|
ABDÜLKADİR GEYLÂNÎ HAZRETLERİNDEN ÖĞÜTLER-2 |
|
Rabbine itaatte nefsine muhalefet et Ey oğul! Eğer kurtuluş istiyorsan, Rabbine itaatte
nefsine muhalefet et. Nefsinle birlikte olmakta devam ettiğin müddetçe
insanları ve diğer varlıkları tanıyamazsın.
Dünya sevgisi ile dop dolu olduğun müddetçe âhireti tanıyamazsın.
Ahiret sevgisi ile dolmadıkça âhirette Rabbini göremezsin. Nefis
devamlı kötülüğe meyillidir, bu onun fıtratıdır,
huyudur. Onun fıtratı bu olunca, artık var, ötesini sen düşün,
neler yapmaz ki? Allah'ın rızasına ulaşmaya çalış Ey oğul! Allah'ın rızasına ulaşmaya çalış.
O senden razı olmuşsa bil ki seni sevmiştir. Rızık
ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde
çalıştığın müddetçe sıkıntısız
olarak rızkın Allah'tan gelecektir. Kalbindeki düşünceleri,
tasalan, endişeleri at. Bir tek tasan olsun: O da Allah'a layık
bir kul olup olmama endişesi... Bu mertebeye ulaşabildiğin
an diğer bütün tasalarına Allah kâfidir. Dünyalık için kimseyle çekişme Ey oğul! Sakın sakın! Sen sen ol, dünyalık
hususunda kimseyle çekişme, didişme. Kimsenin elindeki kısmete
mani olmaya kalkışma. Zira herkesin nasibi mutlaka kendisini
bulur. Eğer kaderde elinden alınması varsa, o da olur. Bu
senin isteğinle olmaz. Kadere razı olmak; kavga, çekişme ve didişme
sonunda dünyalık elde etmekten daha güzeldir. Zira Allah'ın
takdirine razı olmak her hal ü kârda hayatı güzelleştirir,
tatlılaştırır, huzurlu kılar. Allah'ı kalbin ve kalıbınla an Ey oğul! Allah'ı önce kalbinle zikret, sonra da kalıbınla,
dilinle. Onu kalbinle bin defa, dilinle de bir defa zikret. Ameline güvenme Ey oğul! Sakın ha, amellerine ve mânevi hallerdeki gelişmelere
mağrur olma. Bunlarla övünmeye kalkışma, ucbe düşme. Zira ucub kişiyi zulme, tuğyana, azgınlığa
ve günaha sevkeder, Allah'ın gazabına uğramasına
sebep olur. İnsanlara baki gözüyle bakma Ey oğal! İnsanlara, baki kalacaklarını sanarak o gözle
bakma. Fani olduklarım bil ve o gözle bak. Hiçbir insan dünyada
baki değildir. Bu dünyada her insan fanidir, gelip geçicidir.
Onlara, zarar verebileceklerini veya fayda getirebileceklerini düşünerek
bu gözle bakma. Allah dostlarına karşı dilsiz ol Ey oğul! Kur'ân'ı okursun, fakat anlamazsın, anlamadan
okursun. Birtakım ameller işlersin. Fakat ne yaptığını
bilmezsin. Ne yaptığının şuurunda olmadan yaparsın.
Bu senin yaptığın ahiret endişesi olmadan sırf dünya
için yapılan şeydir. Bütün bu hallerden sonra bir de kalkar
Allah dostlarına hücum eder, onları çekiştirir, kötülersin.
Aklını başına topla, edepli ol, günahlarına tövbe
et. Kusurlarından dön, Allah dostlarına karşı dilsiz
ol. Hiçbir işe gururla girişme Ey oğul! Önce kendi nefsinle meşgul ol. Önce kendi nefsine
faydalı ol. Kendi nefsini düzelt, sonra başkalarıyla meşgul
ol. Başkalarını aydınlattığı halde
kendini eriten mum gibi olma. Hiçbir şeye gururla, nefsî duygularınla
girişme. Allah bir husus için seni dilemişse seni ona hazırlar.
Eğer halkı senden faydalandırmayı murat etmişse
seni onlara gönderir. Sana sebat verir, insanları idare etme
kabiliyeti verir. Onlardan gelecek sıkıntılara katlanma gücü
verir. Halkın faydası için senin kalbine genişlik verir, göğsünü
açar, oraya hikmet doldurur. O zaman sen senlikten çıkar, Allah'ın
has ve halis kullarının arasına girersin. Kalbini zikre yaklaştır Ey oğul! İki adım vardır ki, eğer bu iki adımı
atabilirsen Hakka ulaştın demektir. Eğer kalbin ve ruhunla
dünya ile ahiretten birer adım, nefsin ve diğer insanlardan da
birer adım uzaklaşabilirsen Hakka ulaşmış olursun.
Kalbin ve ruhunla bu zahirleri terk et, işte o zaman Hakka vasıl
olursun. Önce başla, ilk adımı at, bitirmek Allah'tandır. Sen hemen gerekli alet ve edevatı al. Var, iş
kapısının önüne otur ki, seni çalıştıracak
olana yakın bulunasın. Öyle yatağında, yorganının
altında ve kapalı kapılar ardında miskin miskin durma.
İş ara, çalışmak istediğini söyle. Kalbini zikre yaklaştır. Ona bilhassa, kıyamet
gününü, haşir-neşir gününü hatırlat. Ölümü düşün.
Allah'ın mahlukatı nasıl öldürüp, sonra nasıl
dirilteceğini, huzurunda nasıl duracağını düşün.
Bütün bunları hiç hatırından çıkarmamaya devam
ettiğin zaman kalbindeki kasvet gider, günah bulanıklarından
temizlenir. Temeli sağlam olan bina yıkılmaz Ey oğul! Bina sağlam bir temel üzerine oturtulursa yıkılmaz.
Yerinde karar kılar. Sağlam bir temel üzerinde oturtulmadığı
takdirde kısa zamanda çöker. Aynen bunun gibi, sen de kendi halini dinin esasları üzerine
oturtursan hiç kimse ona noksanlık veremez. Herhangi bir tarafından
bir gedik açamaz. Eğer hayâtının dinin esasları
üzerine oturtmazsan, dini hayatını bir tarafından gedik açılabilir,
temel çürük olduğu için bir mertebeye de ulaşamazsın. Sana teslimiyet gerek Ey oğul! Sana teslimiyet gerek. Sebeplere tevessül ettikten ve bütün
tedbirleri aldıktan sonra işin gerisini Allah'a havale etmek
gerek. Kendi gücüne, kendi kuvvet ve kudretine güvenmemek gerek. Allah'ın
fiillerine ve tasarrufuna itiraz etmemek gerek. İnsanları ve
kendini Allah'ın iradesine, tasarrufuna ve fiillerine ortak etmemek
gerek. Kulluğun sohbetine yapış Ey oğul! Sana kulluğun sohbetine yapışmak gerek.
Kulluğun sohbeti; Allah'ın emrettiklerini harfi harfine yerine
getirmek, yasakladıklarından bütünüyle uzak durmak, musibet
ve felaketler karşısında sabırlı olmak. Bu
meselenin esası tevhiddir, sebattır, temeli sağlam salih
ameller bu esas üzerine oturur. Allah, sevenlerini dünya ile birarada bırakmaz Ey oğul! Allah, kendisini sevenleri dünya ile birarada bırakmaz.
Dünyanın onlara yapabileceği kötülüklerden bir an bile emin
olmaz. Onları dünya ile de, kendisinden başka birşey ile
de asla birarada bırakmaz. Daima Allah onlarladır, onlar da Allah ile... Kalbleri ilelebed Onu zikreder. Hep
Onun huzurundadırlar. Yalnız Ona yönelirler. Allah onların
koruyucusudur, kendileriyle ünsiyet eder. Nefsinin arzularını ayak altına al Ey oğul! Nefsinin rağbet ettiği arzuları ayaklarının
altına al, çiğne. Bütün kalbinle onlardan sıyrıl. Eğer
Allah'ın ilminde senin için onlardan bir şey varsa, vakti,
saati gelince sana mutlaka ulaşır. Çünkü mukadderattan kaçılmaz.
Takdir-i ilâhide bulunan her şey mutlaka olur. Allah'ın ilmi
asla değişmez. Kısmetin, vakti saati gelince sana mutlaka
ulaşır; hem de hazırlanmış olarak, yeterli
derecede ve güzel bir şekilde. Öyle ise sen onu zillet eliyle değil,
izzet eliyle alırsın. Bununla beraber Allah indinde senin için züht sevabı
da hasıl olur. Allah seni salih kullan cümlesinde kabul eder. Çünkü
sen onu elde etmek için hırs göstermedin, ona kendi arzunla uzanmadın.
Sen kaçtıkça ezelde sana ayrılan rızık peşinden
gelir. Âdeta seni kovalar. Allah dostlarının hizmetçisi ol Ey oğul! Allah dostlarının çömezi ol, yaygısı
ol, etraflarında hizmetçi ol. Böyle olmaya devam edersen, işte
o zaman hakiki efendi olursun. Kim Allah için mütevazı
olursa, Allah onu dünyada da, âhirette de yükseltir. Halkın külfetlerine
katlandığın ve kendilerine hizmet ettiğin zaman Allah
seni onların üstüne yükseltiyor ve başlarına reis yapıyor.
Ya bir de Onun kullarının seçkinleri olan sıddıklara
hizmet edersen neler yapmaz ki? Allah korkusu kalbde bir bekçidir Ey oğul! Hayatının akışını, Allah için
nefis muhasebesini yapanların ve Allah'tan korkanların hayatının
akışına zıt olarak görüyorum. Mesela şer ve
fesat ehline yanaşıyor, onlarla hemhal oluyor, onlarla düşüp
kalkıyorsun. Buna mukabil Allah dostlarından ayrılıyor,
uzak duruyorsun. Kalbini Allah düşüncesinden, Allah sevgisinden ve
Allah korkusundan tamamen boşaltıp, buna mukabil dünya ve dünyalık
sevgisiyle doldurmuşsun. Bilmez misin ki, Allah korkusu kalbde bir
bekçi, bir aydınlıktır. O, hak ile batıl arasını
ayırır, haklı ile haksızı ortaya koyar. Ölümü hatırlarsan dünya sevgisi azalır Ey oğul! Eğer şu anda içinde bulunduğun hal üzere
gidişe devam edersen, dünya ve âhiret selametine veda edersin. Ölümü
hatırlarsan, dünya ve dünyalıkla mest olman azalır. Dünyalık
sahibi olmakla daha az sevinir hale gelirsin. Buna mukabil züht ve takva
yönün artar. Esasen sonu ölüm olan bir kişi, dünyalığa
kavuşmakla nasıl sevinebilir? Resulullah (a.s.m.) şöyle
buyurmuştur: "Her koşanın varacağı bir hedef,
bir son nokta vardır. Her hayat sahibinin varacağı son
nokta da ölümdür." Herşeyin sonu ölümdür Ey oğul! Tasaların, neşelerin, zenginlerin, fakirlerin,
sertliklerin, yumuşaklıkların, hastalıkların, acıların;
hepsinin de sonu ölümdür. Kim öldüyse kıyameti kopmuş, onun
hakkında uzaklar yakın olmuş demektir. İçinde bulunduğun
her şey hevesten ibarettir. Kalbin, özün ve batınınla, içinde
bulunduğun bütün heveslerden sıyrıl. Dünya belli bir hedefe doğru uzanmaktadır. Âhiret
ise belli olmayan bir ebede uzanmaktadır. Senin dünyadaki hayatın
belli bir noktaya kadar uzanır. Orada biter. Âhiretteki hayatın
ise nihayeti olmayan bir ebede uzanmaktadır. Dinini dünya karşılığında satma Ey oğul! Dinini dünya karşılığında satma.
Hükümdarların, devlet büyüklerinin, zenginlerin ve haram
yiyenlerin metaları mukabilinde dinini satma. Dinini yediğin,
yani dünyalık karşılığında sattığın
zaman kalbin kararır. Nasıl kararmasın ki, sen dünyalık
karşısında dinini satmakla fanilere kulluk etmiş
oluyorsun. Marifetullaha koş Ey oğul! Marifetullaha koş. Zira hiç şüphe yok ki,
marifetullah her hayrın aslıdır, kaynağıdır.
Sen Allah'a olan taat ve kulluğunu arttırdığın
zaman O da sana marifetini bahşeder. Nefsi kendine hizmetçi yap Ey oğul! Hep ön safta bulunmalısın. Zira ön saf cesur
erkeklerin safıdır. Son safta asla bulunmamalısın.
Zira son saf korkakların safıdır. Nefsi kendine hizmetçi
yap. Onu işin Ona hiçbir zaman doyasıya yedirme. Meğer ki,
tokluğun onu azdırmayacağını ve tokluk karşılığında
çalışacağını bilmiş olasın. Süfyan-ı
Sevrî hem çok yemek yiyen, hem de çok ibadet eden bir zattı. Büyük zatlardan biri der ki: "Süfyan-ı
Sevri'nin yemek yiyişini görünce, çok yiyor diye kızardım;
fakat namaz kılışını ve ağlayışını
görünce ona gıpta eder, sevgi ve şefkatle bakardım" Süfyan-ı Sevri'ye, çok yemek yiyişinde uyma,
çok ibadet edişinde uy. Çünkü sen bir Süfyan-ı Sevrî değilsin,
onun nefsine hâkim olması gibi sen nefsine hakim olamazsın. Bütün haramları terk et Ey oğul! Bütün haramları terk etmek için gayret et. İmanının
ve sarsılmaz bilgi ve inancının kuvvetli olduğu
anlarda her şeyde züht sahibi ol. İşte o zaman Allah'ın
âbid kullarından olursun. İmana ve marifetullaha sahip ol Ey oğul! Sen halis nefisten ve hevesten ibaretsin. Yabancı kadınlarla
oturuyorsun, sonra da, "Ben onlara aldırış etmem,
benim kalbin temiz" gibisinden laflar ediyorsun. Yalan söylüyorsun. Senin bu davranışını
şeriat da tasvip etmez, akıl da. Bu hareketlerinle ateş üzerine
ateş, odun üzerine odun yığıyorsun. Bunu için önce
imana ve marifetullaha sahip ol. Allah'a yakınlığı
kuvvetlendir. Sonra da halka tabip ol, iman ve güzel ahlak doktoru ol.
Kendisi âmâ, kör kişiyi düşün. Böyle birisi insanların
gözünü nasıl tedavi eder? Sağır dilsiz olan kişi
insanlara nasıl öğretmenlik eder? Kalbin ne zaman temizlenecek? Ey oğul! Kalbin ne zaman saflaşâcak, temizlenecek? Özün ne
zaman arınacak? Sen halkı Allah'a ortak tanıyorsun. Allah'a
ait birtakım tasarrufları kullara mal ederek Ona şirk koşuyorsun.
Sen nasıl felah bulacaksın ki, her gece, ertesi gün kime gideceğini,
kime şikâyet edeceğini ve kimden birşeyler isteyeceğini
kararlaştırmakla meşgul oluyorsun. Kalbin nasıl arınabilir
ki? O tevhidden yana tam takırdır. Önce kendi imanını kuvvetlendir Ey oğul! İmanının zayıf olduğu zamanlarda
bilhassa kendine yönelmeli, kendi üzerine eğilmelisin. İmanını
iyice kuvvetlendirdiğin an derhal ortaya çık. İman
hususunda önce aile efradına, sonra da diğer insanlara yardımcı
ol. Sakın ha, kendin takva zırhını giymeden ve iman miğferini
kalbinin başına geçirmeden ortaya çıkma. Bu arada elinde
tevhid kılıcı ve sadağında duaya icabet okları
bulunsun. Tevfik atına binmiş ol. Düşmana hücumu, gereğinde geri çekilmeyi,
darbe indirmeyi,
gürz, kargı ve mızrak kullanmayı da öğrenmiş
bulun. Bütün bunları yaptıktan sonra Allah düşmanlarına
karşı çık. İşte o zaman sana dörtbir yandan
yardım yağar. İnsanlan şeytanın elinden alır,
Allah'ın kapısına götürürsün. Her namazı veda namazı olarak kıl Ey oğul! Uzun emellerini kısalt. Hırsını azalt.
Her namazı veda namazı olarak kıl. Sanki bir dahaki namaz
vaktine kadar çıkamayacakmış şekilde kıl. Yiyip
içmen veda yiyip içmesi olsun. Aile efradının arasında
bulunuşun veda bulunuşu olsun. Mü'min kardeşlerinle buluşman
veda buluşması olsun. Kalbine hep eğreti olduğunu,
daima veda etme halinde bulunduğunu iyice hakket, kazı. Kaderi
başkasının elinde bulunan kişi nasıl veda halinde
olmasın? Zira insan yarın ne olacağını, işlerinin
nereye varacağını, kaderinin kendisine neler getireceğini
bilmemektedir. Bela gelmeden önce Rabbinden kork Ey oğul! Eğer bela gelmeden önce Rabbinden korkar, Onu
zikreder, Onu tevhid eder ve Ona yönelir durumda bulunursan, daha sonra
belâ kapısına düştüğünde Rabbin o belâya hitaben
şöyle der: "Ey ateş! İbrahim'e serin ve selâmetli ol."
Enbiya Sûresi, 69. Allah'tan başkası ile meşgul olma Ey oğul! Allah'a sarıl, Ondan başkası ile meşgul
olma. Ev Onun evidir, rızıklar Onun yarattığı rızıklardır.
Ezelde insanların rızıklarını O takdir ve tayin
etmiş, sonra zamanı gelince yeryüzünde yine O yaratmıştır.
Melekler senin rızkını sana ulaştırmakla
vazifelidir. Hayır Allah'tandır. Allah'a giden yolun başlangıcı hoşa
gitmeyen şeylerle doludur. Cennetin etrafı hoşlanılmayan
şeylerle doludur. Cennetin çevresi böyle olunca Allah'ın yakınlığının
çevresi nasıl olmaz? Kabir senin için bir yol olsun Ey oğul! Allah'tan başka şeylerle kalben bağlanmaman
gerektir. Ölüm gelince seni her şeyden ayırır. Sana yakın
olan her şey ölüm gelince seni terk eder. Öyleyse onlar seni terk
etmeden sen onları terk et. O senden ayrılmadan önce sen
onlardan ayrıl. Böylece kabir senin için bir yol olsun, bir geçit
olsun. Ölmeden önce öl Ey oğul! Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de onlardan.
İşte o zaman dirilir, gerçek hayata kavuşursun. O zaman
Hak ile ebedî hayata kavuşursun. Görünüşte ölü gibi
olursun, fakat kaderin eli sende olur. Bu mertebeye ulaşmak nasip olursa, Allah'ın yakınlığı
sebebiyle hayat gelir, ilim gelir. Artık o kimsenin elinden dünyevi
birtakım ikballer uçup gitse de aldırış etmez. Kıyamet
kopmuş veya kıyameti kopmamış, ölüm varmış
veya yokmuş onun için birdir. Çünkü onun tek bir meşgalesi
vardır, o da Hakka kavuşmaktır. Allah'la meşgul
olmakla dünya meşgalelerinden sıyrıl. Bunu, kalbini temizleyerek, içini temizleyerek, nefsinle mücadele
ederek ve şeytanla savaşarak yap, Allah'ı ara, Ona yönel. Sen bugünün çocuğusun Ey oğul! Sabaha çıktığın zaman nefsine akşamdan
bahsetme; akşama çıktığın zaman da sabahtan söz
etme. Zira sabahtan akşama, akşamdan da sabaha çıkıp
çıkmayacağını bilmiyorsun. Dün, lehinde ve aleyhinde
şahitlerle geçip gitmiştir, bir daha geri gelmez; yarına
da erişip erişmeyeceğini bilmiyorsun. Sen bugünün çocuğusun,
içinde bulunduğun anın çocuğusun, Bunun için içinde
bulunduğun anı en iyi değerlendirmeye bak. Kendinden başkasını kötüleme Ey oğul! Kendinden başkasını asla çirkin görme, kötü
ilan etme. Ta ki, amellerin güzel olsun. Bir şeyi iyi ve güzel ilan
etmek de, kötü ve çirkin ilan etmek de şeriatın işidir,
akılların işi değildir. Vicdanın fetvası müftünün fetvasına da hükmeder,
müftünün fetvasını da fetva verir. Zira müftü fetvasını
bir çeşit içtihadına dayaranak verir. Kalb ise ancak azimetle
fetva verir. Kalbin fetvası Allah'ın rızasına uygundur. Ahiret hayatı ise hiç bitmez Ey oğul! Allah'ı anman, kalbini Ona yaklaştırır.
Onun yakınlık evine girersin. Ona misafir olursun. Misafire ise
ikram edilir. Hele bu misafir bir de hükümdarın misafiri
olursa... Kâinatın sahibi olan gerçek hükümdarı bırakıp
da fani varlıklarla meşgul olman daha ne zamana kadar sürecek?
Yakında o fani mülk senden ayrılacak, ahiret hayatın başlayacak.
O zaman dünya hayatının hiç var olmadığını,
sanki orada hiç yaşamadığını sanacaksın.
Ahiret hayatı ise hiç bitmez. Nefsine açlık sopası ile vur Ey oğul! Nefsine açlık sopası ile vur. Onun arzulara,
zevklere ve batıl şeylere meyletmesine mani olmak suretiyle vur.
Kalbine Allah korkusu ve nefis muhasebesi sopasıyla vur. İstiğfarı
nefsinin, kalbinin ve özünün âdet ve alışkanlığı
haline getir. Zira bu üçten herbirinin kendisine mahsus birtakım günahları
vardır. Her hal ü kârda onları Allah'ın emrine uymaya
mecbur tut. Daima Hakkın huzurunda ol Ey oğul! Musibetler üzerine yağdığı halde bile
daima Hakkın huzurunda ol. Sen Onun sevgisinin basamağında
duruyorsun. Bu halini hiç bozma. Fırtınalar seni yıkmasın,
süngüler seni delmesin, sana dehşet vermesin. Bu takdirde öyle bir
makamda bulunursun ki, orada faniler yoktur, dünya yoktur, ahiret yoktur,
haklar yoktur, hazlar yoktur, elem yoktur, zeval yoktur, Allah'tan başka
hiçbir şey yoktur. Fanileri görmek ve aile efradının geçimi
sana dert olmaz. Nail olduğun nimetlerin azlığı veya
çokluğu, övülmek veya sövülmek, ikbale kavuşmak veya düşmekle bu halini değiştirme. İşte o zaman
insanların, cinlerin, meleklerin ve diğer varlıkların
idrakinin üstünde Allah'la birlikte olursun. Beni nasıl sevmezsin? Ey oğul! Beni nasıl sevmezsin? Ben seni senin için, senin
iyiliğin, senin menfaatin için istiyorum. Kendim için istemiyorum.
Senin faydanı istiyorum. Senin şu katil, aldatıcı dünyanın
pençesinden kurtulmanı istiyorum. Onun peşinden daha ne zamana
kadar gideceksin. Siz onun peşinden kendisini takip ederken o, yakında
ansızın geri dönecek ve sizi katledecek. |