|
KABUSNÂME'DEN ÖĞÜTLER-2 |
|
Ey oğul! Yaşlılara çok hürmet et ve onlarla konuşurken
boş sözler söyleme, yani kolayına nasıl gelirse, öyle
konuşma. Yaşlılar bir söz söylerlerse hemen cevap verme.
Ne kadar düşünürsen onların sözüne, "Bundan iyi cevap
olmaz. Cevabını yine siz buyurun, söyleyin" diyesin ve
susasın. Çünkü yaşlıların sözünün cevabı,
onları dinleyip susmaktır. Yoksa onların vereceği
cevaptan utanılacak bir duruma düşersin. Yaşlıların bilgi ve tecrübesi gençlerin
bildiklerinden fazladır. Ama bu dediğim yaşlılar
sakallarını büyüklerin sohbetinde ağartmış
olsunlar, kolayca büyütmüş olmasınlar. Çünkü gelişigüzel
yetişmiş yaşlıdan, büyüklerin sohbetini dinlemiş
toy gençlerin tecrübesi daha iyidir. Gençliğini gelişigüzel geçirme Ey oğul! Gençliğini gelişigüzel geçirme, tâ ki yaşlılıkta
bilgisiz kalmayasın. Gençlikte yaşlıları taklit et, tâ
ki yaşlılıkta gençlerden utanmayasın. Ne zaman ki gençlik çağı geçip ihtiyarlık
çağı gelse, artık gençlikteki dinçliği bekleme.
Yani gençliğinde olduğu gibi ter ü taze yürüyüp zevk
bekleme. Çünkü yaşlılar yiğitlenip yeni yeni zevk ve
şehvet peşinde olurlarsa, halk arasında tez rezil olurlar.
Öyleyse insan yerini yurdunu iyi bilsin. Yani gençlikte genç olsun,
kocalıkta gençlik evinden göçsün, yoksa hali, geminin üstüne
saray yapan adama benzeyecektir. Kişinin geçimi neredeyse evi orada olmalı Ey oğul! Yaşlandığında bir yerde yerleşmeye
çalış, çünkü yaşlılıkta yolculuk yapmak akıllıların
işi değildir, hele yoksul olursa. Çünkü yaşlılık
bir düşman, yoksulluk başka bir düşman, bu iki düşmanla
yola çıkmak akıllıca bir iş değildir. Ama eğer
mecburi olarak yola çıkmak gerekirse, çaresiz olunca çık. Eğer Yüce Allah o yolculukta sana yardım ederse
ve nimet eline girerse, evine dönmeyi arzu etme ki, bir evden ötürü
yine yolculuk zahmetini çekmeyesin. Çünkü kişinin geçimi nerede iyiyse evinin orada
olması uygundur. "Orada doğdum, orada yaşlandım"
demek olmaz, gerçi "vatan ikinci anadır" derler, çünkü
anasını sevmek nasıl imandan ise "vatanım sevmek
imandandır" dediler; "içinde aç, müflis oturmak imandandır"
demediler. Öyleyse işin nerede gelişmişse orayı
vatan edin. Çünkü demişlerdir ki: "Kazancı nerede ise o
yerde olmak saadet belirtisidir." Bahtsızların belirtisi
odur ki, aç ve dinç otursun, kıtlık çeksin, bu vatanımdır,
terk etmem desin. Bu eblehliktir. Görmez misin, Resulullah (a.s.m.)
Mekke'de doğdu, ama tebliğ görevini Medine'de daha rahat yaptığı
için artık Medine'den ayrılmadı. Sen de yararlı bir yer bulunca oradan ayrılmamaya
çalış, orada ayak direyesin. Sakın filan yerde fayda daha
çoktur, deyip başıboş varmayasın, burada olan zararı
orada kötü kılarsın ve orada daha zararlı olursun.
Çünkü demişlerdir ki: İyi bir yeri bırakıp daha
iyisini bulayım deme, bu hayal ile onu bulamazsın ve olanı
da elden çıkarırsın. Ömrünü düzensiz geçirme Ey ciğerköşem! Eğer dosta ve düşmana iyi görünmek istiyorsan
ömrünü düzensiz geçirme. Ömrünü boş yere geçirirsen, avamdan
sayılırsın. Öyleyse kendi işinin düzenini iyi koru. Şakada ölçülü ol Ey oğul! Kimseyle şakalaşma. Demişler ki, "Şaka
etmek şerrin kılavuzudur, ne ederse eder, savaş şakadan
kopar" derler. Ama iyi şakalar yaparsan yap, iyi şaka
yapmak ne ayıptır, ne de günahtır. Şaka yapmak iyidir,
ama saçma sapan şaka yapma, yaparsan da senden aşağı
kişilerle yapma, tâ ki itibarın eksilmesin. Eğer şakayı terk edemiyorsan bari kendi
akranınla yap, tâ ki onların sözü sana ağır
gelmesin. Ama bayağı şakayı yapmamak daha iyidir,
yaparsan temiz şakaları yap. Gerçi halk arasında şaka
herzesiz olmaz, ama şakayı temiz yapmak için çalışmak
gerek. Bayağı şaka insanın bütün hünerini
hor eyler, çünkü kişi ne kadar ağır başlı ve hünerli
olursa olsun, bayağı mizahla uğraşırsa, hafif ve
itibarsız olur. Çünkü sen ne Malı saklamak kazanmaktan güçtür Ey oğul! Mal elde etmekte gafil olma, nereden toplarsan topla, yalnız
helâlden sağlanmış olsun, tehlikeli yerden elde etmemeye
çalış. Ne kazanırsan doğru ve uygun yerden kazanmaya
çalış, tâ ki oradan kazandığın sana sinsin. Sana kazanç geldiğini gördüğünde, o kazancı
telef etme, dağıtma; yani olur olmaz yere harcama. Malı
saklamak kazanmaktan daha güçtür. Çünkü parayı çok kişi
kazanır, ancak saklamadığı için yine de cimrilikten
kurtulamaz. Çalış, dünyalıktan biriktirdiğin
olsun. Eğer bir gün ihtiyacın olursa, toplayıp biriktirdiğinle
istediğini satın alırsın. Sonra tez çalış
ki, o aldığın kadar toplayasın ve yine yerine koyasın.
Eğer hep keseden yersen, aldığınca yerine koymazsan,
Karun malı olsa da çabucak heba olur. Zenginliğe gönül bağlama Ey oğul! Gönlünü bir şeye büs bütün bağlama. Eğer
o gönül bağladığın şey ansızın
elinden giderse üzülmezsin. Yani zenginliğe büs bütün "Bana
kalsın" diye gönül bağlama. Eğer başına
yoksulluk gelirse, üzülüp gönlün daralmasın. Eğer malın
çok olursa, birgün yoksul olacağını düşün, o malı
ihtiyatla harca, ölçüyle nafaka edin. Çünkü ölçüyle harcayınca mal ne kadar az olsa
da sonunda bir şey kalır, ama ölçüsüz harcayınca mal ne
kadar çok olursa olsun sonunda hiçbir şey kalmaz. Demişlerdir
ki: "Zahmetle saklamak zahmetle istemekten iyidir." Meselâ
eline değeri az olan bir şey geçti, "Bundan ne olur?"
deme, onu saklamaya çalış. Çünkü değeri az olan şeyi
saklayamayan çok değerlisini de saklayamaz. Tembellikten uzak dur Ey oğul! Hangi işi yaparsan tembel davranma. Tembellikten utan,
tembellik bahtsızlığın başıdır. Her işe
emek ver. Emek verilen işin sonu tembellikten iyi olur. Çünkü emek
vermekle elde edilen ne kadar çok olursa, tembellikte de o kadar eksilir.
Yazık değil mi, bir anlık emek yüzünden elde edilecek
şeyi tembellik yüzünden yitiresin. Öyleyse geri durmak akıllıca bir iş değildir;
yoksa muhtaç olarak yaşarsın. Bilmiş ol ki, muhtaç
olduktan sonra, "Ah n'olaydı emek çekseydim, tembellik
etmeseydim, şimdi lâzım olan şeyi elde etseydim"
deyip pişman olmanın yararı olmayacaktır. Harcamanı gelirine göre yap Ey oğul! Çalış ki emeğinin neticesini yine sen
yiyesin, tâ ki emeğin boşa gitmesin. Sende değerli bir
şey varsa ve birisi o sevdiğin şeyi senden isterse, eğer
lâyıksa ondan esirgeme. Çünkü ne olursa olsun, kişi mezarına
bir şey alıp gitmez. Akıllıysan harcamanı gelirine göre yap, tâ
ki yoksulluk ateşi sana yol bulamasın. Elinde olanla yetin, çünkü
kanaat ikinci zenginliktir. Sakın açgözlü olma. Çünkü sana yük
olacak şey nerede olsa yetişir. İsrafın sonu yoksulluktur Ey oğul! İsraf etme. İsraf etmeyi mübarek bilme, kötü bil. Çünkü israf Allah'ın sevmediği şeydir. Allah'ın sevmediği şey kullar için uğursuzdur. Nitekim Allah buyurur: "İsraf etmeyin, muhakkak Allah müsrifi sevmez. Madem ki Allah müsrifi sevmiyor, sen de israfı ve müsrifi
sevme. Her felaket bir sebepten dolayı gelir. Yoksulluk da bir
felakettir ve onun sebebi israftır, İsrafın fakirlikten başka
sonucu yoktur. İnsanın kendi ihtiyacı için harcadığı
şey israf değildir. İsraf, gereksiz yerlere harcanan şeydir;
ne dünyasına, ne de ahiretine yaramayan şeydir. Sözde, sohbette, yemekte, içmekte ve her bir işte
israf iyi değildir. Çünkü israf, teni eritir, nefsi incitir, canı
daraltır ve diri insanı öldürür. Bu söze delil olarak, görmez misin ki çerağın
yaşaması yağladır, ama ölçüyle olduğu zaman.
İsraf ederlerse, yani yağı fitilin üstüne çıkacak
kadar koyarlarsa, alev hemen fitile boğulur ve çerağ söner. Yağ
ölçülü olunca çerağın hayatına yani yanmasına
sebepti, israf edip ölçüsüz yağ yakmak çerağın ölümüne
yani sönmesine sebep oldu. Bundan anlaşılıyor ki, çerağın
hayatı, yağdan değildir, itidaldendir; yani fitilin üstüne
çıkmayan yağdandır. İşte bunun için Yüce
Allah, israfı düşman olarak bildirmiştir. Bilginler de
israfı beğenmezler. Çünkü israfın sonu zarardır ve
yoksulluktur. Devamlı israf ederek rızkının kapısını
üstüne kapama. Gücün yettiğince kendini hoş tut, kendi işin
için gerekli harcamadan kaçınma. Bir şey senin için ne kadar
aziz olsa da, kendi canından daha aziz olmasın. Kısacası,
elde ettiğim ölçüyle harcamaya çalış. Rahat zahmettedir Ey oğul! Dünyada iki şey vardır: Halk birinden kaçar,
öbürünü sever. Bu dediğimin biri zahmettir, diğeri rahatlıktır.
Ama ikisi de insana gereklidir. Çünkü zahmet çeken rahata erer, rahat
yaşayan zahmete ermedikçe olmaz. Bugünkü zahmet yarının rahatıdır,
yarınki rahatlık da önceki günün zahmetidir. Ne elde edersen,
ikisini harca, ikisini sakla. Yani bir akçe dört dâniktir, yarısını
harca, yarasını da sakla. Ne kadar ihtiyacın olursa olsun
bundan fazlasını harcama, o yarım akçe birikir, bir
zaruret anında gerek olur. İşte o her gün artanı biriktir ve küçük
bir ihtiyaç için ona dokunma, onu unut, bir mirasyedi harcasın,
yani biriktirince böyle biriktirmek gerekir. Eğer yaşlanmadan
ölürsen "Hayırlı kişiydi, mirasçısına bu
kadar miras bıraktı" desinler. Yaşlanırsan zaten
işten güçten kalırsın, o zaman bu biriktirdiğin sana
destek olur. Borcun gecikmesi, dostu düşman eder Ey oğul!
Borç edinme, bir şeyini rehine koyma, faizle para
alma. Buna benzer işlerden dolayı halk içinde hor ve itibarsız
görülürsün. Öyleyse bu işleri kendine büyük günah bilmelisin. Bir dostuna ödünç vermişsen, artık ona "malımdır"
deme, o parayı o dosta bağışladın farzet. O
dostun kendiliğinden vermedikçe isteme, tâ ki gecikmesi sebebiyle
dostluk bozulup kesilmesin. Çünkü borcun gecikmesi, Elinde olandan hak" edenlere hayır etmeyi
esirgeme. Kimsenin malına tamah etme, tâ ki halkın gözünde büyüyesin.
Kendi malını kendin, elin malını da elin bil. Tok yere yemin etme, aldanma ve aldatma Ey oğul! Doğru için olsa bile yemin edici olmamaya çalış.
Halk içinde çok yemin edici olarak tanınma. Tâ ki mecbur kalıp
da yemin edersen yeminine inansınlar. Her ne kadar zengin olsan da güvenilir, doğru sözlü
ve iyi isim yapmış olmazsan kendini yoksul bil. Çünkü yalan söyleyenlerin
ve kötü isim yapmış olanların sonu yoksulluktur. Kimseyi aldatmamaya çalış ve sakın aldanma,
hele alış ve verişte. Çünkü insan alış verişte
çabuk aldanılır. Sabırlı ol, aceleci olma Ey oğul! Bütün işlerde sabırlı ol, aceleci olma.
"Sabretmek ikinci akıllılıktır" demişler.
Yani bir kişinin ne kadar aklı olursa ve bir işini sabırla
işlerse, aklı o kadar çok olur. Her işte kendi işinden habersiz olma, gafillik
ikinci ahmaklıktır. Yani gafil olan kişi ne kadar akılsızsa,
ahmaklığı ve akılsızlığı bir o
kadar daha artar. Sonra her işte bezgin olma, bezginlik ikinci
cahilliktir. Eğer sana iş ve güç kapansa, tezce işini açmaya
çalış, işin düzelmeye yüz tutuncaya kadar sabret, çünkü
hiç bir iş aceleyle iyi olmaz. Komşularına iyi davran Ey oğul! Eğer ev almak istersen öyle bir yerde satın al
ki, o mahallenin halkı iyi kişiler olsun. Sonra şehrin
ortasında ev al, ücra yerde alma. Önce komşusunu gör sonra
evini al, "Önce komşu, sonra ev" demişlerdir. Evi alınca komşuna çok hürmet et. Mahalle halkıyla
iyi geçin, hastalarını sor, ölüsü olana başsağlığı
dile, cenaze merasimine katıl. Komşunu sevinilecek bir işi
olursa sen de birlikte sevin, eğer üzülecek bir işi varsa sen
de birlikte üzül. İmkânın ölçüsünde komşuna hediye ver,
yiyecek giyecek gibi... Çünkü sen komşularınla iyi geçinecek
olursan, o mahallenin ileri gelenlerinden olursun. Komşunun çocuğunu
görünce sev, okşa, mahallenin yaşlılarını ağırla
ve hürmet et. Kusursuz dost arama Ey oğul! Dostsuz olma. Her kim dostlarının işiyle
ilgilenirse, dostları da onun işiyle ilgilenirler. Eğer o
ilgilenmezse dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun işini düşünüp
ilgilenmeyen kişiye hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi
âdet haline getir, tâ ki dostların çok olsun. Çünkü çok dost
arasında kişinin birçok ayıpları örtülür ve çok hüneri
açılır. Bundan dolayı kişinin dostunun çok olması
gerekir. Ama yeni dost tutunca eski dostlarından da yüzünü çevirme. Dostlarının dostlarını da düşün,
onlar da senin dostlarındır. Düşmanlarınla dost olan
dosttan da çekin. Ayrıca dostuna düşman olan dosttan da sakın.
Önüne kim gelirse sebepsiz yere seni şikâyet eden dostlardan uzak
dur. Böyle kişiden dostluk bekleme ve dünyada hiç kimseyi ayıpsız
sanma. İyilerle kötüleri birbirinden ayırd et. İyilerle
gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostluğun olsun. Çünkü
kişinin daima iyilere işi düşmez. Eğer bir kötü kişiye
işin düşerse dostluğun sebebiyle elde edersin. Öyleyse kötülerle
de dostluk et. Düşmanın güleryüzüne aldanma Ey oğul! Kimseye düşman olmamaya çalış. Eğer
bir kimse sana düşman olursa korkma ve önem verme. Çünkü, "düşmanı
olmayan kişi, düşmanın eğlencesi olur" demişlerdir.
Gizli ve açık, düşmanın işinden habersiz olma. Çünkü
o daima kötü tasarılarla seni aldatma hesaplan peşindedir. Sen
de bir an bile oun kötü oyunlarından kendini güvende sanmayasın. Düşmanının tasarladığı
oyunları her an sora dur, tâ ki düşmanın belâsına
ve âfetlerine uğramayasın. Sonra, fırsat düşmedikçe
düşmanlığını belli etme ve düşmanına
karşı ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düşmana
büyük göster. Ne kadar düşmüş olsan da ona durumunu alçak
gösterme. Düşmanının güleryüz göstermesine, tatlı
sözüne aldanıp gönül bağlama ve inanma. Eğer düşman
sana şeker gösterse, sen onu acı bir şey san. Düşmanın
ne kadar küçük olsa da, onu hor görme. Bir düşmanın senden aman dilerse, ne kadar düşmanın
olsa da ve sana ne kadar eziyet etmişse de sen ona aman ver ve düşmanın
aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düşmanın
yenilmesi, kaçması ve ölmesi nasılsa, aman dilemesi de öyledir.
Düşmanını güçsüz gördüğünde birden emin olup
oturma, onu arada sırada gözetleyedur. İkiyüzlü insanlardan uzak ol Ey oğul! Önce işi yapmaya; sonra yaptığını
söylemeye gayret et. Başkasının sana dil uzatmasını
istemiyorsan, sen de kimseye dil uzatma. Asla ikiyüzlülük etme ve ikiyüzlü insanlardan uzak ol.
Yedi başlı ejderhadan korkma, ama "evet" deyiciden
kork. Çünkü onun söz götürüp getirmekten bir anda yırttığını
sen bir yılda dikemezsin. Birisi senin bir ayıbını yakarlasa, o ayıbı
hemen kendinden uzaklaştır. Kendini itibarlı bir yere geçirme, tâ ki o yerden
uluorta aşağı inmeyesin. Özür dilememek için hatâ yapma Ey oğul! Olur olmaz her suç için kimseyi cezalandırmayı
düşünme. Eğer birisi bir suç işlerse, büyüklük göster
ve ondan özür dilemesini iste. Çünkü o suçlu Âdem oğludur, âlemde
suçu önce Âdem atamız işledi. Küçük bir suç için kimseyi suçlama, tâ ki seni de
başkaları yok yere suçlamasınlar. Yani "keşke böyle
yapmasaydı" diye suçlamasınlar. Yok yere öfkelenme, Kızgınlığını
yutmayı alışkanlık haline getir. Birisi senin yanında hata yapsa, sonra da dönüp af
dilese, o hatayı bağışlamayı boynunun borcu bil.
Çok büyük bir suç olsa da affetmek güzeldir. Her işlenen hataya
ceza verecek olsan büyüklüğün nerede kalır? Sonra özür dilememek için hatâ yapmamaya çalış.
Birisine karşı aniden hata işlersen özür dilemekten
utanma. Senden de suçlular af isterse sen de bağışla,
dileklerini kabul et. Cömert kimselerden bir şey iste Ey oğul! Eğer birisinden bir şey istemeyi düşünürsen,
önce onu dene, gör; o kişi cömert midir, yoksa cimri midir? Cömertse
ihtiyacını dile getir, ama dilek vaktini de gözet. Yani o kişinin
gönlü dar veya aç olduğu vakit dileğini dileme ki umduğundan
mahrum kalmayasın. Sonra dilersen mümkün olanı dile, ele geçmesi
mümkün olmayan şeyi dileme, tâ ki elde edebilesin. Bir istekte bulunmaya gittiğin vakit önce iyi sözler
tasarla ve hoş bir edep ve usûlle ortaya uygun bir söz at, sonra
buna uygun bir davranışla sözü maksadına getir ve
hacetini dile. Söylediğin sözlerle ona lütuf göster, "Hacet
vaktinde lütuf göstermek ikinci aracıdır" demişler,
yani lütuf, sözü geçen kişi gibidir. Lütuf göstermenin, ona en
yakınının söylemesi kadar yardımı vardır. Öyleyse bir dilekte bulunduğun kimsenin katında
kendini bir aciz kul yerinde görmelisin, "insan iyiliğe kuldur."
Biz Allah'a, her an Onun dergâhına ihtiyacımız olduğu
için kulluk ederiz. Eğer muhtaç olmasaydı, hiç kimse Allah'a
yüzünü ve yönünü döndürmezdi. Dilek diledin ve dileğin kabul edildi, verdiler, o kişiye
teşekkürünü yerine getir, onu hoşnut et. Böylece dileğin
artarak devam eder. Nitekim Allah buyurur: "Şükür nimet çokluğuna
sebep olur." Allah, şükreden kullarını sever. Hem, önceki dilek kabul olunca teşekkür etmek,
ikinci dileğin kabul olunmasının da umududur. Birisinden
bir dilekte bulundun, fakat dileğin kabul edilmedi; bunu da kendi
talihinden bil. Varıp o kişiyi halka şikâyet etme, "Hacetimi
bitirmedi" deme. Çünkü o senin halka şikâyet etmene önem
verseydi, hacetini bitirirdi. Gönlünde ilim sevgisini sağlamlaştır Ey oğul! Bütün ilimlerin içinde din ilminden büyük ilim yoktur.
Din, kökü birlik olan bir ağaçtır, dalları şeriattır
ve bunları birbirinden ayıran dünya menfaatidir. Gücün yettiği kadar din ilmine çalış,
din ilmini bilenlerin etrafında dolaş, tâ ki hem dünyayı
elde edesin, hem de âhireti ele geçiresin. Allah nasip ederse önce din
ilmine yapış, çünkü o gövdedir, kalanı daldır. Gövdesiz
dal istemek sapıklık nişanıdır. Eğer bu dediğim işlerden ilmi istersen
kanaatkar ol, yani helâli ve haramı seçici ol, açgözlü olma. Gönlünde
ilim sevgisini sağlamlaştır, dünya sevgisini gider. Şöyle
ki: İlme dost olmalısın, dünyaya düşman. Cefaya ve
zahmete dayanıklı ol. Gece uyumayı ve erken uyanmayı
huy edin. Yanından kitap eksik olmasın Ey oğul! Yazmaya ve okumaya karşı çok hırslı
ol, yani yazmaktan ve okumaktan başka hiçbir şeye isteğin
olmasın. Gayet alçakgönüllü ol, burnu büyük olma. Okumaktan üşenme,
ne okursan ezberle ve ezberini tekrarla. Âlimleri sev ve daima ilim ehline yakınlaş,
onların katında saygılı ol, edepsiz olma. İlim öğrenmekte
hırslı ol, unutkan olma. Ama hocana ve her iyilik gördüğüne
karşı haktanır ol. Yanından kitap, kalem eksik olmasın.
Gönlün bunlardan başka şeylerle uğraşmasın. Uzak fikirli ve ince bakışlı ol Ey oğul! Ne işitirsen aklından tutmaya çalış.
Sözü az söyle, ileri görüşlü ve ince fikirli ve kusursuz ol,
kusurluluğa razı olma. Çünkü bir ilim talibi bu dediğim
gibi olursa, çok süre geçmeden benzeri bulunmayan bir âlim olur. Eğer çalışıp âlim olursan, gayet
dindar olmalısın. İbadette, namaz, oruç ve taat bucağına
komşu ol, elbiseni daima temiz tut ve hazır cevap ol. Sana
sorulan her türlü meselede düşünmeden cevap verme. Uygunsuz
hareketlerin hoşuna gitmesin. Başkasının uygunsuz sözüyle
hareket etme. Kendi görüşünü başkasının görüşünden
üstün tutmamaya çalış. Zayıf bir mesele için, "Bu
meselenin iki yüzü ve iki söylenişi vardır" deyip
hareket etme. Şeriatın hükümlerini iyi koru Konuşma sırasında kaskatı kesilip
durma. Karşına, sağına soluna bakarak konuş ve
hararetli hararetli konusurken, sözü çevirip gevşek gevşek
konuşma. Toplulukta seni dinleyen halkı her an kontrol et.
İnce görüşlülükle iyiden iyiye bak, eğer ağır
nükteler hoşlarına gidiyorsa güzel nükteler yap. Yok, eğer
ämiyane nükteler istiyorlarsa sen de amiyane konuş. Toplulukta söylediğin
her sözü aklında tut ve aynı unutma ki bir toplulukta onu
tekrar etmeyesin. Her an açık yüzlü ol, asık yüzlü olma.
Tenini ve giysini daima temiz tut, şeriatın hükümlerini, içinde
ve dışında iyi koru: Namaz gibi, oruç gibi ve nafile
ibadet gibi... |