltirse, Allah onun insanlarla
arasını düzeltir.
96-) Geçmiş Peygamberlerden
birinin hikâyesi. O Peygamber, Allah'ın tekliflerini ve
onlarla imtihanın hikmetlerini çözemedi. Halbuki, Cenab-ı
Hak o Peygambere ve bütün kullarına bu tekliflerdeki esrarı
tefekkür etmeyi emretmişti.
Halvethanesine çekildi, tefekküre daldı ve Rab bi Alâ'ya
sırrile, lisanıyle, bütün varlığı ile şu derdi döktü.
Ya Rab: Beni sormadan yarattın. Biliyorum ki, benimle
istişare etmeden de Öldüreceksin. Ya Rab: Beni muhayyer
bırakmadan emirler verdin, nehiyler ettin. Aynı zamanda
beni hayırlı şeylerden alakoyan hevayı hevesi (nefsani
arzuları) bende yarattın. Sapıncı şeytanı bana musallat
ettin ve benliğime şehvetler diktin. Gözlerimin önüne
süslü bir dünya koydun. Sonra da beni korkutuyorsun, menedi-yorsuıı,
şiddetli azablarla beni tehdid ediyorsun. Buyuruyorsun
ki. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Sakın hevayı hevese
uyma, seni benim yolumdan sapıtır. Şeytandan da kaç. Seni
aldatmasın. Dünyaya da aldanma, şehvetlerinden de uzak
dur. Seni, arzu ve emellerin fenalıklara sürüklemesin.
Maişetini helâlından kazan. Eğer helâlından kazanmazsan
mes'ulsün. Ahireti unutma. Dünyadan nasibini unutmadığın
gibi, Allah, sana nasıl ihsan etmişse, sen de öyle ihsan
da bulun. Sakın yer yüzünde fesat çıkarına. Ahiretteıı
yüzünü çevirme, ne dünya kalır ne de Ahiret. İşte şaşkınlık
da o zaman olur.
Ya Rab: Bir birine zıd çekici kuvvetler, karşılıklı haller
bir arada ne yapacağım ne işleyeceğim, nasıl Hidayeti
bulacağım, işlerimde hayretteyim, bir çare bulamıyorum.
Ya Rab: Bana yol göster, elimi tut. Doğru yola delâlet
buyur. Kurtuluş yollarına ulaştır. Yoksa helak olacağım.
Diye niyazda bulununca; Allah'ü Zül Celâl şöyle vahyetti:
Ey kulum: Bana yardımın olsun diye, sana emirler vermedim.
İşlerse bana zararı dokunacak diyede nehyetmediın. Belki
sana emrettiğim şeyler hep senin faiden için olduğundan
sana emirler verdim. Çünkü ben senin Rabbin, Mabudun,
Yaratıcın, rızıklarını veren, seni yoktan var eden, daima
seni koruyan. Sahibin ve yardımcın olduğumu düşünesin
ve bunları böyle bilesin de yanlış kapı çalmıyasın diye
emrettim. Şunu da unutmayasın'ki, emrettiğim şeylerin
hepsinde benim, muavenet, kabul ve hidayetime, kolaylık
ihsanıma, inayetime muhtaçsın. Yine bilesinki, nehyettiğim
şeylerin hepsinde korumama, muhafazama muhtaçsın.
Senin, küçük, büyük, gizli, aşikâr bütün işlerin, bana
gizli
değildir. Şunu da iyi bil ki, sen, benim fakirimsin, her
zaman bana muhtaçsın. Ben sana mutlaka lâzımım. Bensiz
yaşamana imkân yok. işte bunu böyle bil. Bilde benden
yüz çevirme. Başka şeyler seni benden meşgul etmesin.
Beni unutma. Benden başkasıyla meşgul olma. Belki her
vakit benim zikrimde ol, beni an.
Bütün işlerinde hep İhtiyaçlarını benden iste. Yapacağın
bir işte bana hitap et. Gizli yerlerde bana yalvar. Her
yerde beni gör, beni düşün, Bana bağlan. Bana tap başkasına
değil.
Bil ki, nerede olursan ol ben seninle bileyim. Sen beni
gör-mesen de ben seni görürüm.
Kulum: Bunları böyie düşünüp inanınca, sözlerimin hak
olduğu sence kafi olarak kabul edilince, tavsif ettiğim
şeylerin sahih olduğuna sence kanaat getirilince, her
şeyi arkana atar, bana, yalnız bana dönersin.
işte o zaman, seni bana yaklaştırırım, kendime ulaştırırım.
Sana büyük rütbeler veririm. Benim dosttanmdan, seçkinlerimden
olursun. Cennet'imde, civarında, Meleklerimle beraber,
faziletli, ikramlı, sevinçli, ferah, nimetlere gark olmuş,
lezzetler içinde, emin ve ebedi yaşarsın.
Kulum: Sakın bana karşı kötü zanda bulunma, ikram ve cömertliğimden
başka bir şey hatırına gelmesin. Önünden geçmiş nimetlerimi,
devamlı ihsanımı, içinde bulunduğun hayat ve sıhhat nimetlerimi
düşüm.
Düşün bir kerre, sen, hiç bir şey değil iken, se/ıi biz
yarattık; hem de güzel bir surette yarattık. Bak, sana
hassas bir kulak, keskin bir göz, her şeyi anlayan havas,
zeki bir kalb, parlak bir anlayış, temiz bir zihin, lâtif
bir fikir, fasih bir lisan, kavi bir akıl, tam bir bünye,
güzel bir şekil, sahih bîr âza, kâmil âlât, itaatli azalar...
verdik. Sonra sana, konuşma, söz söylemeyi ilham ettik.
Menfaatleri, mazarratları, eşya üzerinde ne şekilde tasarruf
edeceğini, san'atlan, işleri ilham ettik. Senin gözünün
önünden perdeleri kaldırdık.. Gözünü açtık ki Melekut
âlemine bakasın, gece ve gündüzün cereyanını ibretle göresin.
Devreden felekleri, seyreden yıldızları göresin.
Sana vakitleri ve zamanların hesabını da öğrettik. Ayları,
seneleri, günleri bu sayede bilesin diye. Karada, denizde
bulunan mâdenleri, nebatatı, hayvanları hep sana musahhar
kıldık. Onlarda şahane bir tasarrufa maliksin, istediğin
gibi onlara tahakküm edebilirsin.
Kulum : Vaktaki senin aşırı taşırı gideceğini, hâin, zalim,
mütecaviz olduğunu bildim ve gördüm de sana hadler çizdim.
Hükümleri, kıyasları, âdetleri, adaletli. Hak ve sevabı,
hayrı ve nıağrufu, güzel âdetleri öğrettim ki bunları
bilmekle nimetlerin devamına, azab ve felâketlerin define
çalışasın.
Kulum : Yine bana karşı kötü zanda bulunuyorsun. Hak ve
lâyık olmayan şeyleri benim hakkımda düşünüyorsun.
Kulum : Emrettiğim şeylerden bir iş sana güç gelirse hemen:
(LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLÂ BlLLÂH-İL AL1YYÜL AZlYM)
isyandan kurtuluş, ibâdetlere muvaffakiyet ancak Allah'ın
himayesi ve yardımı iledir de.
Arş'ımı yüklenen meleklerime yükleri ağır gelince onlar
böyle derler.
Sana bir musibet gelirse: (İNNÂ LİLLÂH-İ VE l N N'A 1LEYH-İ
RÂCİUN)
Biz Allah'ın kullarıyız dünyada ve bütün işlerimizde,
ahi-rette ona rücu ederiz de- Temiz k u Harım ve dostlarını
hep böyle derler .
Eğer ayağın kayar da bir günah işlersen, baban Adem'le
anan Havva'nın dediklerini sen de de:
(RABBENA ZALEMNÂ EN FÜSENA VE İN L E M TAGFIRLENA VE TERHAMNA
LENE-KÖNENNE M1N-EL HAŞİRİN)
Ey Rabtymiz biz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz
bizi esirgemezsen her hâlde en büyük zarara uğrayanlardan
olacağız de.
Sana bir iş müşkül görünür, bir karar veremezsen, doğru
yolu ararda bulamazsan dostum İbrahim'in dediklerini sen
de de.
Meal: O Rab ki beni yaratıp doğru yolu gösterendir, Bana
yediren, İçiren odur. Hastalandığım zaman bana şifa veren
O'dur. Beni
öldürecek, sonrada diriltecek O'dur. Ceza gününde kusurlarımı
yar
gılayacağını umduğum O'dur. Rabbim bana bir hükmin ihsan
et. Beni
salihler zümresine kat.. Benden sonrakiler için de benim
için bir gü
zel nâm ver. Beni nâim-i Cennet'in vârislerinden kıl..
Babamı da yarlığa
çünkü sapıklardandır.
Kulların kabirlerinden kaldırılacağı gün beni rüsvay etme.
O
günde ki ne mal fayda verir nede oğullar meğer ki Allaha
küfür ve nifak
tan tamamen salim bir kalb ile gelenler ola. Sana bir
musibet isabet
edince: Hazret-i Yâkub'un dediği gibi: ( l N N E M A ESKUBESSİ
V E HUZNI İ L A L L A H) Ben taşan kederimi, mahzunluğumu
yalnız Allah'a şikayet ederim.
Eğer beşeriyet hâli bir günah işlersen: Musa aleylıisselâm'ın
dediği gibi (HAZA MlN AM^EL-İŞ ŞEYTÂN î N N E -H U ADÜVVÜN
MUDİLLÛN M Ü B I Y N ) O şeytanın işlerindendir, O hakikat
şaşırtıcı apaçık bir düşmandır de.
Eğer bir günahtan seni korumuşsaın; Hazret-i Yusuf un
dediği gibi: (VE MÂ ÜBERR1Û NEFSİ İ N - N E N NEFSE LE
FMMÂRETÜN B 1-S SÛI l L L X M Â K A H l M E RABBİ İNNE
RABBl GAFURUN R A H t Y M) Ben nefsimi temize çıkarmam
çünkü nefs olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir, muhakkak.
Meğer ki Rabbimin esirgemiş bulunduğu bir nefs ola. Zira
Rabbim çok yargılayıcı çok esirgeyicidir.
Allah seni bir sıkıntı ile imtihan etmişse; Hazret-i Davud'un
yaptığını sen de yap. O Rabbisine yalvararak hemen yere
kapandı.
Allah'ın günahkâr, hata eden kullarım görürsen, onlar
hakkında ne' hüküm vereceğini de bilmezsen; Isa aleyhisseîâm'
m dediği gibi de. (EĞER KENDİLERİNE AZAP EDERSEN ŞÜPHESİZ
ONLAR SENİN KULLARINDIR. EĞER ONLARI YARGILARSAN KİM NE
DİYEBİLİR.) Mutlaka sen galib ve yegâne hüküm ve hikmet
sahibi olan da hakikaten sensin. Eğer Allah'a istiğfar
eder, Allah'ın affını istersen; Muhammed aleyhisseîâm
ve ensannın dediklerini de. (EY RABBlMİZ, UNUTTUK VEYA
YANILDIYSAK BİZİ SORGUYA ÇEKME. EY RABBİMİZ, BiZDEN EVVELKİ
ÜMMETLERE YÜKLEDİĞİN GiBi AĞIR YÜKLERİ BİZE YÜKLEME. EY
RABBİMÎZ, TAKAT GE-TlREMlYECEĞtMIZİ BİZE TAŞITMA, Bt/DEN
SADIR OLAN GÜNAHLARI SİLİVER, BAĞIŞLA, BİZİ YARLIĞA, BİZİ
ESİRGE, SEN BİZİM MEVLAMIZSIN. ARTIK KAFİRLER GÜRUHUNA
KARŞI DA BİZE YARDIM EYLE)
Eğer işin sonundan korkar, nasıl sona ereceğini bilemezsen:
(R A B R F N A LA TUZİĞ KULÜBEN A) dan (EL M I A D ) da
kadar oJari duayı oku. Yâni Ey Rabbimiz, bizi
doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi Hak'tan saptırma.
Bize ken di canibinden bir Rahmet ver. Şüphesiz bağışı
en çok olan sensin. Ey Rabbimiz, muhakkak sen vukuunda
hiç şüphe olmayan bir günde insan lan toplayacak olansın.
Şüphesiz Allah verdiği sözden caymaz.
97-) Ömer ibni Abdülaziz
ve İbrahim Ethem'in vasiyetleri: Gözünü aç dünyanın devamı
az. Aziz' i zelil, zengini fakir genci ihtiyar, dirisi
ölü, yakında sana da arka çevireceğini bildiğin hal de
şimdilik sana doğru gelişine aldanma, aldanmış, bedbaht
işte buna aklanandır.
Şehirler kuran, nehirler açan, bağ ve bostan yapanlar
nerede onlar da sıhhatlerine, güçlerine, kuvvetlerine
güvenen insanlardı. Onla-mı da ııeş'e ve zevklerini görenler
imreniyordu. Kara toprak onları ne hâle getirdi. Yolun
onların diyarına uğrayınca bir sor. Zenginlerin ser-veti
ne olmuş. Fakirlerin fakirlikleri kalmış mı? O bülbül
diller, ahu gözler zemin vücutlar, güzel yüzler ne olmuş?
Kurtlar mı yemiş. Al-lalı'nı hükmü, fermanı onları o hâle
koymuş. Bizler de onlar gibi olacağız. Dünyanın muvakkat
hayatına aklanmayalım. Orası için hazırlık yapalım. Sonra
pişmanlık fayda vermez.
98-) Ömer ibni Abdülaziz'in
bir vaazı:
Ey Nas; Allah sizi faydasız boş yere yaratmadı. Sizin
için bir son merhale var. Orada Allah hükmünü verecek.
Allah' in rahmetinden mahrum kalanlar zararlarını anlayacak,
saadet-i ebediye diyarı olan Cen-net'ten mahrum olanlar
hüsran-ı ebediyeye dalacak.
Azı çoğa, fâniyi baki' ye, korkuyu emniyete tercih edenleı
pişman olacak.
Siz bir zamanlar bu günkü mezar olanların sulbünde idiniz.
Yarın sizin sulbü nüzdekiler de sizin sandalyelere oturacaklar.
Siz de mezar olacaksınız.
Bu âdet sonuna kadar devam edecek.
Her gün ve her gece .hayatını bitirenler sevdiklerinden
ayrılmış kabre giriyor. Amelleriyle baş başa kalıyor.
Gözünü aç, ölüm gelmez den evvel hazırlıklı bulun. Sonra
nedamet fayda vermez.
Başkasına değil yalnız Allah'a el avuç açan şerefli yaşar.
Sen de helâlden kazan kendi kazancına razı ol. Dünyayı
temiz geçir. Ebedi neşeye erersin.
99-) Vasiyetlerin en faydalısı
ve en doğrusu Kur'an vasiyetidir.
Bak bir kaç tanesini yazayım. Diğerlerini de sen Kur'andan
yâni aslından dinlersin. Bakara suresinden:
Arzda fesat çıkarmayın. Müslümanların inandığı gibi inanın.
Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize İbadet edin.
Allah'a eşler
koşmayın.
Odunu, çırası insanlarla taşlar olan ateşten sakının.
Ahdimi yerine getirin. Ben de sizin ahidlerinizi yerine
getireyim.
Yalnız benden korkun. Size verdiğim nimetleri hatırlayın.
Size gönderilene imân edin. Onu inkâr edenlerin ilki siz
olmayın.
Ayetlerimizi az bir paha ile değişmeyin. Ancak benden
korkun. Bilip dururken Hakkı bâtıla karıştırıpta gerçeği
gözlemeyin.
Namaz kılın, Zekât verin. Cemaate devam edin. Hem sabır
ve hem de namazla Hak'tan yardım isteyin.
Öyle bir günden korkun ki hiç kimse kimsenin namına bir
şey ödeyemez. Ve ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz.
Ondan bir fidye de alınmaz. Onlara yardım da edilmez.
Arzda fesat çıkarmayın. Allah'tan başkasına ibadet etmeyin.
Anaya babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik
yapın. İnsanlara güzellikle söyleyin.
Dosdoğru namaz kılın, Zekât verin. Affedin, iyilik yapın.
Yapmış olduğunuz şeyleri hep Allah'ın huzurunda bulacaksınız.
Müslüman olarak ölün. Hayırlı işlerde yarış yapın. Beni
anın
ben de sizi anayım.
Bana şükredin küfretmeyin. Arzda bulunan şeylerin helâl,
ve temiz olanlarını yiyin. Şeytana uymayın. Ramazan ayını
görünce hemen Oruca başlayın.
Dualarınıza icabeti benden bekleyin. Mallarınızı aranızda
haksız şekilde yemeyin. Allah yolunda cömertlikler yapın.
Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Ahirete azık hazırlayın.
En hayırlı azık takvâ'dır.
Ey akıllılar benden korkun. Dünyanın neresinde olursan
ol namazda yüzünü Kabe'ye çevir. Şafak şokene kadar yiyin
için. Şafakla oruca başlayın. O orucu tâ kaş kararıncaya
kadar (güneş batana
kadar) devam ettirin.
Evlere kapılarından girin. Allah'a şirk eden bir kadınla
evlenmeyin. Müşriklere de kızlarınızı vermeyin. Hayz hâlinde
kadınlara yaklaşmayın.
Allah huzuruna edeble dikilin. Verdiğiniz sadakaları başa
kak mayın. Sadakayı başa kakmak suretiyle iptal etmeyin.
Kazançlarını/n güzel ve temizlerinden infâk edin. Pis
şeylere tenezzül etmeyin
Kendin sevmediğin şeyi başkalarına da verme. Allah'tan
korkun. Eğer faizle bir para vermişseniz kat'iyen faizini
almayın. Yal nız verdiğiniz parayı alın. Öyle bir gün
gelecek ki hep o gün Allah'; döndürüleceksiniz. O gün
herkese kazandığı şeyler tamamen verilecek Onlara haksızlık
edilmeyecek. İşte o günden korkun.
Muayyen zamanlar için borçlandığınızda onu yazın. Onu
ya zan kâtip âdil olsun. Bildiğiniz şeylere şahitlik ederken
şahitliği giz içmeyin. Kim şahitliği gizlerse onun kalbi
günahkârdır.
|